Zorlamayla olmaz

Zorlamayla olmaz

8 Eylül 2022 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Cumhur Deliceırmak, Girne

Müşterek bir dünya yoktur desem mi? 

Desem, peki koca deniz balıkların müştereği değil mi, ormanlar aslandan ceylana hayvan tayfasının ve öncelikle de türlü çeşitli ağacın, otun, nebatatın?

Uzaydan bakılınca mavi bilyeye benzetilen dünya müştereğimiz değil mi?

Müşterek olmamız gereken bir dünya var evet de, biz müşterek değil galiba birey birey müşteriyiz. 

Bu devrilme Turgut Özal’ın İstanbul için "Dünyanın en değerli arsası" tanımını yaptığı gün ilk büyük adımını atmıştı Türkçede, arkasından Tansu Hanım'ın, Çiller Tansu Hanım'ın bir hastane açılışında "Bundan böyle hasta yok, müşteri var" saçmalığı doğru olmasa da gerçek oldu. 

Ve o gerçek dayatılmış akustik gerçekler olarak ve artarak gündelik hal oluverdi.  

Müşterek bir hayat yok.

Anayasa Mahkemesinin dünyasında ve hayatında kanunlara ve anayasa ilkelerine uymak varken hükümet partisinin/partilerinin dünyasında ve hayatında partinin çıkarları var. 

Balkan Dağlarının doğusu özellikle SSCB’nin çöküşü, Berlin Duvarı'nın yıkılması ile birlikte Balkan Dağlarının batısının trajikomik karikatürü halinde debeleniyor. 

Debeleniyor çünkü ‘"Batı"nın kuyruğunda sürüklenmeyi, onun değerlerini evrensel değer olarak kabul etmeyi marifet sanıyor. 

Alman yaşam tarzını bir Fransız'a kabul  ettirmek olası değilken, bir anlamda büyük şirketler ortaklığından başka bir şey olmayan AB’yi ortak yaşam şekli olarak değerlendiriyor Avrupa’nın doğusunda ve Balkan Dağlarının doğusunda yaşayan halklar ve de onların devletleri. 

Değil oysa, İspanyol’un güldüğü ile Fransız gülmesi aynı değil ve her ne halse üye bile olmadığı halde AB’nin nimetlerinden! faydalanması ve cezalarından azade tutulması İsrail’in, hiçbir AB üyesine ve Avrupa halklarına garip tuhaf yanlış gelmiyor. 

Çok uzatmayalım. Sadede gelelim. 

KKTC'deki Anayasa Mahkememiz çok doğru bir karar almıştır. Karar alkışı hak ediyor ve fakat belediye seçimleri de ertelenmiştir, bu da dayatılmış doğru olmayan ve fakat gerçek olan bir şeydir. 

Partiler ile hukukun müşterek dünyası, müşterek hayatı yok ve hatta KKTC Meclisi ile Türkiye Meclisi meclislerde temsil edilen partilerin müşterek meclisi değildir. 

Acı, yanlış ama gerçek olan budur.