Vedanta'ya göre bilinç ve yanılgı

Vedanta'ya göre bilinç ve yanılgı

16 Ekim 2021 Cumartesi  |   Serbest Kürsü

Halil Ocaklı (halilocakli@yahoo.com)

Vedalar, M.Ö. iki binlerden itibaren İndus Vadisi'nde yazıya dökülmüş, doğal ve kozmik olayları şiirsel biçimde anlatan metinlerdir. Tüm çağlar için geçerli olarak kabul edilen Veda yazmaları, kadim Hint inanç ve düşünce sistemlerinin temel başvuru kaynağıdır. Veda, Sanskritçede "yanılgısız bilgi" anlamına gelir.  

Vedanta, Vedalarda yer alan evrensel bilimlerin edebi, felsefi ve manevi bir özetini temsil eder. Bilinç ve yanılgı kavramları, Vedantik öğretilerin bir dalı olan "Advaita Vedanta" felsefe okulunda oldukça merkezi bir rol oynar. Advaita Vedanta, varlığın birliği konseptiyle evrendeki tüm varlıkların "makro teklik" oluşturduğunu savunur.  

Bilinç, yalın bir anlatımla tüm fiziksel duyu ve deneyim süreçlerine tanıklık eder, bu kanallardan gelen dış verileri bilgiye dönüştürür ve böylece düşünce evreni için doğal donanım sağlar. Bilinç saf ve yanılgısız tek gerçektir, diğer her şey yalnızca bir görüntü, izdüşüm, oluşum veya yanılsamadır. 

Yerdeki ipin karanlıkta yılan olduğunu sanan kişi, yılanın bir yanılsama, ipin ise gerçek olduğunun ayırtında değildir. Aynı şekilde, dünyadaki yaşantımız tutkusal yanılsamalarla doluyken, bilincin indirgenemez arı gerçeklik olduğunun farkında olamadan yaşarız. Yanılgılar bilinci oyaladığı sürece, farkındasızlık da sürecektir. 

Hazcılığın, dış görüşünün, cinselliğin ve paranın adeta kutsandığı kapitalist dünya düzeni, yanılgılar için kolay üreme alanına dönüşmüş durumdadır. Yiyeceklerin fabrika gibi yerlerde seri üretilmesi, kimyasallarla kirlenmesi ve besin değerinin giderek azalması da yanılgıları beslemektedir. Oysa Vedalar, tutkular ve yanılgılar arasındaki ilişkiyi binlerce yıl önce anlamış, bunların yaşamı olumsuz etkileyebileceğini açıklamıştır. 

Advaita Vedanta'da tanımlandığı üzere: Bilinç, evrenin başka hiçbir güçle karışmamış kurucu enerjisidir. Bilincin niteliklerini bilmeyen insan, varlığının yalnız fizik bedenden oluştuğu yanılgısına düşer ki, işte bu en büyük bilgisizliktir. 

Batılı çoğu düşünce yaklaşımlara göre bilinç, beyne bağlı olarak işleyen bilişsel bir düzenektir. Vedik geleneğe göre, beyin aslında bilincin sadece ana işlem merkezidir. Bu doğrultuda bilinç; Özünde tanıklık edilen değil, tanıklık edendir, deneyimlenen değil, deneyimleyendir.  

Bilinç yalnız bedensel değişim süreçlerine değil, doğuma ve ölüme de tanıklık edendir. Bizler bilinci olan beden değil, bedeni olan bilinçleriz. Bilinç ebedidir, beyin ise geçicidir. Temel olarak, her varlık evrensel bilincin bir yansımasıdır çünkü bilinç evrensel evrim enerjisinin kendisidir. 

İnsan egosu, kolaycı ve yüzeysel akıl yürütmeler nedeniyle aldanmaya karşı açık ve savunmasızdır. Aldanan ego, gerçek olarak duyumsanan bir olgunun gerçekte ne kadar gerçek ya da yanılgı olabileceğine dair sağlıklı değerlendirme yapamaz. 

Bebeklik, çocukluk, gençlik, yetişkinlik, yaşlılık yaşayacağımızı ve bir gün öleceğimizi biliyoruz. Ayrıca fiziksel bedenimizin yaşamın ilk anından itibaren sürekli değişim içinde olduğunu da biliyoruz. Güneş kendi ışığıyla aydınlattığı nesnelerin niteliklerinden nasıl etkilenmiyorsa, bilincimiz de fiziksel ve ruhsal deneyimlerin niteliklerinden etkilenmez.  

Vedik epistemolojiye göre bilgi; Algı, izlenim, sezgi, çağrışım, çıkarım ve analoji gibi öznel verilere dayanan içsel ve dışsal deneyimler yoluyla bilinçte oluşur. Böylece bir olgununun, kişinin özgün bilinç yapısında pratik ya da teorik olarak anlaşılması ve bilinmesi gerçekleşir. Bilinç, tüm yanılgı örtülerine karşın benliği aydınlatmayı sürdüren arı özdür.  

Gerçeklikle bağıntılı tanımların tutarlılığı, kişilerin içinde bulunduğu farklı bilinç düzeyleriyle uyumlu olarak görelilik gösterir. Ünlü Karma kuramında gerçeğin ve yanılgının yanı sıra sonuç ve tepkilerin rastlantısal olmama özelliği olduğu açık biçimde tanımlanır.  

Bilince hangi gerçeklik ya da yanılgı tohumu ekildiyse, o bilgi ya da yanılgının ürünü toplanır. Yogiler ve diğer arınmış aydınlar, gerçek bilgi ile yanılsamanın yanında mutlak veya göreli bilgiyi de ayırt edebilir, böylece "aydınlanma" diye adlandırılan "arı bilinç düzeyine" erişebilirler.  

Vedik bilgilerde, saf bilince erişme yolunda ilerleyebilmek için farkındalığımızı dışsallıktan, içselliğe çevirmenin doğru bir yol olduğu anlatılır. Tutku kokan dünyevi kimliklerin yeşerttiği EGO'nun kişinin önünde değil arkasında durması gerektiği vurgulanır. Evrensel özü kavramanın yolu; Yaşam ile ölüm, aydınlık ile karanlık ya da soğuk ile sıcak gibi karşıtlıkların artık kalmadığı, derin içsel uzlaşmayla tekillik ilkesini kavrama yoludur.