Varoluşumuzun enstrümanı doğruluk

Varoluşumuzun enstrümanı doğruluk

30 Haziran 2021 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

Erdal Çolak

“Cümleler doğrudur sen doğru isen, doğruluk bulunmaz sen eğri isen.” Yunus Emre 

Günümüzde hepimizin en büyük ihtiyacı olan doğru insanlarla bir arada yaşayabilmektir. Toplumların, insanların en çok ihtiyaç duyduğu bu olgu olsa gerek. 

Doğruluk kavramının anlamı, özü sözü bir olmak, söyledikleri ile yapıp ettikleri arasında herhangi bir çelişki bulunmamaktır. Demek oluyor ki düşünce ve eylem birliği doğruluğun esasıdır. 

Doğruluk, her zaman, her yerde, her koşulda doğru olma hali, doğru olana yakışır şekilde davranmaktır. Doğruluk düşüncenin gerçekle uyuşması, sözler ve yaptığı eylemlerle gerçeğe uygun olmasıdır. Başkalarını hakkına saygı duymak, açık, dürüst, samimi olmak, başkalarını aldatacak davranış fiillerde bulunmamak, kısacası adil olmaktır.  

Hangi şartlarda olursa olsun yalana başvurmamak, dürüstlükten ayrılmamak, başkalarını aldatmamak doğruluk erdemini kazanmamıza vesile olur. 

Doğruluk bir değer, bir olgudur. Kişinin gerçeklik ile ilgili ileri sürdüğü yargının yanlış veya doğru olmasıdır. Doğruluk bizi gerçekliğe götüren bir tür var oluştur. Bir düşüncenin doğruluğu onun doğada var olan gerçekliğine uygunluğudur. Buradan da anlaşıldığı üzere doğruluk düşüncelerin bir özelliği olup gerçeğe uygun olmalıdır. Doğruluk kelimesinin referansı kişinin dil dünyasıdır. Kişinin söyledikleri, yapıp ettikleri yani eylemleri ile örtüşüyorsa doğruluk gibi bir erdeme sahip olabilir. Doğruluğu benimsetmek, özümsetmek ve içselleştirmek için "Kişinin dili yüreği ile bir olursa" ve "İçi gibi dışı da bir olursa.." ifadeleri ortaya çıkar. İşte bu ahlaksal sağlamlık ve bütünlük anlamında bir doğruluk ortaya koyar. 

Doğruluk üzerinde çok farklı görüş ve düşünceler ortaya atılmıştır. Felsefe, ahlak, bilim, sanat ,kültür ve din alanlarında çok farklı doğruluk algıları vardır. Özellikle de altını çizmek istediğim; din, ahlak, yasa ve bilim kesin doğru olanı, doğruları hedefler. Bu yüzden bir çok düşünür, filozof, doğruluğun yüce bir erdem olduğunu dile getirmiş. Doğruluk ilk kez Platon tarafından ”Sofist” adlı diyalogda karşımıza çıkıyor; gerçeğin düşünceler ile eylemin uyuşmasından, düşüncenin pratiğe uygun olduğu sürece meydana geldiğini ifade eden karşılıklı doğruluk görüşü. 

Epistemolojik yönden ele aldığımızda doğruluk, bilgi etkinliğe yönelik ve bilinçli bir şekilde bilgiyi bilgi olmayan şeylerden ayırmak üzere kullanılan bir kavram. Doğruluk, doğrulanabilir bilginin var olana dair bilgisidir. Başka bir şekilde söyleyecek olursak, doğruluk söz ile eylemin ilişkisi olarak ortaya çıkmaktadır. Doğruluk bir kişiye yakışır tutum, tavır davranış, hal ve hareketlerdir.

Pragmatizme göre, doğruluk kavramı düşüncelerin gerçekliğe uygunluğuna işaret eder. Pragmatistler doğruluğu düşüncemizin gerçekliğe, yanlışlığı ise düşüncemizin gerçeklikle uyuşmaması fikrini savunur. Karl Marx'a göre ise, insan düşüncesinin gerçekliği kanıtlanabilir, bilimsel, herkese göre aynı olan doğruluğa uygun düşüp düşmediği, teorik değil, pratik bir sorundur. Yani düşüncenin gerçekliği veya gerçek olmaması üzerine tartışmak saf skolastik bir düşüncenin sorunudur. Doğruluk, düşüncede, sözde, niyette, davranışta, tutumlarda, iradede kendisini göstermelidir. Herkesin kendisi gibi düşünmesi ve yaşaması gerektiğine düşünen insanın karşısındakine karşı asla doğru bir tavır ve tutum içine girmez. Çünkü böyle insanlar kendi düşüncelerini, bildiklerini ve kendi doğrularını herkesin doğrusu üstünde bir doğru sanır. 

Doğruluk evrensel prensip olarak tanımlanabilir. Her insan çevresinde bulunmasını istediği kişilerin doğru, dürüst bir kişiliğe sahip olması gerektiğini düşünür. Belki de bunun sebebi bir kişiye güvenmek istediğimizde onun doğru bir insan olmasını bilme ihtiyacından kaynaklanıyor. 

Doğruluk her insanda farklı şekilde yansımalar yapar, o yüzden kesin bir mutlak doğrudan bahsedemiyoruz. İnsana vicdanı, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu fısıldar. Herkese, doğru sonuçları açısından bakış açılarına göre farklılık gösterir, oysa ki insana bir doğruyu haykırır. 

Kişinin özü, sözü yaptıkları ile uyumlu olmalıdır. İnsan olduğu gibi görünmeli ya da göründüğü gibi olmalı, bukalemun gibi sürekli şekilden şekle girmemelidir...