Yanlış Arap atına oynamak

Yanlış "Arap atı"na oynamak

2 Ağustos 2012 Perşembe  |   Köşe Yazıları

 Türkiye Suriye konusunda en "angaje" ülke olarak dikkat çekiyor; oysa ABD de dahil olmak üzere hiçbir ülke Beşar Esad'ın geleceğinin belirlenmesi konusunda Ankara kadar aceleci davranmıyor. Türkiye'nin, Esad'ın "Arap Baharı"nın yaşandığı ülkelerin liderleri gibi çabucak devrileceği yolundaki öngörüsü aylardır, hatta tam olarak bir yıldır gerçekleşmiyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise ısrarla, Esad'ın er ya da geç gideceğini söylüyor

 Türkiye'nin beklentilerinin önünde üç büyük engel var. Birincisi Suriye'de yaşananlar konusunda Batılı – Arap ülkeler grubu içinde farklı değerlendirmeler ve çözüm önerileri bulunması, ikincisi Suriye muhalefetinin kendi içindeki görüş ayrılıklarını giderememesi, üçüncüsü Rusya ile Çin'in Şam'a desteğinin Esad'a güç ve moral vermesi.

Ankara'nın Birleşmiş Milletler'in, Arap Birliği temsilcisi de olan Kofi Annan aracılığıyla sürdürdüğü girişimlerden hoşnut kalması mümkün değil. Çünkü Annan'ın ileri sürdüğü altı maddelik barış planını Suriye hükümetinin onaylaması Türkiye'nin hiç istemediği şekilde Esad'a zaman kazandıracak. Barış planına uymaya zorlamak için Esad üzerinde herhangi bir yaptırım öngörülmediği gibi, Annan Esad'ın istifasının Suriye'nin iç sorunu olduğunu belirterek dış müdahaleye de kapıyı kapıyor.

 Bu hafta sonu İstanbul'da yapılacak "Suriye'nin Dostları" toplantısının Ankara'nın kısa vadeli çıkarlarına hizmet edecek kararlar alması zayıf bir olasılık. Aralarında görüş ayrılıkları bulunan Suriye muhalefeti Salı günü İstanbul'da yapılan toplantıda "Suriye Ulusal Konseyi"ni Suriye halkının yasal temsilcisi ilan etti. Muhalefetin "Suriye Ulusal Konseyi" çatısı altında birleşmesi için önemli bir adım olsa da bunun, Türkiye'nin istediği gibi Esad'ın kısa süre içinde iktidarı bırakmasına katkı sağlayabileceği çok kuşkulu.

 Üçüncü konuya, yani Rusya ile Çin'in Esad'a desteğine gelince... Moskova, Ortadoğu'daki son mütttefiği olan Suriye'de rejim değişikliği yapılmasını engellemek için bütün diplomatik kozlarını oynuyor. Suriye'nin Esad'ın kontrolünden çıkması Rusya çevresindeki dev çemberin biraz daha kapanması anlamına gelecek. Yani Şam'da yaşananlar Moskova açısından da hayati önem taşıyor ve şu anda gelinen nokta Rusya gibi Çin'in de diplomatik başarı hanesine yazılıyor. Ancak, elinde Türkiye'den daha iyi kartlar bulunsa da sonuç olarak Rusya'nın Ortadoğu'daki olayları yönlendirme olanakları sınırlı. Ankara'dan farklı bir politika izleyen Rusya İstanbul toplantısına katılmıyor.

 Görüldüğü gibi Türkiye açısından tablo parlak değil ama bugünkü tabloyu arayacak duruma bile gelebiliriz. Çünkü eğer felaket senaryosu gerçekleşir ve Türkiye Suriye'ye askeri bir müdahale bulunursa bunun sonuçlarını tahmin etmek bile güç...

 Suriye konusuna hemen "angaje" olarak taktik hata yapan Türkiye süreç içinde ne İsa'ya ne de Musa'ya yaranamaz duruma düşebilir ki, bu – Esad kalsa da, gitse de- Suriye'nin Ankara açısından tümüyle kaybedilmesi anlamına gelir.

Bu karamsar tabloya bakınca ister istemez ilk anda insanın aklına, "Ankara yanlış ata mı oynuyor" sorusu geliyor ama tabii asıl sorgulanması gereken şu: Türkiye Suriye meselesine neden bu kadar müdahil oluyor?

Etiketler:  Eleştiri Medya