ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Erivan ziyareti, Güney Kafkasya jeopolitiğinde yeni bir dönemin somut bir başlangıcı olarak değerlendiriliyor.
Hindistan dönüşünde uçağı Erivan’a yakıt ikmali için inen Rubio, Zvartnots Havalimanı’nda yaklaşık 40 dakika kalsa da önemli belgeler imzaladı.
Ziyaret Ermenistan’ın Rusya merkezli güvenlik ve ekonomik mimariden kademeli biçimde uzaklaşarak Batı eksenli yeni bir stratejik hatta yöneldiğinin simgelerinden biri de durumunda. Özellikle ziyarette atılan Trump Uluslararası Barış ve Refah Yolu (TRIPP) kapsamında Stratejik İş Birliği Çerçeve Anlaşması, kritik mineraller anlaşması, yapay zekâ ve yarı iletken iş birlikleri ile kapsamlı stratejik ortaklık bildirgesi gibi adımlar Washington’un Erivan’ı Avrasya rekabetinin ileri karakollarından biri olarak gördüğünü ortaya koyuyor.
Bu bağlamda Rubio’nun ziyareti, Ermenistan-ABD ilişkilerinin derinleşmesinin yanı sıra Rusya’nın Güney Kafkasya’daki nüfuzunun sistematik biçimde aşındırılması sürecinin yeni aşaması olarak okunuyor.
Ziyaretin ise zamanlaması da dikkat çekiyor. Çünkü Ermenistan, 7 Haziran’da yapılacak parlamento seçimlerine giderken içeride yoğun kutuplaşma yaşamakta. Dışarıda ise Moskova ile Brüksel-Washington hattı arasında stratejik tercih baskısıyla karşı karşıya bulunuyor.
Rubio’nun Erivan’da imzaladığı belgeler incelendiğinde, ABD’nin Ermenistan’a yaklaşımının klasik diplomatik destek düzeyini aşmış görünüyor. Özellikle TRIPP anlaşması, Güney Kafkasya’da yeni bir ekonomik-jeopolitik koridor inşasını hedefliyor.
Yine anlaşmanın temel amacı Ermenistan üzerinden Azerbaycan ile Nahçıvan arasında yeni bağlantılar kurarak, Trans-Hazar ticaret yolunu güçlendirmek ve Ermenistan’ı bölgesel lojistik merkezine dönüştürmek.
Ancak burada asıl dikkat çekici unsur, projede ABD sermayesinin ve denetiminin merkezi rol üstlenmesi. Zira belgede kurulacak TRIPP Development Company (TDC) yapısında hisselerin yüzde 74’ünün ABD tarafına ait olması planlanıyor.
Bu durum, Washington’un Ermenistan’da uzun vadeli stratejik nüfuz altyapısı kurduğunu gösteriyor. Özellikle demiryolu, enerji hatları, fiber optik ağlar, doğal gaz boru hatları ve kritik altyapı projelerinin TRIPP kapsamına alınması:
ABD’nin Güney Kafkasya’yı Çin-Rusya-İran eksenine karşı alternatif Avrasya koridoru olarak yapılandırma arzusunu işaret ediyor.
Rubio’nun açıklamalarında sıkça kullandığı “barış”, “refah” ve “bölgesel entegrasyon” söylemleri ise klasik Amerikan jeostratejik dilinin yumuşak güç versiyonu. Washington açısından Ermenistan artık sadece Moskova’nın eski müttefiki değil. Aynı zamanda Rusya’nın güney çevreleme hattında kullanılabilecek stratejik ortak konumunda
Rubio ziyaretinin en önemli boyutlarından bir diğeri de kritik mineraller ve nadir toprak elementleri anlaşması oldu.
Son yıllarda küresel güç rekabetinin merkezine yerleşen enerji kadar yarı iletkenler, yapay zekâ ve nadir toprak elementleri Çin’in bu alandaki hâkimiyetine karşı ABD, alternatif tedarik zincirleri oluşturma stratejisi izlemekte. İşte Ermenistan’ın da bu yeni zincire entegre edilmesi, Washington’un Güney Kafkasya’yı güvenlik ile beraber teknoloji-politik perspektiften de yeniden şekillendirdiğini göstermekte.
Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan’ın “Ermenistan yeni tedarik yollarının en önemli lojistik merkezlerinden biri olabilir” açıklaması ise bu stratejik dönüşümün özeti niteliğinde.
Özellikle NVIDIA bağlantılı süreçlere yapılan vurgu, yarı iletken üretimi, yapay zekâ ve teknoloji yatırımları üzerinden Ermenistan’ın Batı merkezli dijital ekonomiye eklemlenmek istendiğini gösteriyor. Bu süreç, klasik askeri ittifaklardan farklı olarak ekonomik bağımlılık ve teknoloji entegrasyonu üzerinden ilerleyen yeni nesil nüfuz modeli olarak durmakta.
Paşinyan’a destek
Rubio ziyaretinin en kritik siyasi boyutu ise yaklaşan seçimler öncesinde Başbakan Nikol Paşinyan yönetimine verilen açık destek mesajı oldu.
Rubio’nun açıklamalarında Paşinyan’ın “barış vizyonu”na özel vurgu yapması tesadüf değil. Çünkü Washington açısından Paşinyan, Ermenistan’ın Batı’ya entegrasyon sürecinin ana siyasi aktörü. Özellikle Karabağ sonrası süreçte Moskova’ya yönelik toplumsal hayal kırıklığı, Paşinyan yönetiminin Batı’ya yakınlaşma politikasını hızlandırdı.
7 Haziran seçimleri bu nedenle yalnızca iç siyasi rekabet olduğu kadar aynı zamanda Ermenistan’ın jeopolitik yönelimine ilişkin bir referandum niteliği taşımakta. AGİT’in seçim ortamını “yüksek derecede kutuplaşmış” olarak tanımlaması da bunu gösterir nitelikte.
Washington’un Rubio düzeyinde gerçekleştirdiği ziyaret, seçim öncesi Paşinyan’a verilen güçlü uluslararası meşruiyet desteği olarak okundu. Ayrıca ABD, Ermenistan’da Rusya yanlısı blokların yeniden güç kazanmasını istememekte. Paşinyan üzerinden Batı eksenli dönüşümün sürdürülmesini hedeflemekte.
Rubio ziyaretinin hemen öncesinde Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov tarafından yapılan açıklamalar ise Moskova’nın rahatsızlığını açık biçimde ortaya koydu.
Peskov’un, Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği’nden ayrılması halinde doğal gaz fiyatlarının piyasa koşullarına döneceğini söylemesi, teknik ekonomik açıklamadan çok siyasi uyarı niteliğinde. Kremlin aslında Erivan’a şu mesajı veriyor: “Batı’yı seçersen ekonomik bedel ödersin.”
Rusya’nın Ermenistan’a yıllardır uyguladığı düşük fiyatlı enerji politikası, Moskova’nın Güney Kafkasya’daki nüfuz araçlarından biri. Dolayısıyla Peskov’un açıklaması da, enerji kartının yeniden masaya sürüldüğünü gösteriyor.
Bu durum aynı zamanda Rusya’nın Ermenistan üzerindeki geleneksel nüfuzunun zayıfladığının da işareti. Çünkü Moskova artık güvenlik garantileri dışında ekonomik baskı araçlarıyla Erivan’ı caydırmaya çalışıyor
Karabağ savaşından sonra Ermeni kamuoyunda oluşan “Rusya bizi yalnız bıraktı” algısı, Paşinyan yönetiminin Batı’ya yönelmesini kolaylaştırırken. ABD ise tam bu kırılma anında devreye girerek Ermenistan’ı yeni Avrasya stratejisinin parçası haline getirmeye çalışmakta.
Yeni denge arayışı
TRIPP anlaşmasının Ermenistan-ABD ilişkisi ile birlikte aynı zamanda Güney Kafkasya’nın yeniden dizayn edilmesi projesi olarak görülmesi gerekir. Anlaşmada Azerbaycan bağlantısına yapılan vurgu ve Türkiye-Ermenistan normalleşmesine ilişkin ifadeler, Washington’un bölgesel entegrasyonu ekonomik koridorlar üzerinden inşa etmek istediğini gösteriyor.
ABD’nin amacı Rusya’nın bölgedeki tek belirleyici güç olmasını engelleyerek, Çin’in Orta Koridor etkisini dengelemek ve İran’ın kuzey hattındaki etkisini sınırlamak olarak göze çarpıyor. Bu nedenle Ermenistan artık sadece küçük bir Kafkas ülkesi değil küresel güç rekabetinin yeni jeopolitik düğüm noktalarından biri haline geliyor.
Rubio’nun Erivan ziyareti, sembolik diplomatik temasın çok ötesinde stratejik anlam taşıyor. Bu ziyaret Ermenistan’ın Batı’ya yönelişinin kurumsallaşması, ABD’nin Güney Kafkasya’da yeni nüfuz mimarisi kurması ve Rusya’nın bölgedeki geleneksel hakimiyetinin sorgulanması açısından tarihi bir dönüm noktası.
7 Haziran seçimleri ise Ermenistan’ın iç siyasi geleceğini dışında Güney Kafkasya’nın hangi jeopolitik eksende şekilleneceğini belirleyecek kritik eşik olacağa benziyor.
Fotoğraf: Ermenistan Dışişleri Bakanlığı
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
