FIFA Dünya Kupası’ndan beğeni ve sempati toplayan Kongo Demokratik Cumhuriyeti, adı nedeniyle kafa karıştıran ülkelerden.
Bunun nedeni Kongo adını taşıyan iki devletin bulunması: Biri Kongo Cumhuriyeti, diğeri ise Kongo Demokratik Cumhuriyeti. Dünyada birbirine bu kadar yakın iki başkent belki de yoktur. Kongo Cumhuriyeti’nin başkenti Brazzaville ile Demokratik Kongo’nun başkenti Kinşasa, Kongo Nehri’nin iki yakasında karşı karşıya yer alıyor. Aralarındaki mesafe kuş uçuşu yalnızca birkaç kilometre.
Kongo Demokratik Cumhuriyeti, yüzölçümü bakımından Afrika’nın ikinci, dünyanın ise en büyük ülkelerinden biridir. Yaklaşık 2,3 milyon kilometrekarelik yüzölçümüne sahip olan ülke, 100 milyonu aşan nüfusuyla kıtanın en kalabalık devletleri arasında. Başkenti ve en büyük şehri Kinşasa, aynı zamanda Afrika’nın en büyük metropollerinden.
Ülke adını dünyanın en büyük akarsularından biri olan Kongo Nehri’nden alıyor. Amazon’dan sonra debisi en yüksek nehir olan Kongo Nehri, ülkenin ekonomik ve coğrafi yaşam damarını oluştururken, aynı zamanda dünyanın en geniş tropikal yağmur ormanlarından birine hayat veriyor.
Kongo Demokratik Cumhuriyeti, dünyanın en zengin doğal kaynak rezervlerinden bazılarına sahip. Bakır, kobalt, altın, elmas, kalay, koltan ve lityum gibi stratejik madenler bakımından küresel ölçekte büyük önem taşıyor.
Özellikle elektrikli otomobil bataryalarının üretiminde kritik rol oynayan kobaltın yaklaşık yüzde 70’i bu ülkeden çıkarılıyor. Cep telefonlarından bilgisayarlara kadar birçok elektronik cihazın üretiminde kullanılan koltan rezervleri de büyük ölçüde Kongo’da bulunuyor.
“Kaynak laneti”
Ancak bu büyük doğal zenginlik, ülkeye refah getirmek yerine uzun yıllardır iç savaşların, silahlı grupların ve yabancı müdahalelerin temel sebeplerinden biri olmuş. Bu nedenle Kongo, uluslararası literatürde sıkça “kaynak laneti” yaşayan ülkelerin en çarpıcı örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
Ülkenin modern tarihi oldukça sancılı. 19. yüzyılın sonlarında II. Leopold yönetimindeki Belçika’nın kişisel mülkü haline gelen Kongo’da milyonlarca insan zorla çalıştırıldı ve ağır insan hakları ihlalleri yaşandı.
1960 yılında bağımsızlığını kazanan ülke, kısa süre sonra siyasi krizler, darbeler ve uzun yıllar süren Mobutu Sese Seko dönemini yaşadı. Bu süreçte ülkenin adı uzun yıllar Zaire olarak kullanıldı. 1997 yılında yeniden Kongo Demokratik Cumhuriyeti adını aldı.
1998-2003 yılları arasında yaşanan ve dokuz Afrika ülkesinin dahil olması nedeniyle “Afrika’nın Dünya Savaşı” olarak anılan çatışmalarda milyonlarca kişi hayatını kaybetti veya yerinden edildi.
Kongo Demokratik Cumhuriyeti yalnızca madenleriyle değil, biyolojik çeşitliliğiyle de dünyanın en önemli ülkelerinden.
Ülkede dağ gorilleri, okapi, orman filleri, şempanzeler, binlerce endemik bitki ve hayvan türü yaşıyor.
Afrika’nın en eski milli parkı olan Virunga Ulusal Parkı, nesli tehlike altındaki dağ gorillerinin en önemli yaşam alanlarından biri. Ayrıca dünyanın en aktif yanardağlarından biri olan Nyiragongo Yanardağı da bu park sınırları içerisinde.
Son yıllarda ülke ekonomik kalkınma için önemli adımlar atmaya çalışsa da özellikle doğu bölgelerinde silahlı grupların faaliyetleri, güvenlik sorunları ve insani krizler devam etmektedir.
Buna rağmen genç nüfusu, geniş tarım alanları, hidroelektrik potansiyeli ve kritik maden rezervleri sayesinde Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Afrika’nın geleceğinde belirleyici rol oynayabilecek ülkelerden biri olarak görülüyor.
Kısacası, Kongo Demokratik Cumhuriyeti bir yanda dünyanın en büyük doğal zenginliklerinden bazılarına sahip, diğer yanda bu zenginliklerin bedelini onlarca yıldır ağır çatışmalar ve yoksullukla ödeyen, Afrika’nın en dikkat çekici ve en stratejik ülkelerinden biri.
İlgili yazı:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
