Yeni çiftlik eski âdet

Yeni çiftlik eski âdet

14 Aralık 2020 Pazartesi  |   Mentor

Mentor

Evet, Aziz Yıldırım'ın hataları vardı ama her zaman kulübü ve takımı kontrol altında tuttu. Takım sorumluluk ve amaçlarından uzaklaştığında hesap sormayı bilirdi. Fenerbahçe düşmanı medya bunu "Azizsilin" diye ucuzlatmaya çalışsa da biz buna yönetim biliminde "accountability" diyoruz yani hesap verme yükümlülüğü; sorumluğu veren başkanın hesap sormak da en önemli görevidir, görevi yerine getiren de hesap vermekle yükümlüdür. 

Aziz Yıldırım başkanlığı kaybetti ama felsefesi Fenerbahçe'yi yönetmeye devam ediyor. Tek adam yönetimi, çeşitli nedenlerle liyakat yerine adam kayırma ve liyakatten uzaklaşma devam ediyor. Yetersiz insanlara "camianın çocuğu" kontenjanından paye vermek kurumsal hâle geldi. Aziz Yıldırım döneminden daha kötüyüz çünkü o bazen yanlış da olsa karar verip yarayı dağlamaktan çekinmezdi. Elbette hatalı olanlar da vardı ama şimdi gereken yerde gereken kararları almakta zorlanıyoruz. 

Yani Ali Koç yeni Aziz Yıldırım oldu, kulübü tek başına yönetiyor, aynı onun gibi yanına yöresine sokulup "Başkanım sen büyüksün..." diyenlere Fenerbahçe'nin olanaklarını hiç çekinmeden lütuf olarak sunuyor. 

Evet Emre Belezoğlu, Volkan Demirel, Selçuk Şahin, Volkan Ballı, Semih Şentürk ve Gökhan Gönül'den bahsediyorum. 

Yazılarımı okuyanlar bilir, Emre-Volkan modeline hep karşı çıktım ancak sezon başında yakalanan hava, limitin aşılması, transferde gösterilen başarı taraftar olarak konuyu çok gündeme getirmemize engel oldu ama artık gündeme gelmeli. 

Bir kere bu isimlerin kadroda bulunduğu dönemler Fenerbahçe'nin uzun süre başarısız olduğu, Samandıra'daki kayırma ve hizipleşmenin üst düzeye çıktığı, performans ve mücadele ile değil, kabile organizasyonu, yönetim muhbirliği, ahbap çavuş ilişkisi ile ilk 11'de yer işgal edildiği dönemler. Bunların yer aldığı Samandıra'da aynı bugün olduğu gibi takım iyi giderken birden büyük çöküşler yaşanmış, büyük performans ve kariyerle gelen futbolcular rezil olurken bizden gidenlerin hepsi yıldız olmuş. 

Erol Bulut'u 4 ay beklememizin nedeninin bu grubun kendine "kul" araması olduğu iddia ediliyor, doğru mudur bilmiyorum ama Bulut gibi başarı kazanmış bir teknik direktörün başarılı bir ekibi varken kendi ekibini dağıtıp yanına hiçbir vasfı olmayan Volkan Demirel'i falan alması oldukça dikkat çekici. Çok taviz vermiş görünüyor yoksa eli güçlü olan biri ekibini bozmazdı. Yani olayları dikkatlice analiz ederseniz, kulüpte Başkan'ı yöneten başka bir güç olduğu, Başkan'ı istedikleri gibi yönlendirdikleri görüntüsü oluşuyor.   

Bugün geldiğimiz tabloda bu grubun Fenerbahçe'de bulunduğu her sezon olduğu gibi takımda müthiş bir düşüş yalandı, forma adaleti kayboldu, yabancılar bir kenara çekildi, yerliler de takımın sahibi gibi davranıyor. 

Mesela Gökhan Gönül...

Sezon başında bir kaç iyi maç oynadıktan sonra tam bir çöküş yaşadı, sakatlandı, yerine Nazım oynadı, mükemmeldi ama Gökhan Gönül sahada yürüyerek, sürekli adamını kaçırarak, hücumda sıfır katkıyla oynamaya devam etti. 

Pelkas tam Fenerbahçe taraftarının istediği futbolcu, adam eksiltiyor, araya pas atıyor, şutu var, tam bir 10 numara ama kenara sıkıştırılıyor ve ondan çok daha kötüler varken hep oyundan alınıyor. Sanki birisi başarılı olmasın istiyor, başarısız olması için çaba gösteriliyor. Malatya maçında oyundan çıktığında Pelkas'a düşman gibi davrandılar, nefret dolu bakışlar, yanına gidip moral vermeyen tavırlar vs. 

Takımın çalışmadığı belli, iyi futbol organizasyon işi ama mücadele çalışma işi oysa Fenerbahçe mücadele etmekten çok uzak. Belli ki çalışmıyorlar, her hafta fizik olarak daha kötüler yani Samandıra'nın köy kahvesine döndüğünü düşünmek yanlış olmaz. 

Böyle bir durumda futbolcu eleştirisi çok saçma ve Fenerbahçe'ye zarar verir. Birkaç futbolcu iyi, diğerleri kötü olsa futbolcu eleştirisi anlamlı olur ama hepsi kötü, üstelik her hafta daha da kötüye gidiyorlar. Caner, GG, Ozan, Gustavo, Sosa hepsi geri gitti. Kadro iyi ve bu ligi rahatlıkla kazanır, sadece nasıl kullanacağını bilen ellerde olması lazım. 

Sorun belli çözüm açık: Tüm teknik ekibi ve bu sorunlu ekibi yarın kovacaksın, kovmalısın, bu senin görevin çünkü Fenerbahçe tarihine geçen 4 maçta 11 puan kaybı ve art arda 3 iç saha yenilgisi var, bunlar makul sayılamayacak işlerin olduğunu teyit ediyor. 

Fenerbahçe "Ali Babanın Çiftliği" değil, biz Ali Koç'u sevdiği insanlara Fenerbahçe'de unvan dağıtsın diye seçmedik, ya küçük Aziz Yıldırım olmaktan vazgeçsin ya da onun seven ama nitelikleri tartışmalı ekibi ile Koç Holding'e dönüp Fenerbahçe'yi rahat bıraksınlar.  

Fenerbahçe basketbolda, futbolda tarihi rezaletler yaşıyor, bir şeyleri değiştirmeden bunların değişeceğini düşünmek için ya aptal ya da aşırı hayalperest olmak gerekir. 

Her gün Fenerbahçe'den gidiyor...

Etiketler:  Futbol