İsrail’in yanı sıra ABD’deki Ermeni ve Yunan lobileri de, Türkiye’ye değeri 700 milyon doları aşan General Electric F-110 savaş uçağı motorlarının satışını engellemeye çalışıyor.
Armenian Weekly gazetesinin haberine göre, Amerika Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA), Yunan lobisinin temsilcileriyle ortak hareket ederek, Türkiye’nin KAAN uçaklarında kullanacağı motorların satışını bloke etme girişimi başlattı.
ANCA İcra Direktörü Aram Hamparian, “Erdoğan’ı silahlandırmak bir dostu savunmak anlamına gelmez. Tam tersine, dostlarımıza saldırması için bir düşmanı silahlandırır ve cesaretlendirir” dedi.
Trump yönetimi, söz konusu satışla ilgili resmi bildirimi 24 Haziran 2026 tarihinde Kongre’ye iletti ve böylece satışa müdahale edilebilmesi için 15 günlük yasal süreç başladı.
ANCA, Ermeni kökenli Amerikalıları Nevada Demokrat Temsilcisi Dina Titus öncülüğünde yürütülen iki ayrı girişime destek vermeye çağırdı. Bunlardan ilki, motor satışını tamamen durdurmayı amaçlayan Ortak Ret Kararı. İkincisi ise, Temsilciler Meclisi yönetimine gönderilen ve Türkiye’nin F-35 programına yeniden kabul edilmesini engelleyecek bir karar tasarısının gündeme alınmasını talep eden mektup.
Türkiye, Rus yapımı S-400 hava savunma sistemini satın almasının ardından 2019 yılında F-35 Müşterek Taarruz Uçağı Programı’ndan çıkarılmış, bu gelişme Trump’ın ilk başkanlık döneminde CAATSA yaptırımlarının uygulanmasına yol açmıştı.
2020 Mali Yılı Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası, Türkiye S-400 sistemini elinde bulundurduğu sürece F-35 savaş uçaklarının transfer edilmesini açıkça yasaklıyor. Türkiye ise bugüne kadar bu sistemi envanterinden çıkarmadı.
Trump yönetimi bir yandan F-110 motorlarının satışını ilerletirken, diğer yandan da Türkiye’nin yeniden F-35 programına dönüşünü sağlayacak bir yol üzerinde çalışıyor. Her iki partiden bazı Kongre üyeleri bu girişimlerin ABD federal yasalarıyla doğrudan çeliştiğini iddia ediyor.
Lisans engeli
İsrail ise, Türk Hava Kuvvetleri’nin F-110 motor tedarikiyle güçlenmesinin ve KAAN projesinin hızlanmasının bölgedeki askeri dengeyi Türkiye lehine değiştireceğinden endişe ettiği için “lisans kozu”nu oynamaya çalışıyor.
ABD, ürettiği F-15 ve F-16 savaş uçakları ile bunların içindeki motorların (F-110 ve F-100) yazılım kodlarını Türkiye dahil hiçbir ülkeye açmıyor ve müdahale izni vermiyor. Ancak İsrail bu konuda istisna.
Uluslararası ihracat mevzuatına göre, bir ana şirketin teknolojisi başka bir ülke tarafından satılan ürüne entegre edildiğinde, söz konusu ürün çifte yargı alanına tabi ihracat kontrolleri kapsamına giriyor.
İsrail de bundan yararlanarak, kendi geliştirdiği yazılım kodu ve sensör füzyon algoritmaları kaskın tasarımına entegre edildiği için, ABD’nin İsrail Savunma Bakanlığı’ndan ihracat lisansı almadan bu teknoloji paketini üçüncü bir ülkeye (Türkiye’ye) yasal olarak transfer edemeyeceğini savunuyor.
Savunma Sanayi sitesine göre söz konusu kask, uçağın silah sistemleri ve sensörleriyle entegre çalışan Kaska Monteli Gösterge Sistemi (HMDS-Helmet-Mounted Display System) adı verilen giyilebilir bir bilgisayar. (Manşetteki küçük fotoğraf)
Geleneksel havacılıkta pilotlar uçuş verilerini ve radar ekranlarını kokpitteki panellerden veya HUD adı verilen ön cam panelinden takip ederken, modern kasklar sayesinde tüm bu veriler doğrudan pilotun gözünün önündeki vizöre (kask camına) yansıtılıyor.
Eğer İsrail bu lisansı vermeyi reddederse, üretici Amerikan şirketi söz konusu kaskı veya ona ait teknik yazılım bileşenlerini ilgili alıcıya ihraç etmekten hukuken men edilmiş oluyor.,
ASELSAN ise, bu engelleri aşabilmek için yabancı kask kullanmama kararı aldı ve F-35 kaskının muadili olan millî TULGAR Kaska Monteli Gösterge Sistemi’ni geliştirdi. TULGAR renkli ekranı, sayısal gece görüşü ve hibrit kafa takip sistemiyle dışa bağımlılığı ve İsrail lisans onay mekanizmasını tamamen devre dışı bırakacak.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
