Yoksulluğa direndik zenginliği paylaşamadık

Yoksulluğa direndik zenginliği paylaşamadık

21 Ekim 2021 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Cumhur Deliceırmak, Girne

Mücahitler sitesinin oradan bir askeri kamyonun kasasına bindim. 

Lefke’ye erzak götürecekti. 

Girne üstünden gidilecekti, dün gibi, tarih 18 ağustos 1974. 

Sıcaktı ve yol uzun, nişanlım ve ailesi Gaziveran’da yaşıyordu, ben askeri çıkarma gemileri ile gelmiştim Türkiye’den okulu bırakıp, Birinci Barış Harekatı devam ederken. 

16 Ağustos akşamı ateşkes oldu, biz de ayrıldık cepheden, makarna fabrikasından, iki şehit verdik orada Terzi Münür, Hüseyin Paşa. 

Kalkanlı üzerinden Güzelyurt’a girerken narenciye bahçelerinde müthiş bir hareketlilik vardı. 

Esir alınmamış Gaziveran erkekleri ve pek çok da kadın narenciye bahçelerini sulamaya uğraşıyorlardı, canla başla uğraşıyorlardı. 

Zaman geçti, var olan CTP’ye, UBP, HP, TKP (Halkçı Parti) eklendi, kurucu meclis, seçilmiş meclis, derken yasalar çıkmaya başladı ve ‘"tasarruf belgesi, ‘"kesin tasarruf belgesi" derken, CTP başkanı olan rahmetlik Özker Özgür’ün ağzından bir kavram duydum parti toplantılarının birinde: "Eş değer mal" kavramı ve çok uzun sürmedi eş değer mal yasası çıkıverdi meclisten ve "Zarar Görmüş Güneyliler Derneği" ve benzeri dernekler örgütler vs. vs. kuruldu. 

Artık bir daha narenciye bahçeleri kurumasın diye canla başla uğraşanları görmedim. 

Sanki de insanlık, insaniyetlik dönemi resmen bitmiş, bitirilmiş ve mal mülk edin, edin de nasıl istersen edin dönemi başlamıştı. 

Yasalar cevaz veriyordu ve yıllar sonra neredeyse her partinin bir bahane olarak öne sürebileceği bir argümanın yolu, kapıları ardına kadar açılmıştı, "etik değil ama yasaldır" dönemi rüzgâr ekiyordu ve şimdi fırtına, kasırga biçiyoruz. 

Etik kavramı dilimize bulaşmadan önce kullandığımız kavram "ahlak" kavramı idi, ne hikmetse sevmedi siyaset, örgütlü siyaset ve medya ile kendilerini STÖ diye pazarlayan örgütler ahlak kavramını. 

Nasıl sevsinler ki, "ahlaksızca ama yasal" demek kolay mı?

Oysa biz, 1963/64 yıllarında en zor şartlarda binlerce göçmeni sıtır etmiş, yoktan hastaneler kurmuş, eğitimini, okullarını hiç ihmal etmemiş insanlardık. 

Şimdi ne mi oldu?

Yolu açıldı kirlenmenin ve kirlendik hep beraber, en yaşlısından en gencine kadar, en sağcısından en solcusuna kadar kir içindeyiz. 

Ve Kıbrıs Türk halkının yeniden eski güzel haline dönmesi için topyekûn yoksullaşmak şart gibi görünüyor. 

Zor yıllarda yoksulluk içinde hayatı, mutsuzluk ve mutluluğu paylaşan biz, varsıl yıllarda zenginliği paylaşamadık darmaduman olduk, kendimizi kaybettik, devrildik.

Fotoğraf: 1974 Lefke