İran’a saldırı, bölgede deprem niteliğinde değişime yol açar-Orhan Bursalı (Cumhuriyet)
“ABD Suriye’yi alelacele düzenledikten sonra, silahlı güçlerini (uçak gemileri başta) İran üzerinde yoğunlaştırıyor. Suriye’deki güç/iktidar düzenlemesi küçük ve kolaydı, çevresel bir olaya ve dönüşüme yol açmazdı. Ama İran’a yıkıcı ve rejim değiştirici bir saldırı, öyle değil, beklenmedik gelişmeleri tetikleyebilir.
Ankara seyirci mi kalır, İran yönetimine saldırının boşa çıkartılması için kendi içlerinde bir siyasal dönüşüm önerisi ve tavsiyesi mi yapar, yoksa arka perdede susar ve olacakları mı seyreder, veya gizliden gizliye iyi oluyor mu der, bilmiyorum.
Ama son zamanlarda İran ile dış işleri çerçevesinde ilişkiler, Ankara’nın gelişmelerden kaygılı olduğu işaretlerini veriyordu.
İran’ı yıkmak isteyen ana güç İsrail’dir.
İran’ı dize getirecek bir İsrail bölgenin tam bir kabadayısı, egemeni olacaktır. Dahası, şimdiden böyle görülmektedir.
Bu İran’la şüphesiz ki sınırlı kalmaz.
Cumhurbaşkanı ile Trump arasında ciddi bir kişisel dostluk ilişkisi varsa, ABD ile İran arasında bir arabuluculuk ile “savaşı” önleyebilecek girişimlerde bulunmak için bu ilişkiyi kullanmanın zamanı değil mi? İlişki ak mı kara mı, tek taraflı mı, görülür.
İran yönetimi haklı istekleri, protestoları, isyanları kanla bastırmıştır. 10 bini aşan katliamdan bahsediliyor. En son Hazar Denizi kıyısındaki Raşt kentinde protestocuların sokaklarda sürek avı gibi kovalandığı ve taranarak pek çoğunun öldürüldüğü duyumları yayılıyor.
Kendi halkına yönelik bu nefret ve katliam gösterisinden sonra, bir emperyalist saldırı karşısında içte bir birlikten söz etmek söz konusu olmayacaktır.”
Enflasyon niye geriliyor?-Can Ataklı (Nefes)
“İktidar gazetecileri son günlerde pek mutlular.
Enflasyonun düştüğünü, ekonominin rayına oturmaya başladığını anlatıyorlar haberlerinde.
Altın fırlamış, döviz de yükseliyormuş, emekliler, çalışanlar perişanmış, bunlar pek umurlarında değil. “Enflasyon düşüyor” naraları atmak kendileri için daha yararlı; iyice göze giriyorlar bu sayede.
Tabii enflasyonun düştüğünü ben de görüyorum.
Çünkü kimse bir şey almıyor ki.
Mağazalar fiyat düşüremiyor ama üç al iki öde, yarısı bizden gibi kampanyalarla müşteri çekmeye çalışıyor.
Buna rağmen mal ve hizmet satışı azalınca fiyat artışı da pek olmuyor, sonuçta enflasyon düşmüş gibi görünüyor.
Aferin ama iktidara, fiyat artışlarını kesemese de fakir fukarayı “bak enflasyon düşüyor, ha gayret; biraz daha sabret” diye oyalamayı işi beceriyor.”
Utanmak, sıkılmak, unutmak, sıvışmak!-Umur Talu (T24)
“Şöyle fiyakalı bir devlet adamı, misal en büyüklerinden olsam, milletim adına o tabloya koşar adım dahil olmaktan utanırdım.
Her gün İsrail’e laf yetiştirip Gazze için milleti “gaza” getiriyor olsam, çok utanırdım oraya balıklama atlamaktan.
Çok milliyetçi, lafa gelince sıkı antiemperyalist filan olsam, aşırı sıkılırdım çağrılınca oraya koşmaktan.
Öyle “dünya beşten büyüktür” diye sayıp dursam, “bir”in karşısında dünyayı da ülkemi de küçültmekten hicap duyardım.
Ben bunların hiçbiri değilim ama, utandım.
Bunların her biri olanlar ise, utanmıyor!
Bu devleti, ülkesi ve milletiyle birlikte, hani o “bölünmez bütünlüğü”yle tuttular, ABD emperyalizminin ve İsrail soykırımının yeni maskesi, Trump’ın “Gazze Barış Kurulu”nun içine attılar. Çünkü Trump sözde “davetiye” gönderdi; özde tehdit salladı.
Kurul, ABD’de kendi halkına karşı silah kullandıran, vatandaşını öldürten, kendi şehirlerini işgal ettiren; İsrail zulmünün silah ve para sağlayıcısı, Netanyahu’nun sırt sıvazlayıcısı Trump’ın “aile şirketi” gibi. Bu “şirket” Gazze’nin “savaş sonrası inşası”nı gerçekleştirecekmiş! Orada “kırım” değil “savaş” varmış gibi.
“Şirket” çünkü yönetim kurulu var ve başkanı kafadan Trump. Süresiz. Sadece onun veto hakkı var. Sadece o istediği devleti davet edebilir ya da etmez. “şirket”in yönetim kurulunda damadı var, yakın çevresi var, İngiliz İşçi Partisi’ni mahvetmiş, Ortadoğu felaketlerinin sorumlularından Blair var. Dünya Bankası patronu var.
İmza töreninde Netanyahu yoktu, çünkü hakkındaki tutuklama kararından ötürü İsviçre’de yakalanmaktan korkmuş bir “savaş suçlusu” o! Türkiye işte onun yanında, onun yolunda konuşlandırıldı. Çünkü “Trump korkusu” var. Çünkü Ortadoğu, Gazze, Suriye dizaynlarında, ABD’nin Suriye Kürtlerini kullanıp kullanıp satışında Trump’ın bölgesi ve gölgesi olmak var.
Türkiye gibi hemen balıklama atlayanla ya da balık gibi oltaya takılanlar da dünyada “demokrasi” yi en iyi temsil edenler zaten! Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, (İsrail’le yeni askeri anlaşma yapan) Fas, Ürdün, Kazakistan, Azerbaycan, Ermenistan, Endonezya, Bulgaristan, Özbekistan, Moğolistan, Paraguay ve “ırkçı, faşist” başkanı Milei ile Arjantin!
Ben olsam utanırdım; devleti ve milleti temsil etsem de, “İsraiiil… Gazzeee” diye nutuklarla kendinden geçen, yılın ilk günü “veliaht” mitingine koşan birisi olsam da utanırdım.”
Ucuza bir şey almayın Hazine’yi kızdırmayın-Uğur Ergan (halktv.com.tr)
“Etrafıma kulak kabarttığımda, bugünlerde en fazla duyduğum konulardan birinin Çinli alışveriş platformu TEMU olduğunu söyleyebilirim.
Özellikle gençler ve alt gelir grubunda olanlar, iktidarın yurt dışından vergi muafiyetsiz alışveriş imkanını tamamen ortadan kaldırmasına ateş püskürüyorlar.
Kararın, çoğunlukla düşük ve orta gelire sahip insanların tercih ettiği TEMU’yu doğrudan ilgilendirdiğini bilmeyen yok.
24 saatin neredeyse her dakikasında ağır enflasyon yükü altında ezilenler, kendilerine, çocuklarına, sevdiklerine uygun fiyatla bir şeyler alabilmek için TEMU’yu tercih ediyorlardı.
Her kesimden öğrenci, kılık kıyafetlerinin yanı sıra özellikle eğitimleriyle ilgili kırtasiye ve diğer ürünlerin birçoğunu TEMU’dan temin ediyordu.
Çinli şirket, önce 30 Euro limitinin kaldırılması, ardından da Türkiye’deki ofisine baskın yapılarak bilgisayarlarına el konulması nedeniyle, Türkiye’deki satışlarında yurt dışından alışverişi tamamen durdurdu. Dün de bir diğer Çinli e-şirket olan “Shein”, Türkiye satışlarını askıya aldığını duyurdu.
Sorarsan, Türkiye’de serbest piyasa ekonomisi işliyormuş.
Bu mu sizin serbest piyasa ekonomisi anlayışınız.
Türkiye nüfusunun yüzde 60’dan fazlasını açlığa mahkum etmişsiniz, bu yetmiyormuş gibi “Çıplak da kalın” diyorsunuz.
Kafa aynen şu:
“Ben ne uygun görürsem o sınırlar içinde yaşayacaksın.”
Yurt dışından uygun fiyata telefon alırsın ama ülkende kullanamazsın. Kullanabilmen için hazineye neredeyse telefon ücreti kadar vergi ödeyeceksin.”
Garibanın oyu-İbrahim Kahveci (Karar)
“AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin çok eleştirilen ama bence çok doğru bir tespitte bulundu: “Biz bu ülkenin garibanlarından oy alarak bu günlere geldik” dedi.
Özlem Zengin daha sonra gariban kelimesini şu şekilde tanımladı: “Daha alt gelir düzeyinde olanlar, daha az eğitimliler, hatta şehirli olmayanlar.”
Sizlere eski yazımlarımda büyüdüğüm şehir olan Samsun özelinden örnekler vermiştim. Ülke yönetiminde ortaya çıkan sorunlara karşı gösterilen refleks şehir ve kırsal bölgeleri tam ters yöndeydi. Şehirde düşen oylar kırsalda artış gösteriyordu. Hatta şehrin merkezlerinde düşen oy oranları kenar semtlerde de artış yönündeydi.
Şehirli ile taşralı farkı çok açıktı. Eğitimli olanlarla eğitimsizlerin farkı ters yönde oluşuyordu. Biri ülke batıyor derken diğeri ülke batıyor diyenleri hain ilan ederek ülkeyi onlardan kurtarmaya çalışıyordu.
Elbette burada keskin bir sınır yok. Şehirde de iktidara oy veren önemli kitle varken kırsalda da muhalefete oy verenler var. Lakin burada bir yoğunlaşma farklılığını veriyoruz.
AK Parti mazlumların partisi olarak ortaya çıktı. 28 Şubat zulmüne tepkinin çığ gibi akması ile yıllarca seçimler kazandı. Oysa bugün 28 Şubat zulmüne taş çıkartacak zulümler yaşanıyor.
AK Parti fakirlerin, garip gurebanın partisi olarak ortaya çıktı. Lakin bugün kendileri müthiş bir lüks içerisinde ‘itibardan tasarruf olmaz’ mottosu ile yaşayabiliyorlar. Altta kalanın canı çıkmasa da sabretsin; şükretsin.
AK Parti yolsuzluklar üzerine gideceğini ilan ederken yıllardır izahı mümkün olmayan kamu ihaleleri ile bir avuç müteahhide çalışan bir parti haline dönmüş durumda.
Kısacası yola çıkan parti dönüşmüş ve ne dediyse tam tersini yaşatan bir parti haline gelmiş durumda. Ama garibanlar hala partinin umudu.”
Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
