Türkiye’de 12 Eylül 1980 darbesinden önce ve hemen ardından etkisi tirajının çok üstünde bazı feminist dergiler yayınlandı.
Bunların başında 1978-1998 yılları arasında yayınlanan Kadınca dergisi geliyor. Duygu Asena’nın (manşetteki küçük fotoğraf) yönetimindeki Kadınca, geniş kitlelere ulaşan ilk feminist eğilimli kadın dergilerinden biri kabul ediliyor. Dergide kadınların gündelik sorunlarını ele alınıyor, boşanma, cinsellik, iş hayatı ve eşitlik gibi konulara yer veriliyordu. Popüler bir dergi olmasına rağmen feminist düşüncenin yayılmasına katkı sağladı. Kadınca, feminist düşünceyi akademik çevrelerden çıkarıp geniş okuyucu kitlesine ulaştırmayı başardı. Tirajı 30.000-60.000 civarındaydı.
İlk sayısı 8 Mart 1987’de yayımlanan Feminist, Türkiye’de bağımsız feminist hareketin ilk teorik dergilerinden biri kabul ediliyor. Ataerkillik kavramı, ev içi emek, kadına yönelik şiddet ve kadınların kamusal alandaki konumu gibi konular dergi sayesinde ilk kez açık feminist terminolojiyle tartışıldı. Bu yönüyle dergi, Türkiye’de feminist hareketin teorik ve politik çerçevesini oluşturmaya çalışan ilk yayınlardan biri oldu. Tirajı 2.000-5.000 civarındaydı.
İlk sayısı 1 Mayıs 1988’de yayımlanan Sosyalist Feminist Kaktüs, Marksist ve sosyalist feminizm perspektifi, kapitalizm ile ataerkil ilişkiyle kadın emeği ve sınıf meselesine ağırlık verdi. Böylece, feminist hareket içinde ideolojik tartışmaların gelişmesine katkı sağladı. Tirajı yaklaşık 1.500-3.000 civarındaydı.
Ayrıca, 1990’larda yayımlanmış olsa da kökeni 1980’lerde oluşan feminist hareketten gelen Pazartesi dergisi, hadın hareketi ile feminist yayıncılık arasındaki ilişkiyi gösteren önemli bir örnek olarak akademik çalışmalarda inceleniyor. Dergide medya eleştirisi, kadın bedeni, cinsellik ve kadın kimliği öne çıkıyordu.
Kimler yazdı?
Şirin Tekeli: Siyaset bilimci ve akademisyen. Türkiye’de feminist düşüncenin kurumsallaşmasında önemli rol oynadı. Kadın hareketinin teorik tartışmalarına yön veren isimlerdendi.
Nükhet Sirman: Antropolog ve akademisyen. Feminist teori ile toplumsal yapı ilişkisini ele alan yazılarıyla tanınıyor. Aile, gelenek ve kadın kimliği üzerine çalışmaları feminist yayınlarda yer aldı.
Ayşe Düzkan: Gazeteci ve feminist aktivist. Feminist hareketin hem eylem hem yayın tarafında aktif oldu. Feminist dergilerde kadın hakları ve medya eleştirisi üzerine yazdı.
Pınar Selek: Sosyolog ve yazar. Feminist ve toplumsal hareketler üzerine çalışmalarıyla bilinir. Kadın hareketi, militarizm ve toplumsal cinsiyet üzerine yazılar yazdı.
Duygu Asena: Gazeteci ve yazar. Popüler kadın dergiciliği ile feminist düşünce arasında köprü kurdu. Kurucusu olduğu Kadınca dergisi geniş kitlelere ulaştı. “Kadının Adı Yok” kitabı büyük yankı uyandırmıştı
Dönüm noktası yürüyüş
1987 yılındaki “Dayağa Karşı Yürüyüş”, Türkiye’de feminist hareketin dönüm noktalarından biriydi. Bu yürüyüş ile feminist yayıncılık arasında karşılıklı bir etkileşim vardı: Dergiler hareketi örgütleyen fikirleri yaydı, yürüyüş ise dergilerin görünürlüğünü ve etkisini büyüttü.

Fotoğraf: Bianet
1987’de İstanbul’da bir mahkemenin verdiği karar büyük tepki yarattı. Hâkim, kocasından şiddet gören bir kadının davasında “kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmemek gerekir” atasözünü gerekçe göstererek şiddeti hafifleten bir yorum yapmıştı.
Bu karar kadınlar arasında büyük bir öfke yarattı ve yaklaşık 3.000 kadının katıldığı protesto yürüyüşü düzenlendi. Bu yürüyüş Türkiye’de bağımsız feminist hareketin ilk kitlesel eylemlerinden biri sayılıyor.
1987 yürüyüşü ve feminist yayınların birlikte yarattığı etki çok büyüktü. Kadına yönelik şiddet ilk kez kitlesel biçimde kamusal tartışma konusu oldu. Feminist hareket Türkiye’de bağımsız bir politik aktör haline geldi. Kadın sığınmaevleri ve hukuki reform tartışmaları başladı.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
