Yaşamla ölüm arasındaki çizgi

Yaşamla ölüm arasındaki çizgi

16 Ocak 2021 Cumartesi  |   Serbest Kürsü

Adnan Genç, serbest gazeteci

Pandemi koşullarında eve kapanmak zorunda kalan insanlarımız; onları evde kalmanın önemi ve değeri hakkında bilgi sahibi olsalar bile, dışarı çağıran öne önemli etmenlerden biri, ‘adrenalin sporları’ diye tanımlayabileceğimiz alanlarda spor yapıyor olmalıdır… Dağdan, yürüyüşten veya havadan ve sudan sportif etkinliklerini bitirip evlerine dönerler ama çok kısa bir zaman içinde adrenalin salgılanması sonucu; çıkar uzun koşu yaparlar, mümkünse yüzmek isterler.  

Bugün hem dağcı hem de ‘trek’ yapmayı günlük yaşamında birincil önemde tutan iki sporcu dostumuzla konuşacağız. Biri, aynı zamanda Bursa Arama Kurtarma (BAKUT) üyesi ve gezinmediği toprak parçası bırakmayan Necla Türemen ve diğeri de pek çok zirve yapan dostumuz Hasan Hüseyin Karabağ. Her ikisine de aynı soruları yöneltip; korona günlerinde, adrenalin ile nasıl baş ettiklerini öğreneceğiz. İlk bölümde Türemen'le konuşmuştuk, bugün de Karabağ'la devam ediyoruz:

- Lütfen kendinizi biraz olsun okurlarımıza tanıtır mısınız? Ne zaman dağların sesine kapıldınız; temel aldığınız sporları yaparken, özgün bir tarih yaratma çabanız da oluyor mu?

-1967 haziranında İstanbul Üsküdar’da doğdum. İstanbul BB Şehir Tiyatrosu’nda on iki yıl tiyatro yaptım. Bu esnada kazandığım Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde gazetecilik okudum. Daha sonra Radyo TV alanında yüksek lisans yaptım. Kadir Has Üniversitesi’nde İleri Oyunculuk ve Yönetmenlik yüksek lisans ile okumaya devam ettim. 

On iki yıldan sonra Şehir Tiyatrosu’ndan ayrılınca kendimi müthiş bir boşlukta buldum. Ruhsal olarak çok kötü hissettiğim bir dönemdi. Bu zor süreci doğa yürüyüşlerine başlayarak aştım. Sırt çantamı hazırlayıp gruplar hâlinde yürüyen insanlarla birlikte yaz ve kış doğada farklı rotaları yürüdüm. Kamplı yürüyüş faaliyetleri ve keyif veren kamplar yaptım. 

Artık yürüyüşler bir süre sonra sizin için yeterli gelmez oluyor. Daha farklı bir boyuta taşımak istiyorsunuz. Alpin tarzda dağcılık bunun ilk adımı olarak başladı. Yürüyüş her ne kadar bu işin ilk başlangıcı ise de dağcılık daha farklı bir felsefe, disiplin, malzeme ve teknik bilgiyi gerektiriyor. 

En iyi dağcı gereksiz yere risk almayan dağcıdır. En iyi dağcı zirve yolunda dönüş kararını verebilen dağcıdır. En iyi dağcı faaliyetini bitirip evine sağ salim dönen dağcıdır gibi tariflerle bu işin karar aşamasının ne kadar önemli olduğunu söyleyebilirim. Devam ya da tamam kararı yaşamla ölüm arasındaki çizgiyi belirleyebiliyor.  

Antalya Kızlar Sivrisi çıkışı kar yapısı nedeni ile yarıda kalan bir etkinlikti ancak benim dağcı olmamı sağlayacak olayın başlangıcı oldu. Dağın ayrı bir disiplin gerektirdiği o kadar belliydi ki normal bir yürüyüş grubu ile dağa çıkılmayacağını kendiniz görebilirdiniz. Çok sevdiğim dağcı rehberimiz sevgili Ömer Faruk Gülşen hocamız “Sen öğrenmeye açık birisin. Türkiye Dağcılık Federasyonu dağcılık eğitimleri veriyor. Orada bu işi öğrenip daha ilerilere taşırsın” diye adres gösterince yeni bir talebelik başladı. Üç yıl boyunca dördü yaz dördü kış eğitimi olmak üzere her biri bir hafta süren zorlu sekiz eğitimi tamamladım. Bu süreçte farklı zirvelere çıkışlar yaptım. Üç yıl sonra açılan antrenörlük kursuna katılıp teorik dersler ve uygulamalardan sonra antrenör oldum.  

Ülkemizin dağcılık merkezi Aladağlar… Yüzden fazla üç bin metre üzeri çeşitli zorluk derecelerinde zirve var. Kaçkarlar da Verçenik, Altıparmak, Kemerli Kaçkar ve Kaçkar zirveleri ile bundan sonra geliyor. Ağrı, Süphan, Cilo, Hasan Dağı ve Erciyes ilk akla gelenler. 

Bazen ekmek almaya giderken üşenen bir insanın saatlerce zorlu şartlarda tırmanması daha sonra daha da zorlu olan inişi gerçekleştirip kampa ve eve dönmesi ilginç bir şey… Dağın başında, ne işim var benim burada derken inince yine orada olma isteğiniz hemen başlıyor. Kendinizle mücadele edip dağ ve havayı okuyarak şartlara göre karda, buzda, kayada yükseliyorsunuz. Emniyet alıp tırmanıp iniyorsunuz. Yağmur bulutlarının üstünde güneşin tüm yakıcılığı ile göründüğü irtifada rüzgârla, yağmurla, doluyla, soğukla, karla iç içe faaliyet devam ediyor.  

Pek çok disiplinin bir araya gelmesi ile oluşan dağcılık, sürekli bir gelişim ister. Kaya tırmanışı da bunun bir parçasıdır. Gerek belirlenmiş spor rotaları ya da geleneksel tırmanış yaptığınız rotalar sizin problem çözme, karar verme ve uygulama anlarında nasıl davrandığınızı göz önüne serer. Bunun için Türkiye’nin belli başlı tırmanış alanlarına gider kendinizi denersiniz. Gebze Ballıkayalar, Eskişehir Karakayalar, Niğde Aladağlar, Geyve ve Antalya Geyikbayırı ilk akla gelen yerler arasında…   

Sonra… Sonra birden bıçak gibi kesildi her şey.  

Bu salgın dönemi başladı. Evet, salgın. Salgına pandemi denmesi kadar beni rahatsız eden bir şey varsa o da fiziksel mesafeye sosyal mesafe denmesi… İşte birden tırmanan, spor yapan insanların hiç yürüyemediği zamanlar geldi. Bu dönemde yine tırmanış yapan, zirve faaliyeti yapanlar olsa da ortam asla eski dönemdeki gibi olamadı. Uzun zamandır kapalı olan Ağrı Dağı çıkışları bile yapıldı bu yaz. Ancak tüm dünyayı saran olumsuz ruh hâli dağcıları da etkiledi. Bir şeyler eskisi gibi olamıyordu. Sanırım uzun zaman da olamayacak. Öyle görünüyor. Salgının üzerimizde bıraktığı olumsuz hava, psikolojik çöküntü, hastalığın kendisinden çok daha kötü. Seyahat kısıtlamaları başladı. HES kodu kavramı ile tanıştık. Maske ve adına sosyal mesafe dense de fiziksel mesafe zorla kabul ettirildi. Elini yıkamayan toplumun deli gibi kolonya ve dezenfektan kullanmasına tanık olduk. Federasyon eğitimleri durdu. Daha sonra yeni şartlara uygun olarak yeniden yapılmaya başlandı. Hayatımıza daha önce giren eskiden bildiğimiz ama o kadar sık yapmadığımız ‘online’ eğitimler her alanda ve yoğun bir şekilde başladı. En azından teorik dersler bu dönemde halledildi.

Hareketsiz ve de kısıtlamalarla geçen ev hayatı yaşanır oldu. Daha çok kitap okundu. Dizi ve filmler izlendi. Müzik dinlendi. Yeni yemek tarifleri denendi. İnsan, içine çekilip düşünme fırsatı buldu. Fazlalıklardan arınmak için dolaplarda, evde sadeleşme hareketi başladı. Ama hiçbir şey dostlarla yapılan kamp ve faaliyetlerin yerini dolduramadı.

Kültürfizik, açma germe, şnav mekik bir yere kadar. Dağcının en iyi antrenmanı dağ faaliyetidir. Bir an önce yasaklamalardan kurtulup en çok ihtiyaç duyduğumuz temiz havayı alacağımız dağlarda olacağımız günlere hazırlanıyoruz. Eski çıkışların hayali içinde yeni zirveler hedefliyoruz...

***

İşte coğrafi özelliklerine göre adrenalini en yüksek olan sporlar; 

Rafting:

Yüksek debili akarsularda botun üzerinde yapılan ve adrenalini en yüksek olan spor dallarından bir tanesidir. Rafting ile suya batmada kürek yardımıyla ayakta kalma mücadelesi vardır. Akarsularda belirlenen parkurları tamamlama çalışması ile birlikte rafting sporu da böylece bitirilmiş olmaktadır. Rafting yapmak için en uygun akarsular ise Karadeniz’de bulunmaktadır. Özellikle bahar aylarında Karadeniz bölgesinin Artvin, Bolu, Rize ve Gümüşhane gibi illerinde rafting severler için unutulmaz anlar yaşatılmaktadır. 

Trekking:

Trekking, Karadeniz’in meşhur yaylaları üzerinde yapılmakta ve yüksek rakımı olması nedeniyle gökyüzünden coğrafi bölgeyi yakalama fırsatı bulmayı sağlamaktadır. Bir kuş misali gökyüzünde süzülmeyi andıran ve yapılan bu adrenalin dolu spor, aynı zamanda da bol bol oksijenin depolanmasını sağlamaktadır. Yapılan her bölge için farklı güzellikleri gözlemleme fırsatı sunulmakta ve kalabalık gruplar halinde de gerçekleştirilmektedir. Trekking sporu adrenalin yüksek olmanın yanı sıra kalabalık gruplar halinde olması nedeniyle arkadaşlığı da pekiştirmektedir. 

Dağcılık:

1800 yıllardan bu yanan ülkemizde yapılan ve adrenalini en yüksek olan sporlar arasında belki de en çok tercih edilen sporlardan biri olan dağcılık, belirlenen konumlara göre yapılmaktadır. Ancak dağcılık sporunun yapılabildiği en iyi coğrafi bölgeler denize paralel uzanan dağ toplulukları olan yerlerdir. Bu özelliklere en uygun olan bölgeler eşliğinde dağcılık sporunu yapmak da mümkündür. Dağcılık sporunun en bilinen tırmanma seçenekleri arasında ise Karadeniz ve Gürcistan gelmektedir. 

Kitesurfing: 

Yamaç paraşütü ile sörfün birleşimi olarak bilinen Kitesurfing sporu, rüzgâr ile dalgaların dans etmesi arasında yapılan bir spordur. Mükemmel bir adrenalin sporu olan Kitesurfing, Fethiye, Alaçatı ve Urla gibi tatil bölgelerinde oldukça fazla yapılmaktadır. 

Bungee Jumping: 

Yapılması en ekstrem sporlardan biri olan Bungee Jumpingin kökeni Doğu Avustralya’dan gelmektedir. Her ne kadar Pasifik okyanusunda yaşayan yerli halkın erkekliğe geçiş törenleri sırasında belirlenen kulelerden sarmaşık ipleri ile atlaması şeklinde yapılan Bungee Jumping, ülkemizde de adrenalin severler tarafından oldukça fazla yapılmaktadır. Ancak o dönemden bu döneme kadar gelişen teknolojik imkânlar sayesinde çok daha fazla farklı özellik geliştirilmiştir. Bu yüzden de teknolojik imkanlarla yapılan ekstrem bir spor dalı olarak yerini almaktadır. 

Skydiving: 

Sporcuların sırtlarına bir paraşüt takılarak yaklaşık olarak 10 bin feet yükseklikten atlayarak yapılan Skydiving, adrenalini en yüksek olan sporlardan biridir. Skydiving yaparken sporcuların sırtına takılan paraşüt belirli bir mesafenin ardından açılmaktadır. Adrenalini yüksek olması, tamamıyla bu özelliği ile bilinmektedir. 

Snowboarding:

Adrenalini yüksek olan sporlardan biri olan ekstrem sporu Snowboarding, kış mevsiminde yapılması ile bilinmektedir. Kar üzerinde board yardımıyla sınırsız kayak yapma keyfini yaşatan Snowboarding, en bilinen ekstrem sporlarından bir tanesidir. Kış mevsiminde Rampaları ve manevraları ile karın içinde kaybolarak çeşitli atlayışlar gerçekleştirilmektedir.

İlk bölümü okumak için tıklayın: https://medyagunlugu.com/haber/adrenalinin-dayanilmaz-baskisi-48604