Türkiye’nin yakın geçmişindeki en önemli olayların başında gelen 12 Eylül 1980 darbesi uzun süren bir sürecin finaliydi.
Üke 1970’lerin ikinci yarısından itibaren siyasi şiddetin, ekonomik sorunların ve siyasi istikrarsızlığın giderek ağırlaştığı bir dönemden geçiyordu. Sonradan anlaşıldı ki askerî müdahale için hazırlıklar darbeden aylar önce başlamıştı.
İşte 12 Eylül’e giden yolun kilometre taşları:
14 Ekim 1979-Siyasi dengeler değişti
Milletvekili ara seçimlerinde Bülent Ecevit liderliğindeki CHP ağır bir yenilgi aldı. Ecevit hükümeti kısa süre sonra istifa etti. 12 Kasım’da Süleyman Demirel başkanlığında yeni hükümet kuruldu.
Türkiye artık yalnızca sokaktaki şiddetle değil, hükümet kurmakta zorlanan ve giderek kilitlenen siyasi sistemle de karşı karşıyaydı.
27 Aralık 1979-Askerden hükümete uyarı
Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve kuvvet komutanları, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’e bir “uyarı mektubu” verdi.
Mektupta ülkedeki siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunların ağırlaştığı belirtiliyor, anayasal kuruluşların görevlerini yerine getirmesi gerektiği vurgulanıyordu.
Bu mektup, askerî müdahalenin artık yalnızca ihtimal olarak değil, siyasi gündemin önemli bir parçası olarak ortaya çıktığı kritik dönüm noktalarından biriydi.
24 Ocak 1980-Ekonomide yeni dönem
Süleyman Demirel hükümeti, Turgut Özal’ın hazırladığı “24 Ocak Kararları”nı açıkladı.
Kararlarla ekonomide dışa açılma, ihracata dayalı büyüme, fiyatların serbestleşmesi ve devletin ekonomideki ağırlığının azaltılması hedefleniyordu.
Ancak bu programın uygulanabilmesi için siyasi istikrar gerekiyordu. Türkiye ise tam tersine, siyasi şiddet ve hükümet krizleriyle sarsılıyordu.
27 Mayıs 1980-Gün Sazak öldürüldü
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve eski Gümrük ve Tekel Bakanı Gün Sazak, Ankara’da öldürüldü.
Cinayet, sağ ve sol gruplar arasındaki çatışmaların ulaştığı noktayı bir kez daha gösterdi. Ülkede siyasi cinayetler ve silahlı çatışmalar günlük hayatın parçası haline gelmişti. Dönemin siyasal ve toplumsal gerilimi, 12 Eylül öncesinin en belirgin özelliklerinden biriydi.
4 Haziran 1980-“Bayrak Harekâtı” planlandı
Genelkurmay İkinci Başkanı Haydar Saltık, askerî müdahale için hazırlanan gizli kod adı “Bayrak Harekâtı” olan planı Kenan Evren’e sundu.
Böylece müdahale düşüncesi somut bir askerî plana dönüşmüştü.
1-2 Temmuz 1980-Darbe ertelendi
Komuta kademesi, müdahalenin 11 veya 12 Temmuz tarihinde yapılmasını planladı.
Ancak 2 Temmuz’da Demirel hükümeti TBMM’den güvenoyu aldı. Bunun üzerine askerî müdahale ertelendi.
12 Eylül tarihi önceden belirlenmiş tek seçenek değildi. Müdahale için daha erken bir tarih düşünülmüş, siyasi gelişme üzerine plan ertelenmişti.
26 Ağustos 1980-Yeni tarih
Ağustos ayındaki komuta toplantılarında askerî müdahale yeniden değerlendirildi ve operasyon tarihi olarak 12 Eylül 1980 belirlendi. Artık geriye, planın uygulanması kalmıştı.
5 Eylül 1980-Emirler birliklere ulaştırıldı
Harekât emrini içeren kapalı zarflar, Türkiye’nin çeşitli bölgelerindeki komutanlıklara gönderildi.
Zarflarda operasyonun 12 Eylül saat 04.00’te başlayacağı bildiriliyordu.
Türkiye’nin büyük bölümünün haberi yoktu ama darbenin son hazırlıkları artık tamamlanmıştı.
6 Eylül 1980-Konya Mitingi
MSP’nin Konya’da düzenlediği Kudüs Mitingi, 12 Eylül’den yalnızca altı gün önce yapıldı.
Miting sırasında laiklik tartışmalarını daha da büyüten görüntü ve sloganlar ortaya çıktı. Bu olay, darbe öncesindeki siyasi atmosferin son önemli gelişmelerinden biri oldu.
12 Eylül 1980-Bayrak Harekâtı başladı
Gece yarısından sonra askerî birlikler harekete geçti.
Sabaha karşı TRT radyosunda Milli Güvenlik Konseyi’nin 1 numaralı bildirisi okundu ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yönetime el koyduğu açıklandı. TBMM ve hükümet feshedildi, siyasi partilerin faaliyetleri durduruldu ve ülke genelinde askerî yönetim başladı.
Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve kuvvet komutanlarından oluşan Milli Güvenlik Konseyi ülkenin yönetimini devraldı.
Ama darbe 12 Eylül’de bitmedi.
12 Eylül sonrasında siyasi partiler kapatıldı, yüz binlerce insan gözaltına alındı, tutuklamalar ve işkenceler yaşandı; sendikal ve siyasal faaliyetler ağır biçimde sınırlandırıldı. Askerî yönetimin hazırladığı yeni anayasa 7 Kasım 1982’de halkoyuna sunuldu ve kabul edildi.
Genel seçimler 6 Kasım 1983’te yapıldı. Milli Güvenlik Konseyi’nin doğrudan yasama yetkisini kullandığı dönem ise yeni TBMM’nin Başkanlık Divanı’nın oluşmasıyla 6 Aralık 1983’te sona erdi.
Bu nedenle 12 Eylül’ü yalnızca “askerlerin yönetime el koyması” olarak görmek eksik bir değerlendirme olur.
Darbenin arkasında yıllar boyunca biriken siyasi şiddet, ekonomik kriz, siyasi tıkanma ve askerî müdahale hazırlıkları vardı.
12 Eylül sabahı bütün bu sürecin en sert dönüm noktasıydı.
İlgili yazı:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
