ABD Başkanı Donald Trump, İran’dan sonra sıranın Küba’ya geleceğini ısrarla söylüyor ve “Çok yakında 70 yıldır beklenen gün gelecek” diyor.
Trump bilmiyor, unutmuş ya da hatırlamak istemiyor olabilir ama ABD bundan 65 yıl önce tarihinin en başarısız operasyonlarından birini Küba’da yaşamıştı. 17 Nisan 1961 sabahı, Küba’nın güney kıyısında bulunan “Domuzlar Körfezi”ndeki Playa Giron ve Playa Larga sahillerine yaklaşık 1.400 kişilik bir güç çıkarma yaptı. Sürgündeki Kübalılardan oluşan çıkarma grubu Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) tarafından eğitilmiş ve desteklenmişti. Amaç, Fidel Castro liderliğindeki devrimci hükümeti devirmek ve ABD yanlısı yeni bir yönetim oluşturmaktı.
1959’da Castro’nun iktidara gelmesiyle Küba, hızla Sovyetler Birliği’ne yakınlaştı. ABD yönetimi ise Karayipler’de komünist bir rejimin varlığını kendi güvenliği açısından tehdit olarak görüyordu. Başkan Dwight D. Eisenhower döneminde hazırlanan gizli plan, göreve yeni gelen John F. Kennedy tarafından onaylandı. Operasyonun temel fikri, sürgündeki Kübalıların adaya çıkarma yapması ve halkın Castro’ya karşı ayaklanmasıydı. Washington, bu kalkışmanın kısa sürede rejimi çökerteceğine inanıyordu, tıpkı şimdi İran’da olduğu gibi…
Ancak planın zayıf noktaları daha en baştan ortaya çıktı. Çıkarma öncesinde yapılan hava saldırıları Küba Hava Kuvvetleri’ni tamamen etkisiz hale getiremedi. Ayrıca ABD’nin doğrudan askeri müdahaleden kaçınması nedeniyle operasyon yarım destekle yürütüldü. En büyük yanlış hesap ise, Küba halkının Castro’ya karşı topluca ayaklanacağı düşüncesiydi. Beklenenin aksine birçok Kübalı, dış destekli bu girişimi ülkeye yönelik bir işgal olarak gördü ve hükümetin etrafında birleşti.

Castro, saldırıya çok hızlı karşılık verdi. Küba ordusu ve milis güçleri çıkarma yapılan bölgeyi kısa sürede kuşattı. Sürgün birlikleri bataklık alanlar ve dar sahil şeridi içinde sıkışıp kaldı. Hava desteğinin yetersizliği, ikmal sorunları ve koordinasyon eksikliği operasyonu saatler içinde zora soktu. Üç gün süren çatışmaların sonunda çıkarma gücü dağıldı; yüzlerce kişi öldü, yaklaşık 1.200 kişi esir alındı.
Bu yenilgi, Kennedy yönetimi için ciddi bir siyasi darbe oldu. ABD, uluslararası kamuoyu önünde küçük bir ülkede başarısız bir darbe girişiminin arkasında görünmüş oldu. Buna karşın Castro, gücünü daha da pekiştirdi ve Sovyetler Birliği ile ilişkilerini derinleştirdi. Birçok tarihçiye göre bu olay, bir yıl sonra yaşanacak “Küba Füze Krizi”nin psikolojik ve siyasi zeminini hazırladı.
Çıkarma sonrası esir alınan sürgünler, aylar süren müzakerelerin ardından ABD’nin gıda ve ilaç yardımı karşılığında serbest bırakıldı. Ancak “Domuzlar Körfezi Çıkarması”, Washington açısından istihbarat hatalarının, siyasi yanlış hesapların ve ideolojik körlüğün sembolü haline geldi.
Bugün bu olay, sadece başarısız bir askeri operasyon olarak değil; büyük güçlerin başka ülkelerin iç dengelerini yanlış okuduğunda nasıl ağır sonuçlarla karşılaşabileceğinin çarpıcı bir örneği olarak hatırlanıyor.
İlgili yazı:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
