'Yeni nesil' Galatasaray

'Yeni nesil' Galatasaray

17 Eylül 2021 Cuma  |   Köşe Yazıları

Bülent Kaan Köse

Galatasaray yeni nesil kadrosu ile Avrupa’da iyi bir başlangıç yapmayı hedefliyor, tüm taraftarına, "Neden yeniden olmasın" sorusunu sordurtmak istiyordu. Hem tecrübe hem de birlikte oynama konusunda maç için tereddütlerim olsa da, Galatasaray’ın bununla "tempo" olarak başa çıkabileceğini biliyordum. Endüstriyel futbolda ayakta kalmak taktiksel varyasyonu geçti. Takım olarak bunu yakalarsanız, oyuna her şekilde ortak oluyorsunuz. Hazırsak, temsilcimizin galibiyetle kapattığı bu güzel akşamı kısa kısa notlar halinde kaleme alalım… 

Maç başlangıcından önce kadroları ilk gördüğümde takımın seyirci ile beraber önde baskı ile oynayacağını düşünsem de, Galatasaray bunu yapmadı. Bana soracak olursanız akıllıca bir hamleydi. Lazio, ön 4’lü ile pres yapmaya alışık, rakibini oynatmamaya yönelik bir takım. Hızlı bir şekilde pas yaparak merkezden direkt çizgiye iniyorlar. Top kaybında da Levia–Savic ikilisi ile alan daraltıp rakibi oynatmamayı seven bir ekip. Karşınızda da, dinamik, kazanmayı her şeyden çok isteyen bir takım var. 

Bu durumda oynamanız kolay değil. Özellikle maç başından itibaren geriden oyun kurma kısmını Galatasaray iyi çalışmış. Birçok organizasyon, Muslera’dan başlayarak devam etti. İşin böyle olmasında Marcao’nun rolü büyük. Oyun kurarak attığı derin paslar, zaman zaman yapmış olduğu çıkışlar ile bizlere adeta bir 6 numarayı andırdı. Galatasaray, bloklar halinde "build up" yani oyun kurma ve rakibi karşılamada mükemmel hareket etti. 

Takım set hücumunu çok iyi yaptı. Önemli olan kısım ise topsuz oyun. Galatasaray uzun süredir Avrupa arenasında bu denli baskılı bir oyun oynamamıştı. Morutan’ın zaman zaman iç çizgiye kayışı, Cicaldau’nun oyunu açması ve Taylan–Berkan ikilisinin soluksuz basması… Bu tarz durumlar maç içindeki dinamizmi artırmaya yönelik hareketler. 

Dünya karması Psg’yi, Club Brugge dinamizmi ile sahadan sildi. Yarı ile beraber takımın biraz yorulacağını tahmin etmiştim. Lazio’nun ise ileride top tutabilmesi için Savic’in oyunda olması gerekiyordu. 

İkinci yarıya başlarken, Galatasaray’ın bir şekilde gol bulabileceğini, bu maçtan üç puan almadan ayrılmanın kimseyi tatmin etmeyeceğini düşünüyordum. Tam da beklediğim durum gerçekleşti ve Lazio Saviç hamlesi ile zaman zaman 4-3-1-2’yi andıran bir sisteme dönerek topa daha fazla sahip olmayı hedefledi. İkinci yarının ilk çeyreğinde biraz oyunu kontrolünü ele alsalar da, tempoyu düşürüp saha parselasyonunu ve ön alan baskısını net yapan Galatasaray, pozisyon üstüne pozisyon buldu. 

Önceki dönemlerde bu tip ataklardan sonra herhangi bir sonuç çıkmıyor, Galatasaray önde oynadığı için gol yiyordu. Yeni kadro ise tam tersi… Bize sahada 22 tane Galatasaraylı oyuncu izlettirdiler diye düşünüyorum. Golden sonra rüzgarı ve seyirciyi arkasına alan Galatasaray, oyunu rölantiye aldı. İşin savunma kısmını kusursuza yakın yaptılar. Marcao–Nelsson ikilisinin uyumu göz kamaştırdı. 

Nelsson tipik bir sağ stoper olduğunu gösterdi. Hava topu verdiğini hatırlamıyorum. Galatasaray, yavaş yavaş oyununu oturtuyor. Daha önceki analizlerde de belirttiğim gibi, bu takıma her şeyden çok zaman gerekiyor. 

İşin en önemli yanı ise bu zamanlarda Galatasaray kazanarak gidiyor.  Ligdeki dört haftalık sürece bakacak olursak, koşu mesafesinde sarı-kırmızılılar 118 kilometre ile üçüncü sırada… Mevcut kadroya Boey ve Assunçao’yu eklediğimizde, farklı şeyler olacak diye düşünüyorum. Bu dinamizm ile Beşiktaş ve Galatasaray tempo olarak ilk iki sırayı alacaktır.  Zorlu rakibi karşısında dominant oyunla alınan üç puan, takıma çok şey katacak. Ben, genç Galatasaray’ı çok beğendim. Sizce, takım Avrupa’da neler yapacak? 

Etiketler:  Futbol