Zeki Müren de bizi duyacak mı?

Zeki Müren de bizi duyacak mı?

26 Aralık 2021 Pazar  |   Serbest Kürsü

Deniz Ersoy (mahlas)

İnsanların Zeki Müren’e dair anılarını, duygularını, düşüncelerini derlemek amacıyla bir zamanların 900’lü hatlarına da gönderme yapan "Peki Zeki Müren de bizi duyacak mı?" sloganıyla bir telesekreter hattı açıldığını duymuştum, 2015 yılında açılan hatta biriken anonim mesajların neye evrileceği konusunda hiçbir fikrim yoktu. 

Geçen Kasım ayında bir arkadaşım vasıtasıyla projede sona gelindiğini ve interaktif web belgeseline dönüştürülen bu projeyi hayata geçirmek için genellikle bağımsız yapımcıların kullandığı, kâr amacı gütmeyen bir platform olan Kickstarter’da bir fon oluşturulduğunu öğrendim. Çok özgün bulduğum bu projeye ben de minik bir katkıda bulundum ve 30 gün içinde hedeflenen miktara ulaşılmasına da ayrıca sevindim.  

New York’ta yaşayan yönetmen, video sanatçısı ve kurgucu Beyza Boyacıoğlu’nun hayata geçirdiği Zeki Müren Hattı (zekimurenhatti.com) adlı belgesel sanatçının doksanıncı doğum günü olan 6 Aralık’ta erişime açıldı. 

Zeki Müren bugün dahi sıra dışı olarak nitelenebilecek sahne kıyafetlerine ve tavırlarına rağmen toplumun muhafazakar kesimleri de dahil olmak üzere geniş kitlelerce kabul gördü, sevildi, sayıldı.  

Ebeveynlerimin, anneannemin, hafız dedemin Zeki Müren sevgisi bana da hep anlaşılmaz gelmiştir, bu aykırı sanatçının gönüllerde taht kurmasına sebep olan şey neydi ? 

İşte yönetmen Beyza Boyacıoğlu da muhafazakar anneannesinin Zeki Müren hayranlığını sorgulayarak girişmiş bu işe.    

Mobil cihazlardan ulaşılabilen belgeselde toplumun değişik kesimlerinden insanlar telesekreter hattına bıraktıkları mesajlarda Zeki Müren’e olan hayranlıklarını, onunla ilgili duygularını, ona ait anılarını anlatmışlar, bazıları da adeta karşılarında Zeki Müren varmış gibi dertlerini paylaşmışlar.  

Belgeselde Türkiye’nin ilk pop starı, sanat müziği üstadı ve sıra dışı ikonu olarak nitelenen Zeki Müren’e bırakılan mesajlardan bazıları şöyle; 

“Alo? Zeki abi benim sevdiğim biri var, olmuyor be, kavuşamıyoruz. Gerçi o net değil, ne istediğini bilmediğim için. Yoksa ben söyledim sevdiğimi falan.” 

“ Zeki abi, çok yalnızım be abi. Ah şu şarkıların da, heriflerin de gözü kör olsun.” 

“ Neden Zeki Müren öyle kılık kıyafetler giyiyor? Hâlâ bir anlam veremedim.” 

“ Zeki Müren! Sen bizim basımıza gelen en güzel şeysin.” 

“ En büyük devrim Zeki Müren. Birçok insana kendini kabullendirmesi ve  toplumsal düşünceyi önemsemeden kendi istediği gibi yaşaması. Bence muazzam bir karakter.” 

Kimi onunla ilgili bir anısını anlatıyor, kimi aile büyüklerinden duyduklarını, bir diğeri de ona yazdığı şiiri okuyor. 

Belgeselde bırakılan her mesajın altı Zeki Müren’in yaşamına ait kesitler, anekdotlarla doldurulmuş. 

İlk radyo programından sonra muhteşem sesi ve yorumu ile döneminin divası sayılan Hamiyet Yüceses’i bile kendisine hayran bırakan sanatçının beğenilen bir diğer özelliği de harflerin üzerine basa basa konuştuğu, temiz, kolay anlaşılır Türkçesiydi.  

Daha sonra gazino programlarında giydiği platform topuklu ayakkabıları, mini etekli, kısa şortlu, sahne kıyafetleri, gladyatör kostümleri ilk başlarda oldukça yadırgansa da bir zaman sonra kabullenildi, çünkü o Zeki Müren’di, olduğu gibi sevilmeliydi. 

Asla arkasını dönerek sahneyi terk etmemesi, programlarında seyircilerine hitaben söylediği meşhur repliği, “Sizlere en derin sevgilerimi, en derin hürmetlerimi arz ediyorum. Lütfen kabul buyurunuz efendim” ise hâlâ kulaklarımızda.  

Belgeselde dış görünüşü toplumsal cinsiyet normlarına bir başkaldırı gibi dursa da kendisinin bunu ne reddettiği ne de kabullendiği. ilişkilerini hiç göz önünde yaşamadığı, aşk hayatının bir sır perdesiyle örtülü olduğu belirtiliyor.  

LGBTİ hareketi içinde de Zeki Müren’le ilgili farklı görüşler var. Bir grup sanatçının hareketin önünü açtığını dile getirirken, bir grup da hiçbir zaman dayanışma sergilememesini eleştiriyor. ’Bence 25 yıl önce aramızdan ayrılan "Sanat Güneşi"mizin hareketin önünü açmış olması bile dönemin koşulları göz önünde bulundurulduğunda önemli bir kazanım.  

Devlet televizyonundaki varlığı bile kendi başına bir başkaldırı sayılabilecek Zeki Müren 1991 yılında devlet sanatçısı unvanını alıyor. Tüm bunları nasıl başardığını ise Yıldırım Türker sanatçının ölümünün ardından Radikal 2’de yayınlanan "Öpsün seni Zeki Müren" başlıklı yazısında şöyle ifade ediyor: ”Bildiğim tek şey, Zeki Müren’i büyük kılan şeylerin başında, içinde yaşadığı toplumun ikiyüzlülüğünü bilmesi, oyunu kuralına göre oynamasının geldiği. Zeki Müren, serüveninin başından itibaren toplumumuzun riya aynası oldu.”  

Yönetmen Beyza Boyacıoğlu’nun yaklaşık 30 dakika süren bu interaktif web belgeselinde Zeki Müren’in hayatı, eserleri ve kültürel mirasına dair daha pek çok şeyi keşfedebilir, bazıları o yaşarken henüz hayatta olmasalar da çok farklı profillerdeki insanlar için sanatçının ne ifade ettiğine tanık olabilirsiniz.  Akıllı telefonunuzdan kolaylıkla ulaşabileceğiniz zekimurenhatti.com son günlerde içine düştüğümüz ekonomik ve siyasal kaostan kısa bir süreliğine de olsa uzaklaşmak için iyi bir fırsat. 

Etiketler:  Deniz Ersoy