Son dönemde haberlerde sık sık gündeme gelen, Marmara Denizi’nde, Bursa’nın Mudanya ilçesine bağlı olan İmralı Adası, Türkiye’nin hem coğrafi hem de siyasi hafızasında özel bir yere sahip nadir yerleşimlerden biri.
Uzun tarihi boyunca farklı rollere bürünen ada, günümüzde daha çok yüksek güvenlikli cezaevi olarak bilinse de geçmişi çok daha eskilere uzanıyor.
Bilinen en eski adı “Kalolimnos” olan da Antik dönemde küçük bir yerleşime ev sahipliği yaptı, Bizans döneminde de sürgün yeri olarak kullanıldı. Marmara Denizi’nin iç bölgelerinde stratejik konuma sahip olması, gözlerde uzak ama kontrolü kolay bir alan yaratıyordu.
İmralı adının, 1308 yılında burayı fetheden Osmanlı komutanı Emir Ali Bey’den geldiği düşünülüyor. Osmanlıların döneminde de zaman zaman gözlem, karantina ve sürgün amaçlı kullanıldı. Ancak yine de yoğun nüfusa sahip bir yerleşim olmadı.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında İmralı, küçük bir balıkçı topluluğunun yaşadığı sakin bir ada kimliği taşıyordu. Burada yaşayan halk geçimini balıkçılık ve tarımdan sağlıyordu. 1930’larda nüfusu yaklaşık 200 kişiydi.
1935 yılında İmralı Cezaevi kuruldu ve zamanla tamamen bir “cezaevi adası”na dönüştü. Hatta Türkiye’nin ilk açık cezaevi modeli burada uygulandı. Mahkûmlar tarım, hayvancılık ve balıkçılıkla uğraşarak hem üretime katkıda bulunuyor hem de ada ekonomisini ayakta tutuyordu.
Bu dönemde İmralı, aynı zamanda Türkiye’nin tarımsal modernleşme çalışmalarında bir deneme sahası olarak da kullanıldı.
Adnan Menderes dönemi
Başbakan Adnan Menderes 1950’lerde birkaç kez ziyaret etti ve adanın çağdaş bir cezaevi modeli olarak gelişmesini destekledi. Bu yıllarda cezaevi hem kapasite hem de üretim açısından güçlendi.
Yassıada Yargılamaları (1960-61) sonunda ölüm cezasına çarptırılan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın cezaları burada infaz edildi. Naaşları 29 yıl İmralı’da kaldıktan sonra, 17 Eylül 1990 tarihinde İstanbul’daki anıt mezara nakledildi.
İmralı Adası, 1999 yılında PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yakalanıp Türkiye’ye getirilmesinin ardından tamamen yeni bir kimliğe büründü, sivil yerleşime kapatıldı, deniz ve hava sahası sıkı şekilde kontrol altına alındı. cezaevi yüksek güvenlikli bir yapıya dönüştürüldü.
Bugün İmralı Adası’na giriş yalnızca devlet görevlileri tarafından ya da özel izinle yapılabiliyor. Ada sivil yaşama tamamen kapalı, Öcalan’la benzer hüküm giymiş az sayıda mahkûmun da bulunduğu, ancak dışarıyla temasın sınırlandığı, tamamen güvenlik odaklı bir yerleşim haline gelmiş durumda
Bursa’dan ve çevre illerden bakıldığında görülebilen ada, artık Türkiye’nin “en kontrollü bölgesi” olarak biliniyor.
Coğrafi özellikler
Yaklaşık 9 kilometrekare büyüklüğünde
Ormanlık alanlar ve makiliklerle kaplı
Kuş göç yollarına yakın olduğu için doğal ekosistem açısından da önemli.
Tarih boyunca sürgün bölgesi, balıkçı yerleşimi, tarım-deneme adası ve cezaevi gibi farklı işlevler üstlenen İmralı, günümüzde ise Türkiye’nin en yüksek güvenlikli alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Coğrafi konumu, tarihi mirası ve güncel politik önemi nedeniyle, Türkiye’nin en dikkat çekici yerleşimlerinden biri konumunda.
İlginç olan, “çözüm süreci” nedeniyle son zamanlarda adını çok sık duyduğumuz İmralı ile ilgili haberlerde medyanın çoğunlukla yanlış fotoğraf kullanması. Gazeteci Faruk Bildirici kısa süre önce bu konuda bir yazı kaleme almıştı.
Fotoğraf: Myrat
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
