Yumurtanın kaderi

Yumurtanın kaderi

12 Ağustos 2021 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Cumhur Deliceırmak, Girne

Yumurta kapıya dayandı... 

Düştü düşecek. Yumuşak toprak, ot saman karışımı yuva haline getirilmiş yere mi düşecek yoksa sivri taşlar kaya parçaları üstüne düşüp de mundar mı olacak?

Seyirlik oyun değil yaşadığımız günler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulduğu günden bu yana kendini solda addedenlerin de, sağcı-milliyetçi olduğunu kabul ve ilân edenlerin de iktidarını defalarca gördü. 

Solcu olduğunu zan ve ilân edenler iki dönem ve sağcı-milliyetçi olanlar da üç dönem cumhurbaşkanlığı da yaptı. 

İçinde yaşadığımız bugünlerden memnun olan yok ve bir halk nasıl memnun edilebilir diye düşünen, proje hazırlayan tek bir siyasi parti de yok. 

Özal iktidarının, "Siz ancak İstanbul’un bir mahallesi kadarsınız o yüzden üretim ile çok uğraşmanıza gerek yok" telkinini o kadar içselleştirdi ki partiler, her biri iktidara geldiğinde, devlete memur olmuş ve olmak için can atan 18 yaşını geçmiş nüfusa maaş vermeyi icraat sanma kolaylığından hem malûl olmuşlar ve hem de ta 1571 yılından bu yana ama 1980’lere kadar, kendi yağı ile kendi ciğerini kavuran ve kendine yeten bir ekonomik yaşamı gerek tarım, gerek hayvancılık, gerek küçük esnaf ve zanaatkâr olarak sağlayan Kıbrıs Türk halkını da her geçen gün artan bir oranda malûl hale getirmişlerdir. 

Ne kadar acıdır ki,  yüzlerce büyükbaş hayvanı olan bir baba "benim oğlumu memur almadınız" diye traktörünü Tarım Bakanlığına sürerken, Tarım Bakanı’nın aklından geçen tek şey, bu babanın çevresinin kaç oydan ibaret olduğunu bir an önce öğrenmek ve oy getirisi fazla ise ona uygun bir iş yaratmaktır. 

Ve yine ne acıdır ki 20 yaşlı kadına veya engelli çocuğa bakmak ile görevli  dört (4) memurun, personel eksikliği var gerekçesi ile mızırdanmaları hem alt sendika ve hem de üst sendika tarafından ciddiye alınmakta ve devlet bütçesinden ödenekli sendika yöneticileri, devleti yönetmekten çok oyların nasıl gelebileceğini düşünüp yönetmekle iştigal eden hükümetlere karşı "uyarı"!! grevlerini seri olarak üretmektedirler. 

Gündelik ve ekonomik hayatta böylesine malûl olan siyasilerin, hayatın diğer alanlarında da farklı olduklarını ne yazık ki özellikle 1980 sonrasında göremedik ve görme ihtimalimiz de neredeyse sıfır. 

Sağcı milliyetçi siyasilerin, Türkiye’ye şükran çekmekten başka bir iş yapmadıklarını söyleyen solcu siyasilerin de, Tayyip Erdoğan ile nasıl telefon konuşmaları yaptıkları bugün dahi Youtube kanallarında dönmekte olup, turkuaz halılı karşılamaya özel uçakla yemek davetine giderek amma mutfak kapısından sızdıkları da biliniyor. 

Geçelim. 

Ne iki devletli çözümcülerin gelecek 10 yıla dair bir öngörü ve planları var ne de 50 yıldır federasyon diye slogan atanların federasyonun ANAYASASI nasıl olacaktır diye halka, muhataplarına veya kendi üyelerine sundukları bir taslak. 

KKTC siyasetinin özeti şudur: Bizi seçin. 

Ekonomi ne olacak, bizi seçin, tarım ne olacak bizi seçin, eğitim sağlık istihdam, turizm ve diğerleri ne olacak diye sorulsa, 

TEK CEVAP: BİZİ SEÇİN