Zor maç Galatasaray'ın

Zor maç Galatasaray'ın

18 Ekim 2021 Pazartesi  |   Köşe Yazıları

Bülent Kaan Köse

Galatasaray, milli ara dönüşünde ligin namağlup takımlarından olan Konyaspor ile karşılaşırken tek hedef üç puan almaktı. Rakiplerin puan kaybettiği haftada, tekrar potada olmak için ciddi bir sınavdı. Nitekim, Trabzonspor’un da kazandığı bir hafta oldu. Büyük heyecanlara ortak olacağız… Hazırsak, kısa kısa notlar halinde başlayalım… 

Maç başlangıcından itibaren aslında her iki takımı analiz ettiğimde birbirine denk iki takımın mücadelesi olacağının farkında olsam da, bu kadarını beklemiyordum. Galatasaray, maça her zamanki klasik ön alan baskısı ile başladı. Bu konuda özellikle aynı saha içinde Halil–Muhammed–Kerem üçlüsü olunca ciddi bir parselasyondan söz edebiliyoruz. 

Bu parselasyonun akabinde gol geldi. Galatasaray olağan oyununu oturtunca bunu daha sık yapacak. Golden sonra seyirci desteğini arkasına alan takım pozisyon üstüne pozisyon üreterek devam etse de, daha öncesinde belirttiğim şey devam ediyor. Galatasaray, pozisyonları harcama konusunda fazla cömert davranıyor. 

Bir karşılaşmada doksan dakika boyunca pozisyona girme şansına sahip değilsiniz. Maç içerisinde dikkatimi çeken detaylardan bir tanesi de, Halil Dervişoğlu… Çok hırslı, istekli, zaman içerisinde skora yansıyacaktır… 

Uzun süre sonra kendisini çıplak gözle analiz etme şansı buldum. Kurulan her set hücumunda merkeze kadar inerek bir on numara edasıyla top dağıttı. Takım içi etkinliği çok büyük. Konyaspor, toplu oyunda da topsuz oyunda da dinamizm açısından iyi bir takım. 

Ön alan baskısını seven bir ekip olan Konyaspor, aynı zamanda geriden hücum kurma konusunda çok inatçı. Set hücumu deniyorlar.  

İlk yarıda buna fazlaca şahit olduk. Çıkardığım istatistikler sayesinde "Zone 14" diye tabir ettiğimiz ceza yayının hemen önüne topu taşıma yüzdeleri ise 23…  

İlk yarının belli bir bölümünde oyunun kontrolünü ele alan Palut’un takımı, 6 numarasız oynamasına rağmen dönen topların hemen hemen hepsini aldı. 

Israrla kanatlardan içeri inmeyi deneyen ama asla kaleye şut dahi atmayan bir takım görüntüsündelerdi. Özellikle sağ taraftan çokça girişimde bulundular.  

Bununla beraber hücumda "half space" dediğimiz birinci ve ikinci bölge arasında kalan kısımda topu taşımada da hızlı bir takım olduklarını söylemek lazım. Yeşil-beyazlılar adına ilk 45’teki tek sorun üretkenlikti… 

İkinci yarıda bazı şeylerin her iki takım adına da değişeceğini düşünüyordum. Konyaspor daha da hareketlenecek, Galatasaray ise kapanacak, hızlı toplar ile çıkacak diye düşündüm.  

Tam da bunun üstüne Fatih Terim’den Gustavo Assuncao değişikliği geldi. Buradaki temel ‘’aklı ‘’ çok beğendim.  

Bahsettiğimiz gibi Konyaspor, rakipten gelen bütün topları karşıladığı için, hoca Gustavo ile pas arası yaparak oyunun kontrolünü ele almak istedi. 

İlk yarıya benzer bir yarı izlediğimizi söyleyebilirim. Konyaspor’un genel hatları ile daha üstün olduğu bir ikinci yarıya şahit olduk. Galatasaray açısından bakacak olursak oyunun böyle olması bir noktada normal. Berkan, Sacha, Marcao, ve fizik kondisyonuna tam olarak ulaşamayan Gustavo Assuncao…. Bütün bunların içinde Galatasaray’ın yaptığı en net ve umut verici şey ise savunma…. Nellson, zannediyorum ki alışma sürecini atlattı, 

Yedlin iyi bir maç çıkardı, yorgun olan Aanholt ise, maçın neredeyse tamamını "box to box "oynadı. Bazı maçlar vardır, oyundan bağımsız kazanmanız gerekir. 

Sarı-kırmızılıların bu haftaya kadar çok üstün oynadığı ama sonucu alamadığı karşılaşmalar da oldu. Beklenilen seviyede değilken de kazanabilmek, büyük takımların özelliğidir. 

Bir ayrı tebrik ve başarı parantezi de İlhan Palut’un Konyaspor’una açmak istiyorum.  

Ben bu kadar pozitif futbol oynamaya istekli, oyun planına ne olursa olsun sadık kalan bir takım görmedim. Sahaya çıkıp işlerini yaptılar ama olmadı, lakin bu takım kendinden daha çok söz ettirir. Sizce, takımlar haftaya ne yapacak?..

Etiketler:  Futbol