Yorgun bürokrat

Yorgun bürokrat

11 Haziran 2021 Cuma  |   Köşe Yazıları

Samih Güven

Osmanlı'nın çöküş nedenlerinden biri inisiyatif alamayan bürokrasi, merkeziyetçilik ve tutucu bakış açısıdır. Bugünkü sorunların temelinde de kurumların ve bürokrasinin kalitesindeki ciddi gerilemenin payı var. Tabii bunun en büyük sebebi her şeyi önemsizleştiren, hiçleştiren, kavgacı ve merkezci bakış açısı. 

Siyasetçilerin hoyrat, kural tanımayan, kurumları babalarının malı sayan anlayışı yanında buna teşne olan bürokratların da rolü yok değil bunda. 

Bir koltuğa oturunca bütün eksikliklerini, içinde kalmışlıkları giderip saygı göreceğini, "Zihni sinir" projelerle, her istenile evet demekle, hukuku zorlamakla göze gireceğini düşünen bürokratlar güzel günlerin bir gün biteceğini düşünmez mi acaba? 

Hak etmedikleri koltuklara oturduklarında bir şekilde diyetini ödemeye, aynı kafadan görünmeye, koltuklarını halkın değil de patronlarının malı ve hediyesi görmeye çalışanlar olur. Kimileri de ideolojik bagajıyla tam aranan adamdır. Oysa kurumlar halkın malıdır. Herkesin hakkı ve hukuku söz konusudur. Daha önemlisi de toplumların ilerlemesinde büyük rol oynayan kurumların liyakat ve tarafsızlıkla yönetilmesi esastır. Böyle değilse gerçekte kurumların varlığından da söz edilemez. 

Sosyal medyadan slogan atıp ülkeyi kurtaracağını sanan, kendi içlerinde fırsat eşitliğini hayata geçiremeyen muhalefetteki kimileri ise geçmişte yaşananlarda payları olduğunu, bu tür sorunların hukuki ve kültürel boyutlarıyla ortadan kaldırılması gerektiğini düşünmez ve kendi iktidarlarında benzer hataları tekrarlamayacakları konusunda inandırıcı olamazlar. 

Neyse ki istisnalar vardır. Emeğiyle, bilgisiyle, hakkıyla yükselenler, iyi işler çıkaranlar az da olsa olur. Diğer yandan, yeteneklerini sorgulamadan bir köşede oturup, herkesin birilerinin adamı olduğunu düşünüp, her şeyi böyle görmeye, kendi durumunu böyle açıklamaya, geleceğini de buradan tasarlamaya çalışanlar yanılgı içindedir. 

Kısacası bürokratik ortam, bir ülkedeki siyaset kültürünün, medeniyetin, eğitim kalitesinin, demokrasi kültürü ve ortamının bir sonucudur. 

İşte bütün bu sorunlar içinde, hep böyle gideceğini sanan şaşkın bürokratlar yanında bir de yorgun bürokratlar vardır. Onlar her şeyin geçici olduğunu, aslolanın toplum yararına iş yapmak olduğunu bilirler. Bir yandan yıllarca emek verdikleri kurumlarında yeteneklerine uygun bir göreve geldiklerinde  birilerinin kötücül dünyasıyla uğraşırken, bir yandan da hukuku ve adaleti korumaya çalışırlar. Her şeye rağmen uyarmayı, gerektiğinde hayır demeyi seçerler. Ama yorulurlar elbette. Kimi huzurlu emeklilik günlerinin özlemini çekerken, kimi de şartları zorlayıp başka kurumlarda ya da özel sektörde gelecek arar. 

Kimi ülkeler kendi çelişkilerine yenilir. Sürekli adam harcayan, birbirlerini bertaraf etmeye çalışan, öngörüsüz, plansız, akılsız yol alan böyle ülkeler üretenleri de, çalışanları da yorar aslına bakılırsa. İşte bu yüzden fırsat eşitliğine, hukuka, adalete, akla ve kaliteye dayanan bir sistem yaratmak hayatidir.

Yazının orijinalini ve diğer yazıları okumak için tıklayın