Cuma, 12 Haz 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
GünlükManşet

Bugünkü köşe yazılarından

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 12 Haziran 2026 07:37
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Tedbiren kapalı-Sertaç Eş (Cumhuriyet)

“Gördünüz mü parti yönetmek ne kadar kolaymış? Yok efendim, iki yılda bir kongre, kurultay yapacakmışsın; yetkili kurullar oluşturacakmışsın; tüzüğe uyacakmışsın, Siyasi Partiler Yasası’nı gözetecekmişsin, anayasaya dikkat edecekmişsin, falan falan… Alırsın bölge adliye mahkemesinden bir karar, sonra her şey gaz ve toz bulutu. Ne de olsa burası Türkiye… Beş yılda bir seçmenden oy alırsın yönetmek için… Sonra “Bak ben oy aldım” der, her şeyi yaparsın. Hukuk, kanun, mahkeme, yargıç, yargılama… Geçiniz efendim.

Kılıçdaroğlu, İBB yargılamalarında ifade veren ve vicdanı olan herkesi ağlatan Fatoş Türker’e yaşatılanlara seyirci kalan yargı sistemine güveniyor. O yargı sistemince oturtulduğu CHP Genel Başkanlığı koltuğunda ihraçlara başladı. Haklı, çok büyümüştü CHP. Hatta iktidara yürüyordu.

Özel çağrı yapıyor:

Hukukçular otursun, uzlaşsın bir yol bulalım.

Tedbir var… 

Karayalçın çağrı yapıyor:

Arındıracağım diyorsan, bir yandan arındır, yargıya taşı her şeyi ama bir yandan da kurultay yapalım.

Tedbir var…

Zeynel Emre, iki eline iki tüzük yapışık yaşıyor. Uyarıyor:

PM’den onay almamış bir MYK olmaz.

Tedbir var…

Emre yine uyarıyor:

MYK’nin milletvekillerini ihraç yetkisi yok. Yanıt yine aynı:

Tedbir var…

Hukukçu Afşin Hatipoğlu uyarıyor; PM düştü, parti yönetilemez, harcama yapılamaz, kurultay yapılmalı. Yanıt değişmiyor:

İsterse PM beş kişiye düşsün, yapacak bir şey yok, tedbir var.

Kılıçdaroğlu artık çağdaş uygarlık seviyesinden değil, Türkiye’nin Osmanlı coğrafyasında varolması gerektiğinden bahsediyor. Tabii kafasında “Kudüs valisi”ni belirledi mi, henüz bilgimiz yok.

Sınıf arkadaşı Bahçeli ile bu yaştan sonra yol arkadaşlığı da başlamış gibi. İkisi de “CHP arınsın” diyor.”

O soruşturma dosyasında Özgür Özel için yapılan tespit-Aytunç Erkin (Nefes)

“8 Haziran’da gazeteci dostum Barış Terkoğlu, Cumhuriyet’teki köşesinde yazdı: “Hedef: Özgür Özel.” Salı günü gerçekleşen grup toplantısı “düellosundan” dolayı gündemdeki yerini hak ettiği şekilde alamadı bu yazı! Ancak… Çok önemli. Yazıya geçmeden önce Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un salı günü NEFES’te yayımlanan röportajımda kurduğu şu cümleyi hatırlatmak istiyorum.

Kurtulmuş’a soru şuydu:

“Fezlekeler meselesi… CHP’de Özgür Özel, grup başkan vekilleri hakkında fezlekeler var. Mecliste bu konuda normal prosedürün dışında yapılacak bir şey var mı? Bir de temmuzda Meclis tatile girerse o zaman fezlekeler duracak mı, nasıl ilerleyecek o süreç?”

Meclis Başkanı da şu yanıtı verdi:

“Meclis’te şu anda bile çok sayıda fezleke var. Bunların hiçbirisi doğal olarak gündeme getirilmiyor. Yani fezleke meselesi bambaşka bir siyasi oyunun kapısını açar. Dolayısıyla bakalım. Süreç henüz oralara gelmedi.”

Şimdi gelelim Terkoğlu’nun 8 Haziran’daki yazısına: “İBB iddianamesinden bu yana yaşananlar yeni bir aşamada olduğumuzu gösteriyor. Özgür Özel liderliğine doğru sürecin ilerlediğini gösteriyor. Aslında ipucu butlan kararından 6 ay önce, 11 Kasım’da tamamlanan İBB iddianamesinde var: 38. İstanbul il kongresinde ‘delegeleri satın alarak’ desteklediği il başkanının seçilmesini sağlayan örgüt liderinin, 4-5 Kasım 2023 tarihinde yapılan CHP 38. Olağan Kongresi’nde, Kemal Kılıçdaroğlu’nun karşısında aday olarak Özgür Özel’i belirlediği, İstanbul il başkanlığı seçimlerinde yaşanan sürecin benzerinin genel kurultayda da yaşandığı, ‘delegelerin satın alınarak’ Özgür Özel lehine oy kullanmaları sağlanmıştır. Kamuoyu Özel’in CHP içinde mi yoksa yeni partiyle mi yol yürüyeceğini konuşurken belli ki yargı da Özel liderliğine darbe vurmanın zeminini hazırlayacak dosya altyapısı hazırlığında. Her yerden sızdırılan ifade, dosya, operasyon kokusu bize bunu gösteriyor.”

Bu yazıyı ve Numan Kurtulmuş’un bana verdiği röportajı düşünürken geçen hafta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “Yetkisizlikle” Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği dosyalara baktım.

Kamunun davacı olduğu ve hakkında iddiada bulunan parlamenterler Özgür Özel ve Veli Ağbaba.

Suç tarihi ve yeri olarak da 5 Kasım 2023 olarak yazılmış. Soruşturma evrakından aktarıyorum:

“4 Kasım 2023 ve 5 Kasım 2023 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’nda genel başkan adaylarından halen CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel seçimin ikinci turunda genel başkan seçilmiştir. Ancak kurultayın yapıldığı andan itibaren delegelerin iradesinin fesada uğratıldığına, genel başkanlık seçiminin yapıldığı salonda delege pazarlığı yapıldığına ilişkin iddiaların ortaya çıkması üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma işlemlerine başlanılmış ve Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’ne dava açılmıştır.”

Sonrasında… İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım ile Turgut Koç’un cep telefonlarını incelediği ve incelemelerde CHP kurultayıyla ilgili mesajların tespit edildiği yer aldı:

“Soruşturma dosyasında şüpheli olarak yer alan Turgut Koç’un CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ile yakın ilişki içerisinde olduğu, Ağbaba’dan aldığı talimatlar ile başta Çankaya Belediyesi olmak üzere CHP’li belediyelerde iş takibi yaptığı…”

Yine aynı şekilde Özkan Yalım’ın da delege pazarlığı yaptığı dosyada yer aldı.”

İşkenceciyi korumak sistematik uygulama-Mehmet Y. Yılmaz (T24)

İBB davasının 15 aydır tutuklu olan sanıklarından eski Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’e gözaltına alındıktan sonra yapılan “çıplak aramayı”, İstanbul Emniyet Müdürlüğü “mevzuata aykırı herhangi bir uygulama yapılmadı” diye savundu.

Beklenen bir şey zaten bu.

Türkiye’de, işkence ve kötü muamele belki sistematik bir uygulama değil ama sistematik olan bir şey var: İşkenceci memuru koruma refleksi!

Koruma, ilk derece amirlerinden itibaren başlar, silsile-i meratip takip ederek devam eder, olur da mahkemeye düşerse koruma görevini bu kez savcılar ve hâkimler yerine getirir.

Böylece bu tür işlerde kullanılan kişilere “cezasızlık sinyali” verilir ki başlarına bir iş gelmeyeceğinden emin olsunlar.

Mağdurun şikâyetini ciddi olarak araştırmak diye bir idari usulümüz yoktur.

Ve bütün bu süreçte yer alan işkenceci tiplerin ezici çoğunluğu dışardan bakıldıklarında normal insan gibi de görünürler.

Aileleri vardır, kendilerine göre vicdanlı olduklarını düşünürler, günaha girmekten korkarlar filan falan!

Geçen gün bu köşede The New York Times’da yayımlanan bir haberden söz etmiştim. Otoriter rejimlerin bu tür kirli işlerini yürütecek eleman bulmakta çok da sıkıntı çekmeyeceklerini anlatan bir haberdi bu. (Nasıl oluyor da oluyor?)

Fatoş Pınar Türker’in kendisine yapılan işkenceyi anlattığı haberleri takip ederken otoriter rejimlerin “insan kaynakları yönetiminin” sonuçlarını gördüm.

Hermann Hesse’nin “İnanç da Sevgi de Aklın Yolunu İzlemez” isimli aforizmalar kitabında okuduğum bir alıntıyı hatırladım.

Hesse şöyle yazıyor:

“Kendi adına en ufak bir ahlak yasasını çiğnemekten kaçınan insan, içinde yaşadığı toplum ve vatan söz konusu oldu mu, her şeyi yapmakta, en yasak, en korkunç eylemlere bile kalkışmakta özgür hisseder kendini; başka zaman kötü diye bilinen tüm içgüdüsel davranışlar bu durumda görev ve kahramanlığa dönüşür.”Dünya tarihinin önde gelen canileri ile bugünün isimsiz canavarlarını birleştiren ortak payda bu sanırım.

Hitler, Mussolini, Stalin… Bin Ladin, Çakal Carlos… Netanyahu, Mladiç, Jivkov, Esad… Bunlar isimlerini bildiklerimizin küçük bir bölümü.

İsimlerini bilmediklerimizin sayısı ise havsalamızın almakta zorlanacağı kadar olmalı.

İşkenceciler, insanları silah zoruyla yerlerinden yurtlarından koparıp göçmen kamplarının çaresizliğine sürenler.

Dağılmakta olan bir mitingden sessizce ayrılan kadını coplayan polis, bilmem kaç gündür tutuklu olan kadına çıplak arama yapan memur gibiler de var.

Soracak olursanız hepsinin kendilerince geçerli bir açıklamaları vardır.

Kimisi bir “dava” için yapıyordur, kimisi “amirim emretti” diye!Çoğu yaptığı işin ne kadar aşağılık olduğunun farkında bile değildir.Onlar için dünya siyah ve beyazdan oluşur. Gri tonlara yer yoktur.Bu yüzden de hiçbir zaman yalnız değillerdir.

Onlara hatırlatmak isterim ki bu suçlarda zaman aşımı yok.”

Butlanizmin hazin âkıbeti-Zafer Arapkirli (BirGün)

Yaşanan son olaylar, Türkiye siyasi tarihinin de en ilginç sayfalarından birinin gözlerimizin önünde adeta jet hızıyla yazıldığını gösteriyor. Bu sayfayı yazanlar, (hattâ bir gözlemle) ve “yazdırılanlar” arasında Kemal Kılıçdaroğlu başrol oyuncusu konumunda.

2023 senesinin 5 kasım gününden itibaren içindeki intikam ateşini söndüremeyen, bu ateşin büyük bir alev topuna dönüşmesi için var gücüyle gayret gösteren, bu uğurda gözü hiçbir şey görmeyen ve muktedirin yazdığı meş’um bir senaryonun parçası olmayı bile dert edinmeyen Eski CHP Genel Başkanı, bugün geldiği noktada tarihe malolacak ibretlik bir konuma düşürmüştür kendisini.

Şurada, çok değil 3 gün sonra 9’ncu yıldönümünü (15 Haziran – 9 Temmuz 2017) hatırlayacağımız Adalet Yürüyüşü’nün öncüsü “Halkçı Kemal”, adım adım bir intihar senaryosunun oyuncusu olmayı kabul ederken, maalesef esir olduğu o intikam ateşinin korunda kendini yakmayı bile göze almıştır.

Siyasette de başka örgütlenmeler içinde de, birlikte mücadele ettiğiniz insanlar sizin arkanızdan iş çevirebilirler. Bu, her partide ya da başka teşekkül içinde yaşanabilecek tarih kadar eski bir fenomendir. “Brütüs”ün taklitleri, kopyaları tarih boyunca hep çıkar ve birilerini arkasından harçerleyebilir. O “Brütüs”lere de kimi zaman yaşadığınız, nefes aldığınız müddetçe büyük bir öfke, kin ve nefret duyabilirsiniz.

Asla unutmazsınız. Onlar hakkında bildiğiniz ya da bilmediğiniz, hissettiğiniz ya da sadece kuşkulandığınız her türlü kötü yakıştırmaya inanabilir, hattâ somut olarak önünüze koyulan deliller üzerinden de cezalandırma planları yapabilirsiniz.

Kılıçdaroğlu’nun “arınmak” diye özetlediği şeyler, bir zamanlar en yakın çevresinde bile yer almış bir takım kadroların “ne olduğunu sonradan kavramış olmaktan” kaynaklı bir “çılgınca infaz” duygusunu da içinde alevlendirmiş olabilir.

Muktedirin güdümündeki yargı mekanizmasının, yasalara aykırı biçimde “verdirdiği” açıkça belli olan “Mutlak Butlan” kararı da bu rövanşist duyguların üzerine galonlar dolusu benzin dökmüş gibi etki yapabilir. Rövanşizm ile Butlanizm’in o ölümcül buluşmasının ürettiği kokteylin tadı da insanı iyice tahrik edebilir.”

BYD kime küstü?-Dr. Hakan Çınar (Dünya)

“Belki de asıl soru, BYD’yi ikna etmek için ge­rekenleri yapabildik mi? Dünyanın en bü­yük elektrikli araç üreticilerinden biri olan BYD’nin Türkiye’de kurmayı planladığı 1 milyar dolarlık yatırımın askıya alındığına yönelik ha­berler iş dünyasında doğal olarak büyük yankı uyandırdı.

Reuters’a konuşan BYD Başkan Yar­dımcısı Stella Li, şirketin önceliğinin şu anda Macaristan olduğunu, Türkiye yatırımının ise beklemeye alındığını ve üretim için herhangi bir takvim bulunmadığını açıkladı. Bu gelişme üzerine birçok kişi aynı soruyu sormaya başla­dı: BYD kime küstü?

Ancak bana göre doğru soru bu değil. Asıl sor­mamız gereken soru şu: Türkiye, BYD gibi küre­sel yatırımcıların ihtiyaç duyduğu yatırım orta­mını yeterince güçlü biçimde sunabiliyor mu?

Öncelikle konuyu duygusal zeminden çıkar­mak gerekiyor. BYD’nin kararı Türkiye’ye kar­şı alınmış siyasi veya duygusal bir karar değil. Bu tamamen küresel üretim ve tedarik zinci­ri stratejilerinin sonucu.Şirketin Avrupa’daki ilk fabrikasını Macaristan’da kurduğu ve kay­naklarını öncelikle bu tesisin devreye alınma­sına yönlendirdiği görülüyor. Şirket yönetimi de açık biçimde önceliğimiz Macaristan” açık­laması yaptı. Küresel şirketler ülkeleri sevmez veya sevmezlik yapmaz, Küresel şirketler yatı­rım getirisine bakar.

Burada dürüst olmamız gerekiyor. Türkiye bu­gün hâlâ Avrupa’nın en önemli üretim üslerinden biri. Güçlü bir otomotiv yan sanayisine, yetişmiş insan kaynağına ve stratejik coğrafi konuma sa­hip. Ancak yatırım kararlarında artık yalnızca bu avantajlar yeterli olmuyor. Bir yatırımcı için şu sorular çok daha önemli hale geliyor:

Enerji maliyetleri ne kadar öngörülebilir, fi­nansmana erişim ne kadar kolay, hukuki süreç­ler ne kadar hızlı, gümrük ve lojistik süreçleri ne kadar verimli, tedarik zinciri ne kadar istikrar­lı, uzun vadeli yatırım planlaması yapılabiliyor mu? Küresel yatırımcılar artık sadece bugünü değil, önümüzdeki 10-15 yılı satın alıyor. Belir­sizlik arttıkça yatırım iştahı azalıyor.

Macaristan son yıllarda Avrupa’nın elektrik­li araç üretim merkezi olma yönünde ciddi bir strateji izledi. Çinli üreticiler için Avrupa Birli­ği içinde üretim yapabilme imkânı sunarken ay­nı zamanda yatırım süreçlerini hızlandırdı, alt­yapı yatırımlarını tamamladı ve üretim kümeleri oluşturdu. BYD’nin Avrupa önceliğini Macaris­tan’a vermesinin temel nedenlerinden biri de bu.”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Krize Moskova’dan bakış
Sonraki Makale Dünya Kupası programı

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörGünlük

Gazeteciye “sarı zarf” suçlaması

Medya Günlüğü
12 Haziran 2026
GünlükManşet

Dünya Kupası programı

Medya Günlüğü
12 Haziran 2026
ManşetMG Özel

Krize Moskova’dan bakış

Fuad Safarov
12 Haziran 2026
*Günlük

Azat için özgürlük kampanyası…

Medya Günlüğü
12 Haziran 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?