Yazılarımı okuyanlar bilir, yaşamım Fenerbahçe’ye bağlıymış gibi yaşayan bir insanım ama giderek bağlılığım azalıyor.
Niyesini de söyleyeyim: Çünkü kandırılmaktan bıktım.
Manipüle edilmiş kongrelerden çıkmış hatalı kararları savunmaktan bıktım.
İlk darbeyi hapisten çıkınca yedik, akıllanmadık “kurumsal kültür” dedik, ikinci darbeyi öyle yedik.
Derken “yeni bir ses” dedik, “mabadlı” konuşmalarla rezil olduk.
En son “artık eskiye dönmeyelim” dedik, 73 yaşında bir başkanımız, evlat kontenjanından hocamız oldu.
Kendime ait olmayan bir kararı sahiplenmem gerektikçe uzaklaştım Fenerbahçe’den.
Kısaca yazdım ama binlerce darbe yedik.
Kovulanlar, gelenler, tekrar kovulanlar.
Çok da bir şey istemedik; istikrar, uzun vadeli bir plan, günlük yaşamayan bir organizasyon, gençlere, alt yapıya önem ve liyakat her istediğimizde canımıza okudular.
Şimdi ben de taraftar olarak söylüyorum, zaten yarısı aidat ödemeyen, kalanın çoğunluğunun Fenerbahçe’nin geleceği için oy kullanmaya bile tenezzül etmediği 55.000 kişinin attığı taşı 35 milyon taraftar niye çıkarsın?
Açık söylüyorum, tuzcuların başındaydım, “Fenerbahçe için atlanacak” dediğinde “kaç metreden” diye sorardım.
Açıkcası artık öyle hissetmiyorum, uzaklaştım, Fenerbahçe eleştirildiğinde anama küfredilmiş gibi hissederdim, şimdi hiçbir şey hissetmiyorum.
3 Temmuz’da Şampiyonlar Ligi’ne gönderilmediğinizde koskoca adam hüngür hüngür ağlamış biriyim ama şimdi hiçbir şey hissetmiyorum.
Tek hissettiğim nefret; Fenerbahçe’yi oyuncak eden Aziz Yıldırım, Ali Koç, Sadettin Saran hepsinden nefret ediyorum, Fenerbahçe’yi bizden çaldılar.
İçimize işlemiş, bıraktım falan bunlar luzümsuz işler ama artık tuzluğu kapmayacağımız kesin.
Kim döktüyse o temizlesin; Aziz Yıldırım, Ali Koç, Sadettin Saran, kongre, YDK ama taraftarın artık bir şey temizleyeceğini sanmam.
Alın Fenerbahçe’yi doya doya yok edin.
Şampiyonluk zerre umurumda değil, Fenerbahçe’yi çaldınız bizden.
Fotoğraf: fenerbahce.org
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
