Salı, 21 Nis 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
GünlükManşet

Dünya İnsan Hakları Raporu

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 21 Nisan 2026 19:22
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Uluslararası Af Örgütü, dünyanın en kapsamlı insan hakları raporunu Londra’da açıkladı.

144 ülkenin değerlendirildiği, 406 sayfalık Dünyada İnsan Haklarının Durumu 2025/26 raporunda, özellikle ABD, İsrail ve Rusya’nın etkisiyle 2025’e uluslararası hukuka yönelik saldırgan girişimlerin damga vurduğu vurgulandı. İsrail’in ateşkese rağmen hukuk dışı yerleşimler ve yardım engellemeleriyle soykırıma devam ettiğine; Lübnan, İran gibi ülkelerde de saldırılarını genişlettiğine dikkat çekildi. Devletlerin, soykırımı durdurmak veya dünyada uluslararası hukuk suçlarını körükleyen sorumsuz silah ve teknoloji transferlerine son vermek için somut adımlar atmadığı belirtildi.

Uluslararası Af Örgütü yayımladığı raporda, güçlü devletlerin ve şirketlerin çok taraflılığa, uluslararası hukuka ve insan haklarına saldırıları nedeniyle dünyanın tehlikeli yeni bir dönemin eşiğinde olduğu uyarısı yaptı. Raporda, devletlerin, uluslararası kuruluşların ve sivil toplumun bu yeni düzenin yerleşmesini engellemek için taviz politikalarını reddetmesi ve saldırılara kolektif olarak direnmesi gerektiği belirtildi. “Çağımızın en zorlu dönemiyle karşı karşıyayız. İnsanlık, ulus ötesi hak karşıtı hareketler ile hukuksuz savaşlarla ve açıkça ekonomik şantajla egemenliğini dayatmaya kararlı olan yırtıcı devletlerin saldırıları altında” diyen Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard şunları söyledi:

“Bu dönemin temel farkı şu: En güçlü aktörler kontrol, cezasızlık ve kâr amacıyla doğrudan insan haklarının ve uluslararası kural esaslı düzenin temellerine saldırıyor. Orta Doğu’da giderek şiddetlenen çatışmalar, bu kural tanımazlığın sonucu. ABD-İsrail’in BM Şartı’na aykırı olarak başlattığı, İran’ın gelişigüzel misillemelerini tetikleyen saldırılarının ardından çatışmalar hızla sivillere ve sivil altyapıya yönelik açık bir savaşa dönüştü ve bölgede zaten derin acılar çeken insanların ızdırabını artırdı. Çatışmalar artık dünyanın dört yanındaki ülkeleri de sararak her yerde halkları etkiliyor ve milyonlarca insanın geçim kaynaklarını tehdit ediyor.

Raporda öne çıkanlar

Dünyada İnsan Haklarının Durumu 2025/26 raporunda öne çıkan bazı tespitler:

İsrail, Ekim 2025’teki ateşkes anlaşmasına rağmen Gazze’de soykırımına ve tüm Filistinlilere yönelik apartheid sistemine devam etti. Gazze’nin neredeyse tüm konutlarını, tarihi binalarını ve sivil altyapısını imha etti; 2 milyon Filistinlinin çoğu hukuka aykırı şekilde yerinden edildi. Doğu Kudüs dahil işgal altındaki Batı Şeria’daki yasadışı yerleşimlerin genişlemesini hızlandırdı. 2025 itibarıyla bölgede 849 kontrol noktası ve yol engeli tespit edildi. İsrail yetkilileri, yerleşimcilerin cezasızlıkla Filistinlilere saldırmalarına daha fazla izin verdi. Gazze’de 2025’te 26 bin 791 Filistinli öldürüldü, 64 bin 65 kişi yaralandı. 2025 ortası itibarıyla yarım milyondan fazla Filistinli kıtlık seviyesinde açlık riskiyle karşı karşıyaydı. Yalnızca temmuz ayında 13 bin çocuğun akut yetersiz beslenme nedeniyle hastanelerde tedavi altına alındığı rapor edildi. İsrail yetkilileri, Filistinlilere yönelik keyfi gözaltı ve tutukluların işkenceye maruz bırakılması da dahil şiddet eylemlerinden övgüyle söz etti. İsrail aynı zamanda Lübnan, İran, Katar, Suriye ve Yemen’de askeri saldırılar düzenledi, siviller öldürüldü veya yaralandı.

ABD, İsrail ve Rusya, uluslararası hesap verebilirlik mekanizmalarını, özellikle de Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni (UCM) daha da zayıflattı. Trump yönetimi, UCM çalışanlarına, mahkemeyle iş birliği yapan kuruluşlara ve İşgal Altındaki Filistin Toprağı’na İlişkin BM Özel Raportörü’ne yaptırım uygularken, Rusya mahkemeleri UCM yetkilileri hakkında yakalama kararları çıkardı. Birçok devlet Roma Statüsü’nden, misket bombalarını ve anti-personel mayınlarını yasaklayan sözleşmelerden çekildi veya çekilme niyetini açıkladı.

Devletlerin çoğu, ABD, Rusya, İsrail veya Çin’in gerçekleştirdiği saldırgan eylemleri tutarlı bir dille kınamakta veya diplomatik çözümler üretmekte isteksizdi veya yapamadı. AB ve çoğu Avrupa devleti, ABD’nin uluslararası hukuka ve çok taraflı mekanizmalara saldırısına göz yumdu. İsrail’in soykırımını durdurmak veya dünyadaki uluslararası hukuk suçlarını körükleyen sorumsuz silah ve teknoloji transferlerine son vermek için somut adımlar atmadı. UCM hakimleri ve savcıları da dahil ABD yaptırımlarına hedef olan kişileri korumak için engelleme mekanizmalarını etkinleştirmekte de isteksiz davrandılar.

ABD, Karayipler ve Pasifik’te tekneleri bombalayarak 150’den fazla kişiyi yargısız infaz etti ve Ocak 2026’da Venezuela’ya bir saldırı gerçekleştirdi.

Rusya, Ukrayna’da temel sivil altyapıya yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdı.

Myanmar ordusu köylere havadan patlayıcı silahlar atmak için motorlu paraşütçüler kullanarak çocuklar da dahil onlarca sivili öldürdü.

Birleşik Arap Emirlikleri, Sudan’da Faşir’i 18 aylık kuşatmadan sonra ele geçiren ve toplu sivil öldürme ve cinsel şiddet suçları işleyen Hızlı Destek Kuvvetleri’ne Çin yapımı gelişmiş silahlar sağlayarak ülkedeki çatışmaları körükledi.

Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde M23 silahlı grubu, Ruanda’nın desteğiyle Goma ve Bukavu şehirlerini ele geçirdi, sivilleri hukuk dışı öldürdü ve tutuklulara işkence yaptı.

Brezilya Rio de Janeiro’da sivil ve askeri polis, “favela” denilen yoksul mahallelerde uyuşturucuyla mücadele operasyonu düzenledi; çoğu Siyah ve yoksulluk içinde yaşayan 120’den fazla kişi öldürüldü, çok sayıda yargısız infaz bildirildi.

2026 başında ABD ve İsrail’in BM Şartı’nı ihlal ederek İran’a karşı hukuksuz güç kullanımı, İran’ın İsrail’e ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine karşı misilleme saldırılarını tetikledi. İsrail, Lübnan’daki saldırılarını artırdı. ABD’nin İran’da bir okula yönelik hukuksuz saldırısında 100’den fazla çocuğun öldürülmesinden tüm tarafların enerji altyapısını hedef alan yıkıcı saldırılarına kadar, çatışmalar milyonlarca sivilin hayatını tehlikeye attı. Halihazırda istikrarsız bir bölgede ve ötesinde sivillere ve çevreye geniş çaplı, öngörülebilir ve uzun vadeli zarar verme tehdidi oluşturarak enerji, sağlık, gıda ve suya erişimi olumsuz etkiledi.

Afganistan’da Taliban, kadınların okula gitmesini, çalışmasını ve serbestçe seyahat etmesini yasaklayarak saldırgan politikalarını tırmandırdı.

İran’da yetkililer, muhtemelen onlarca yıldır gerçekleştirilen en ölümcül baskı kapsamında Ocak 2026’da protestocuları katletti.

Suriye’de mezhep temelli öldürmeler yaşanırken, bu konuda adalet sağlanamadı.

Nepal ve Tanzanya’da yetkililer, protestoları bastırmak için pervasızca öldürücü güç kullandı. Çin, Mısır, Hindistan, Kenya, ABD ve Venezuela gibi ülkeler de protestoları şiddetle bastırdı, terörle mücadele ve güvenlik yasalarıyla muhalefeti kriminalize etti veya suistimal içeren kolluk taktiklerine başvurdu, zorla kaybetmeler veya yargısız infazlar gerçekleştirdi.

Birleşik Krallık’ta yetkililer, özellikle İsrailli silah üreticilerini hedef alan protesto ağı Palestine Action’ı aşırı geniş terörle mücadele yasaları kapsamında yasaklı örgüt ilan etti ve 2.700’den fazla kişiyi gözaltına aldı. Yüksek Mahkeme Şubat 2026’da kararı hukuksuz buldu ama hükümet, temyize başvurdu.

Türkiye’de İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından yüzlerce barışçıl protestocu gözaltına alındı. İmamoğlu, 400’den fazla kişiyle sözde yolsuzluk suçlamaları nedeniyle siyasi güdümlü bir davada yargılanıyor.

Baskı taktiği

Birçok hükümet, şirketlerin de desteğiyle, ifade özgürlüğünü ve bilgiye erişim hakkını kısıtlamak için casus yazılım kullandı ve dijital sansür uyguladı. ABD yetkilileri, Filistinlilerle dayanışan yabancı öğrencileri gözaltı ve sınırdışı işlemleriyle hedef almak için yapay zekâ destekli gözetim araçları kullandı. Sırbistan hükümeti, protestocu öğrencilere, sivil topluma ve gazetecilere karşı casus yazılım ve adli bilişim araçlarını; Kenya yetkilileri, gençlerin öncülüğündeki protestoları bastırmak için sistematik olarak çevrimiçi sindirme, nefrete tahrik ve hukuka aykırı gözetim de dahil teknoloji destekli baskı taktiklerini kullandı.

ABD, Kanada, Almanya ve Birleşik Krallık, yardım kesintilerinin milyonlarca önlenebilir ölüme yol açabileceğini bilse de bütçelerinde ciddi kesintiler uygularken, askeri harcamalarda büyük artışlara imza attı.

Birçok devlet, milyarderlerin ve dev şirketlerin agresif vergi kaçırma ve vergiden kaçınma girişimlerini dizginlemediği gibi kısıtlamaları gevşetti.

İsrail’e tepki

2025’te Gen Z protestoları Endonezya, Kenya, Madagaskar, Fas, Nepal ve Peru gibi onlarca ülkeye yayıldı. 2026 boyunca protestocular, ABD’nin göçmenlere yönelik şiddetli ve askerileşmiş baskınlarına karşı Los Angeles’tan Minneapolis’e sokak sokak örgütlendi.

Soykırıma ve İsrail’e silah akışına karşı küresel aktivizm genişledi; Fransa, Yunanistan, İtalya, Fas, İspanya ve İsveç’te liman işçileri silah sevkiyatı rotalarını durdurmaya çalıştı. Aktivizm ve hukuki baskı, birçok devletin İsrail’e silah ihracatını kısıtlamasını veya yasaklamasını sağladı. Artan sayıda devlet İsrail’in soykırım işlediğini kabul etti. Bazı devletler İsrail’i uluslararası hukuk ihlallerinden sorumlu tutmayı amaçlayan Lahey Grubu’na katıldı, Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail’e açtığı davaya katkı sundu.

BM İnsan Hakları Konseyi, Afganistan hakkında bağımsız bir soruşturma mekanizması ile Doğu Kongo Demokratik Cumhuriyeti hakkında veri toplama ve soruşturma komisyonu kurdu, İran hakkında veri toplama misyonunun görev süresini uzattı. Bağlayıcı bir BM vergi anlaşması ve İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlara İlişkin Sözleşme yönünde önemli gelişmeler kaydedildi.

2026’da daha fazla devlet, otoriter uygulamalara ve kural esaslı düzene yönelik saldırılara alenen karşı çıkmaya başladı. İspanya hükümeti özellikle ilkeli bir duruş sergiledi.

(Uluslararası Af Örgütü Basın Bülteni)

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Dijital radikalleşme ve “incel”
Sonraki Makale Akbelen’de ne oluyor?

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

Köşe YazılarıManşet

Filozofların tarihi yanılgıları

Erdal Çolak
21 Nisan 2026
GünlükManşet

Akbelen’de ne oluyor?

Medya Günlüğü
21 Nisan 2026
GünlükManşet

Dijital radikalleşme ve “incel”

Medya Günlüğü
21 Nisan 2026

Mehmet Şüküroğlu çiziyor

Mehmet Şüküroğlu
21 Nisan 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?