Cuma, 30 Oca 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Günlük

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 7 Kasım 2025 19:40
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Sosyalizm en kapitalist ikinci partiyle gelmez-Zülal Kalkandelen (Cumhuriyet)

“Kendisini “demokratik sosyalist ve Müslüman” olarak niteleyen Uganda asıllı 34 yaşındaki Zohran Mamdani’nin New York Belediye başkanlığına seçilmesi hakkındaki bazı yorumlar, birkaç yılda bir yinelemem gereken gerçekleri hatırlattı.

The Economist dergisi, “Y Kuşağı Sosyalizmi” başlıklı bir değerlendirmeyi kapağına taşıdığında, genç politikacı Alexandria Ocasio-Cortez Amerika’da Kongre’ye yeni seçilmişti. O da başkanlık yarışında Demokratik Parti’den aday adayı olan Bernie Sanders gibi kendisini demokratik sosyalist olarak tanımlıyordu.

Ancak ben bu politikacıların vaat ettikleri birtakım önemli sosyal haklar ve Amerika’da kullanılan “demokratik sosyalist” tanımlaması üzerinden “New York’a sosyalizm geldi”, “Amerika’da sosyalizmin ayak sesleri” gibi yorumları gerçekçi bulmuyorum.

Amerika’daki sosyalizm/komünizm paranoyasının, Obama’nın bile “sosyalist” gibi görülmesine yol açtığı yılları Amerika’da bizzat yaşadım. 11 Eylül terör saldırılarından sonra, Amerikan toplumunda Türk olduğunuzu öğrendiklerinde, inancınızı kendi akıllarında otomatik olarak belirleyip size olan bakışlarını bir anda değiştirdiklerine tanık oldum.

Dolayısıyla o histeri halinden sonra, Obama’nın seçilmesi de Mamdani’nin seçilmesi de küçümsenecek olaylar değildir. Her ikisi de toplumda yükselen tepki oylarını alarak seçildi. Obama’nın iktidarı, 11 Eylül’ün ardından yalanlara dayanarak Irak’ı işgal eden, dünyayı savaşa sürükleyen, milyonlarca insanın ölümüne yol açan ve ekonomiyi çökerten George W. Bush dönemine tepkinin sonucuydu.

Hatta yıllar önce Obama henüz Illinois senatörü iken Demokratik Parti kurultayında yaptığı konuşmayı yerinde dinleyip “Geleceğin ABD başkanı” diye Cumhuriyet’te yazmamın bir nedeni, o dönemde Amerika’da Bush yönetimine karşı yükselen tepkiye ilişkin gözlemlerimdi. Mamdani’nin ağırlıklı olarak yüksek eğitimli, yıllık geliri 100 bin doların üzerinde olan kentli orta/üst sınıftan oy alarak belediye seçimini kazanması da Trumpizmin Amerika’da yarattığı kutuplaşmanın sonucu.”

Nasıl dönüştüğümüzün farkında mıyız?-Deniz Zeyrek (Nefes)

“-.. . -. .. –.. –.. . -.– .-. . -.-

Bugünkü yazıma Mors Alfabesiyle Deniz Zeyrek yazarak başladım.

Bu alfabeyle ilkokulda rahmetli babamın taksitle aldığı Hayat Ansiklopedisi’ndeki Mors maddesini okurken tanışmıştım.

Çok ezberlemek, yazabilmek, okuyabilmek istemiştim ama ne yazık ki becerememiştim. Daha doğrusu “Telgrafçı mı olacağım, ne işime yarayacak” diyerek havlu atmıştım. Kala kala sadece adımı ve soyadımı yazacak kadar ezberim kalmış.

Zaman zaman filmlerde mors alfabesinin hayat kurtarıcı olduğunu görünce aklıma hep o ansiklopediler gelir ve Mors Alfabesinin tarih olduğu gerçeğiyle yüzleşirim.

Annemin dekoratif malzeme muamelesi yapıp üzerine dantel koyduğu, herhangi bir cildini yerinden çıkardığımızda olay çıkardığı o muhteşem ansiklopediler de tarih oldu artık.

Bir defasında “Hücre” başlığı altındaki yazıları hatmetmiştim. Oradaki görseli de beyaz boş bir kâğıda çizmiştim.

Ortaokulda Fen Bilgisi dersinde “hücre içi sarnıç sistemi” hakkında hiçbir şey duymayınca öğretmene sormuştum. O da “Endoplazmik retikulum” denilen şeyin Ansiklopedide bu şekilde Türkçeye çevrildiğini anlatmıştı.

Sosyalizme ilgim ilk defa o ansiklopedinin “Sovyetler Birliği” sayfasındaki görkemli resimleri gördükten sonra başlamıştı.

“Memlekette bu kadar çok olumsuzluk yaşanıyor, bu gereksiz bilgilerin zamanı mı?” diyor olabilirsiniz.

Bence zamanı.

Zira hayatımızdaki bütün olumsuzlukların ardında yaşadığımız dönüşümler ile bu dönüşümlere karşı kayıtsızlığımız yatıyor.

Ansiklopedi kullanan kaldı mı sahi?

Hayır (iki nedenden dolayı) kalmadı…

Öncelikle bilgiye sahip olmak ayıplanmaya başlandı, vasat göklere çıkarıldı.

İkinci olarak da artık dijital çağa ve yapay zekâya teslim olduk.”

DHMİ’den emekli bürokratın dudak uçuklatan mal varlığ-Tolga Şardan (T24)

“İlkbaharın hemen başında kamuoyunda ismi en çok tartışılan bürokratların başında geliyordu Mehmet Cemil Acar.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı çatısı altındaki Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü’nde
(DHMİ) Daire başkanı iken emekli olan Acar, aynı bakanlıkta müşavir olarak da görev yaptı.

İşletme Daire Başkanı konumundaki Acar’ın ismi, CİMER’e yapılan bir başvuru sonrasında evinde 26 kilogram altın çıkmasıyla duyuldu.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma çerçevesinde gözaltına alınan Acar, halen tutuklu.

İktidar ve bürokraside tartışmaya neden olan “konumu” nedeniyle Acar hakkında yürütülen soruşturmaya esas olan bir soruşturma raporu var.

Raporu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’ndaki müfettişler hazırlayıp savcılığa gönderdi.

Acar hakkındaki raporun ana konusu, emekli bürokratın deyim yerindeyse “dudak uçuklatan” mal varlığı.

Müfettiş raporu çok detaylı. Bu satırların yazarı olarak okudukça hayret ettim. Bakalım siz okudukça ne hissedeceksiniz?

Öncelikle Acar’ın devletten elde ettiği gelir tablosuna bakmak gerekecek zorunlu olarak!

Şubat 2025’te hazırlanan bakanlık raporunda Acar’ın maaş bordrolarına göre yıllık gelirleri şöyle belirtildi:

2020 yılında 139 bin 508 lira, 2021 yılında 150 bin 273 lira, 2022 yılında 273 bin 552 lira, 2023 yılında 511 bin 116 lira ve 2024’te (11 aylık) 884 bin 229 lira. Bunlar yıllık gelirler.

2024’te temmuzda yapılan memur maaş ayarlaması sonrasındaki yıllık gelirlerine bakıldığında, son altı aylık maaşının net 85 bin 379 lira olduğu anlaşılıyor.

Acar’ı 2018’den emekli olduğu 2024’e kadar olan sürede devlete teslim ettiği mal varlıkları bildirimleri ise şu şekilde:

Aralık 2018’de ek mal bildirimi. Bakanlıktaki terfi sonrasında İşletme Dairesi Başkanı olmasının ardından Ocak 2020’de genel mal bildirimi, eşinden boşanması sebebiyle Şubat 2021 ve Ağustos 2021’de iki ayrı mal bildirimi. Devamında Temmuz 2023’te mal bildirimi ve Kasım 2024’te emekliye ayrılması nedeniyle sunduğu mal bildirimi.

Acar’ın sunduğu mal bildirimlerinin içeriğinde taşınmaz mallar, banka hesaplarındaki değerler, otomobillerden oluştuğu görüldü.

Söz konusu mal varlığının kaynağı olarak Acar; miras, düğün, çocuklarının doğumu, faiz, kripto, döviz artışı, hisse senedi kârı, yeğenlerinin üzerindeki malların geri verilmesi, birikim ve aileden alacaklar olarak gösterdi.

Müfettişlerin tespitlerine göre; işin ilginç yönü, Acar, mal varlığının kaynağını ayrı ayrı ve somut şekilde belirtmedi.”

Erdoğan’ın Demirtaş ikilemi-Uğur Ergan (halktv.com.tr)

“Terörsüz Türkiye” adı verilen projenin fitilini bir yıl önce ateşleyen Devlet Bahçeli, en başından beri sürecin terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’la birlikte yürütülmesinde ısrarlı.

Bahçeli’nin bu proje için göz kırptığı DEM’in de tutumu aynı. MHP ve DEM’in “Öcalan’lı süreç” ısrarına Cumhur İttifakı’nın bekası için pek gönüllü olmasa da, AKP de sürüklenmek zorunda kaldı.

İmralı ile iş birliğinde ısrarcı olan Cumhur İttifakı, Edirne’de 9 yıldır yatan Selahattin Demirtaş’ı bilinçli olarak devre dışında tutmaya çalıştı.

Ancak bir yıl sonra görüldü ki, binlerce asker ve polisi şehit etmiş, sivilleri katletmiş eli kanlı bir terör örgütü liderinin sürecin baş aktörü olmasını toplum kabullenmiyor. Açılımla ilgili yapılan anketler toplumun “Öcalan’lı süreci” sahiplenmediğini gösteriyor.

AİHM kararından sonra normal bir hukuk devletinde tahliyesinin önünde engel kalmayan Selahattin Demirtaş’ın dışarı çıkıp sürecin bir parçası olması, kimleri rahatsız eder, bir düşünün.

Bahçeli’nin Demirtaş’ın serbest kalması ve sürecin içinde yer almasına sıcak bakmasının nedenlerinden birisi, Öcalan’ın toplumun önemli bir kesiminde “nefret figürü” olarak görülmesi olmasın sakın?!

Cumhur İttifakı’nın ayakta kalabilmesini açılım sürecinin hedefe ulaşmasında gören Bahçeli, Demirtaş’ın sadece Kürtlerde değil Türkler ve farklı kökenlere sahip vatandaşlarda da -özellikle de genç kesimde- karşılığı olduğunu çok iyi biliyor.

Bundan dolayı Bahçeli’nin meclis grup toplantısında “İmralı ile Edirne ihtilafı çıkarmanın nereye hizmet ettiğini biliyoruz” sözlerini, MHP liderinin süreçle ilgili Öcalan-Demirtaş iş birliğine açık desteği olarak yorumlayabiliriz.

Buna karşılık öyle anlaşılıyor ki, Bahçeli’nin Demirtaş’ın tahliyesinin hayırlara vesile olacağını söylemesi, iktidar cenahında en çok Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı ikilime sürüklemişe benziyor.

Erdoğan’ın kendisine “seni başkan seçtirmeyeceğiz” diye kafa tutan Demirtaş’tan çok hazzettiğini söylemek pek mümkün değil. Her ne kadar Demirtaş, süreçle ilgili Cumhurbaşkanı faktörünü önemli görse de, Türk siyasi tarihinin belki en pragmatik isimlerinden birisi olan Erdoğan, günün birinde karşısına dikileceği endişesi ile Demirtaş’ın serbest bırakılmasını içine sindirir mi, bu bir soru işareti.”

Gazetecileri rahat bırakın beyler, efendiler-Fehmi Koru (Karar)

“İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik bir operasyonda bir gazeteci de gözaltına alınıp tutuklanmıştı.

‘Casusluk’ iddiasıyla…

Gazetecinin adı Merdan Yanardağ…

Dün de, altı gazetecinin ‘ifadeleri alınmak üzere’ Emniyet’e götürüldüğü haberiyle uyandık. Onların da, artık ‘İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü’ olarak anılan İBB’ye yönelik soruşturma kapsamında bu muameleye tabi tutulduğu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açıklandı.

‘Şüpheli’ sıfatıyla Emniyet’e götürülen gazetecilerin adları şu: Soner Yalçın, Şaban Sevinç, Aslı Aydıntaşbaş, Ruşen Çakır, Yavuz Oğhan ve Batuhan Çolak…

Yazımı yazarken bu gazeteciler hakkında gözaltı ve tutuklama aşamasının söz konusu olup olmayacağı bilinmiyordu.

İçimden “Umarım olmaz” düşüncesi geçti.

Sonunda serbest bırakıldılar ama nedense yurtdışı yasağı kısıtlamasıyla…

Türkiye’de şu sırada cezaevlerinde kaç gazeteci misafir edildiğini bilmiyorum; fakat cezaevi misafirleri arasında, yetkili ağızlar aksini iddia etseler bile, gazeteciler olduğunun farkındayım.

Fatih Altaylı gibi tanınan bir gazeteci 100 günü aşan bir süredir cezaevinde olduğu için, eminim, kamuoyu da bu durumun farkındadır.

Zaten bizler bilmesek de Türkiye’yi yakın gözlem altında tutan uluslararası örgütler her gözaltına alınan gazetecinin kaydını teker teker tutuyor ve raporlarında zikrediyor.

Ülkemizle ilgili raporlarda basın özgürlüğü konusunda görünüm pek parlak değil.

Önemli mi o raporlar?

Bu sorunun cevabını merak edenler, onu, kolayca ulaşabilecekleri bir kişiye yöneltebilirler…

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e…

Ekonominin sorumluluğunu üzerine aldığı günden bu yana en büyük sorun olarak bilinen enflasyonun üstesinden gelmekte zorlanan ve kamuoyuna verdiği sözleri yerine getiremediğinin mahcubiyetini yaşayan Şimşek, soranlara doğruyu söyleyecektir.

Doğru şu: Basın özgürlüğü kuşkulu bir ülkeye yerli-yabancı sermayedarların yatırım yapması düşünülemez.”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Jeopolitik ateş hattında Erivan
Sonraki Makale “Lenin olmasa devrim de olmazdı”

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörGünlük

Rus sporculara “yarım izin”

Medya Günlüğü
30 Ocak 2026

Mehmet Şüküroğlu çiziyor

Mehmet Şüküroğlu
30 Ocak 2026
Günlük

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
30 Ocak 2026
EditörGünlük

Kadınlara Taliban işkencesi

Medya Günlüğü
30 Ocak 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?