Salı, 5 May 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
ManşetSerbest Kürsü

TSK’nin hava araçları

Alper Eliçin
Son güncelleme: 4 Mayıs 2026 19:20
Alper Eliçin
Paylaş
Paylaş

Son aylarda Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) üç önemli hava platformu kazası gerçekleşti.

Bunların ilki Azerbaycan’dan gelmekte olan bir C-130E model nakliye uçağımızın 11 Kasım 2025 tarihinde,  Gürcistan hava sahasına girdikten hemen sonra Sighnaghi üzerinde havada üç parçaya ayrılarak düşmesi oldu. 57 yaşında olan 68-1609 kuyruk numaralı bu uçakta 20 havacı personelimiz şehit oldu. Düşen uçak Suudi Arabistan’dan ikinci el olarak alınmış ve 2012’de envantere katılmıştı. İleri yaşına rağmen C-130 filomuzun en genç uçakları arasındaydı. Erciyes Projesi kapsamında, kullanım süreleri 2040’a kadar uzatılmaya çalışılan uçaklar arasındaydı. Öte yandan, Erciyes Projesi’nin ağırlıklı olarak bir aviyonik ve kokpit yenilemesi olduğunu, gövdenin elden geçirilmesinin çok kısıtlı kaldığını biliyoruz.

Nihai kaza raporu henüz açıklanmamış olsa da, Nisan 2026’da Milli Savunma Bakanlığı (MSB) bir açıklama yaptı ve kazanın nedeni olarak, her iki kanadın üstünde bulunan dingilerden birisinin karbondioksit gazıyla dolu tüpüyle birlikte yuvasından çıkarak uçağın sol kuyruk-gövde kısmına temas ettiğini, oradan dikey stabilizeyi kavrayarak gövdeye ve yatay/dikey stabilize sistemine yapısal hasar verdiğini ve bunun uçağın düşmesine neden olduğunun düşünüldüğünü belirtti. Söz konusu dinginin, uçağın denize acil iniş yapması durumunda, personelin tahliyesi için kullanılan şişme cankurtaran salı sistemi olduğunu da bu vesileyle belirteyim. Düşen uçağın bir ay önce ağır bakımdan geçmiş olması ve muhtemel malzeme yorgunluğunun fark edilmemiş olması da düşündürücü. Bu da Erciyes Projesi’nin gövde yenilemeye ağırlık vermediğinin ayrı bir göstergesi gibi.

Uçağın veri kayıt cihazı da incelendiğinde, kaza anına kadar sistemlerin ve uçuş ekibinin konuşmalarında hiçbir aksaklık tespit edilememiş ve olayın ani geliştiği sonucuna varılmış. Bu da kazanın nedeni olarak yine malzeme yorgunluğu ihtimalini işaret eden bir durum.

Bizleri üzen ikinci kaza ise, kuyruk numarası 93-0679 olan bir F-16 Blok 50 uçağımızın, 25 Şubat 2026’da Balıkesir 9. Ana Jet Üs Komutanlığı’ndan, radarlarda saptanan Bulgar sınırındaki muhtemel bir SİHA’yı önlemek için acil kalkış yaptıktan (scramble) üç dakika içerisinde düşmesi oldu. Bu kazada pilot, fırlatma koltuğunu kullanmakta bilinmeyen nedenlerle geç kaldığından şehit düştü.  Söz konusu uçak, artık iyice eskimiş olan F-16 filomuzun en yeni uçakları arasındaydı. Önleme uçuşu gece gerçekleşmiş olmakla birlikte, hava açıktı ve pilotun etrafını net bir şekilde görmesi olanaklıydı. Kaza nedeniyle ilgili halen bir ön değerlendirme açıklaması yapılmadı.

Türk Hava Kuvvetleri envanterindeki uçakların kaybına ve personelin şehit olmasına neden olan ilk iki kazadan sonra, bir üçüncü kaza 22 Nisan 2026’da bu kez kara havacılığı envanterinde olan bir CH-47F Chinook ağır nakliye helikopteri ile yaşandı. Ankara-Temelli bölgesinde eğitim uçuşu yapan bu helikopter, henüz bilinmeyen bir nedenle sert iniş yaptı. Neyse ki şehit verilmedi. Bu olayın nedeni henüz tam belirlenmedi. Teknik arıza, hava şartları, kuş çarpması gibi bazı hipotezler üzerinde duruluyormuş. 35-40 milyon dolar değerinde olan, ABD’den yeniden tedarik edilmesi, üretim hattının doluluğu ve ABD’deki Türkiye karşıtlığı nedeniyle oldukça zor olan bu kritik hava aracının yeniden uçabilir hale gelip gelemeyeceği de meçhul. Gövde motor sistemi ve aviyonik büyük ölçüde sağlamsa bu mümkün olabilir.

Beş ayda üç ciddi hava platformu kazası ister istemez bazı soruları akla getiriyor. Bunların başında da teknik ve/veya uçucu personelin eğitim eksikliği ve bakımın gerekli standartta olup olmadığı geliyor. Çok büyük oranda ABD’den satın alınmış olan hava platformlarına bağımlı olan hava ve kara havacılığımızın, son yıllarda yedek parça ikamesinde karşılaştığı bazı zorlukların bakım zafiyetine neden olmuş olması da ihtimal dahilinde.

Bir başka ihtimal ise, TSK tepe yönetim kademesinden kaynaklı bir sorun olması. Zira TSK personel kalitesinde veya yönetim yapısında ortaya çıkan zafiyetler tüm kuvvetlerde soruna dönüşebilir. İki ayrı kuvvete bağlı hava platformlarında gerçekleşen son kaza/kırım olayları bu konunun da araştırılmasını gerektiriyor kanısındayım.

Türkiye’nin F-35 uçakları alması günümüz şartlarına bir hayal gibi gözüküyor. Zaten alınsa da yedek parça, bakım, mühimmat gibi ihtiyaçlar söz konusu olduğunda bize karşı bir baskı unsuru olarak kullanılacağı kesin. Uzun süredir almaya çalıştığımız F-16V uçaklarının da alımı fiyat uyuşmazlığı bahane edilerek sürüncemede bırakılıyor. Zaten küresel silahlanma nedeniyle, anlaşma kesinleşse bile teslimatı yıllar alacak ve bu uçaklara teknolojik olarak pek gereksinim kalmayacak.

Bu nedenlerle Eurofighter alımı için Birleşik Krallık ile anlaşma yapılmış olması çok yerinde bir karar. Ancak bu uçakların da ilk teslimat tarihi şimdilik 2030 gibi gözüküyor. Dolayısıyla ara çözüm olarak Katar ve Umman’dan bir miktar Eurofighter 3A alımı planlanmıştı. Ancak Körfez’de çıkan savaş nedeniyle bu iki ülkenin söz konusu uçakları kendi uhdelerinde tutmak istedikleri hakkında duyumlar geliyor. Ayrıca, Katar’ın Ukrayna’dan alacağı SİHA savunma silahları karşılığında, aynı anlaşma kapsamında Ukrayna’ya filosundaki Mirage uçaklarını devretmeyi kabul ettiği de basına yansıdı. Bu durumda Katar’ın hem Ukrayna’ya Mirageları hem de Türkiye’ye Eurofighter 3A’ları vermesi kendi filosunda zafiyete neden olacağından söz konusu olmayabilir. Kanımca spekülasyonlara son vermek amacıyla MSB’nin bu alımlarla ilgili bir açıklama yapması yerinde olacaktır.

Görüldüğü gibi askeri havacılığımızın acilen çözülmesi gereken sıkıntıları artarak devam ediyor ve bu konularda doyurucu açıklamalar çok ender olarak yapılıyor.

Fotoğraf: savunmasanayist.com

Not: Bu yazım ilk olarak noktakibris.com sitesinde yayınlanmıştır.

İlgili yazılar:

“Eurofighter”la stratejik hamle
Hava Kuvvetleri nakliye filosu
Türkiye neden F-35 almamalı?

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanAlper Eliçin
Takip et:
1974 yılında Alman Lisesi’nden mezun oldu. Öğrenimine Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde devam etti. İngiltere’de Sussex Üniversitesi’nde Yöneylem Araştırması ve ABD’de Clemson Üniversitesi’nde İşletme alanlarında yüksek lisans yaptı Dünya Bankası'na değişik projelerde danışmanlık yaptı, Çukurova Metropolitan Bölgesi Kentsel Gelişim Projesi'nde ise proje direktör yardımcılığı görevini üstlendi. Gayrimenkul geliştirme projelerindeki deneyimini zaman içerisinde turizm yatırımlarına yönlendirmiştir. İş yaşamına 1990 yılından itibaren Pegasus Havayolları'nda kurucu ortak olarak devam etti, şirkette genel müdür yardımcısı ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. İstanbul Havayolları'nda genel müdür yardımcılığı, Kavrakoğlu Management Institute’da başkan yardımcılığı görevlerinde bulundu. Havayolu yönetimi, yeniden yapılandırılması, şirket birleştirme, ayırma ve satın almaları ve gayrimenkul yönetimi konuları uzmanlık alanlarından. Merkezi Paris'te olan Milletlerarası Ticaret Odası Havacılık Komitesi'nde uzun yıllar Türkiye'yi temsil etti, Türkiye Havacılık Vakfı Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Türkiye Özel Sektör Havacılık İşletmeleri Derneği Başkan Yardımcılığı görevlerinde de bulundu. 2008 yılında BCD Eğitim ve Danışmanlık Ltd’nin kurucu ortağı oldu. Halen serbest danışman ve eğitmen olarak çalışmaktadır. Bugüne kadar Türkiye, KKTC, Rusya, Gürcistan, Azerbaycan, Romanya, Mısır, Belçika, İsviçre ve Avusturya’da eğitimler vermiş, danışmanlık yapmıştır. Ayrıca, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde dijital yayın organlarında köşe yazarlığı yapmaktadır. Çok iyi düzeyde Almanca ve İngilizce biliyor. Dağ tırmanışları ve doğa yürüyüşlerine ilgi duyuyor, Ağrı ve Musa dağları tırmandığı dağlar arasındadır. Okumak ve seyahat etmekten büyük zevk alıyor.
Önceki Makale Lira-ruble karşılaştırması
Sonraki Makale Güvenliğin “sayı” oyunu

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

*Serbest Kürsü

Orta Doğu’da ‘şişelenmiş’ siyaset

Özer Arslanpay
4 Mayıs 2026
ManşetSerbest Kürsü

Güvenliğin “sayı” oyunu

Mustafa Böğürcü
4 Mayıs 2026
GünlükManşet

Lira-ruble karşılaştırması

Medya Günlüğü
4 Mayıs 2026
GünlükManşet

“El Turco” İmparatorluğu

Medya Günlüğü
4 Mayıs 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?