ABD’nin Vietnam’dan Nikaragua’ya, Irak’tan Afganistan’a uzanan sabıkalarına 2026’nın ilk günlerinde Venezuela eklendi.
Netflix’te geçen ay gösterime giren “Cover-up” (Örtbas: Savaşın Çirkin Gerçekleri) belgeseli, ABD’nin gizli kalması için uğraştığı gerçekleri ortaya çıkarmayı başaran ABD’li ünlü araştırmacı gazeteci Seymour Hersh’ün hikayesini anlatıyor.
Julian Assange ve Edward Snowden’le ilgili filmleri büyük yankı yaratan belgesel yönetmeni Laura Poitras, Hersh’ü konuşmaya ikna edebilmek için tam 20 yıl uğraşmış.
Göçmen bir ailenin çocuğu olan Hersh tesadüfler sonucu gazetecilik yapmaya başlar. ABD Savunma Bakanlığı’nda serbest muhabir olarak haber peşinde koşarken sansasyonel bir bilgiye ulaşır. O tarihten bir buçuk yıl önce, 16 Mart 1968 tarihinde Vietnam’daki Amerikan askerleri My Lai köyünde anlatılması güç bir katliam yapmıştır. Köyde yaşayan çoğu çocuk, kadın ve yaşlı 504 kişi Amerikan askerleri tarafından katledilmiş, tecavüze uğramış ve cesetleri parçalanmıştır. O kadar büyük bir vahşet yaşanmıştır ki, bazı Amerikan askerleri havaya attıkları bebekleri süngüleriyle öldürmüştür.
Hersh araştırmaları sonucu My Lai dışındaki yerlerde de katliamlar yaşandığını ama gizlendiğini öğrenir.
ABD Ordusu aslında yaşananlarla ilgili bir soruşturma açmıştır ama medyaya yansımasını engelemeye çalışmaktadır.
Hersh’ün elindeki bilgilerin benzeri CBS’te de vardır ama iddiaların son derece ağır olması nedeniyle kanal hukuki sonuçlardan korkmakta, yeterince cesur davranamamaktadır.
ABD’nin 20. yüzyılın en büyük sivil katliamını yaptığını ortaya çıkaran Hersh de aslında önce duvara toslar çünkü hiçbir medya kuruluşu haberi yayınlamaya cesaret edemez. Sonuçta, küçük bir haber ajansı olan Dispatch News Service Hersh’ün haberini yayınlamayı kabul eder. Ardından diğer medya kuruluşları da kervana katılır ve My Lai’de yaşananlar Hersh’ün inatçılığı ve gözü pekliği sayesinde gün ışığına çıkar. Cesur gazetecinin çabalarının karşılığı Pulitzer Ödülü olur.
Hersh’ün ortaya çıkardığı bir sonraki skandal, ABD askerlerinin Irak’taki Abu Ghraib Cezaevi’ndeki işkenceleri olur. Bu haber de uluslararası kamuoyunda büyük ses getirir.
Ancak Hersh’ün kariyerinde sadece başarılar yok.
ABD Başkanı J. F. Kennedy’nin ünlü oyuncu Marilyn Monroe’ya yazdığı iddia edilen mektupları yayınlar ama bu kez tuzağa düşmüştür çünkü mektuplar gerçek değildir.
Hersh’ün bir başka yanılgısı, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’dan “makul ve kabul edilebilir bir lider” olarak söz etmesi olur. Bu sözleri için sonradan pişmanlık duyduğunu kabul eder.
Ama bir bütün olarak değerlendirildiğinde, bugün 88 yaşında olan Hersh dünyada artık yok olmaya yüz tutan cesur gazeteciler kuşağını temsil ediyor.
Diğer Netflix değerlendirmeleri için tıklayın
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
