Umutlar tükenirken...

Umutlar tükenirken...

3 Nisan 2021 Cumartesi  |   Köşe Yazıları

Bülent Kaan Köse

Galatasaray, milli aranın ardından kendisi adına en kritik viraja girerken o kadar zorlu bir müsabakaya çıkıyordu ki, buradan alınacak "’beraberlik" bile takım adına mental çöküş olacaktı. Eksiklerin olmasına rağmen takım içinde yerini doldurabilecek oyuncu olduğuna inananlardanım.

Bununla beraber Hatayspor’da çok önemli bir eksik olan Aaron Boupendza’nın da yokluğu, Terim ve ekibinin elini kuvvetlendirecek detaylardandı. Her iki takımın, taktiksel olarak doğruları ve yanlışlarının yer alacağı analizimiz, her zamankinden yoğun olacak. Ön hazırlığımı yaparken, keyif aldığım bir yazı oldu. Dilerim, siz sevgili okurlarım da bir nebze olsun maçı yaşarsınız. Hazırsak, hadi gelin başlayalım.... 

Maçın başlama düdüğünden önce, keyifli bir maç olacağını düşündüğümden her iki takım adına da, "sahaya nasıl bir kadro çıkar" sorusunu kendime sorarak, "enine boyuna kadro çıkardım" diyebilirim. Hatayspor’da mevcut kadrodaki eksikliklerin yeri acaba dolacak mı diye düşünürken, kurduğum kadronun, bir öncekinden daha kompakt ve Ömer Erdoğan’ın isteğine uygunluğunu fark ettim.  

Stoper hattında Claude Billong’un yokluğunda Yusuf Abdioğlu hamlesi, maç içinde Galatasaray’ın üçüncü bölge kontrolünü zorlaştırdı. Ayağına aldığı her topu, o kadar güzel yumuşattı ki, oyunun ritmi düşünce, ibre Hatayspor’a döndü. Orta saha üstünlüğünü, Ryan Aabid ile ele almak maçın bana kalırsa en doğru hamlesiydi. Aabid, boş alanları kapatıp alan daraltırken Ruben Riberio zaman zaman forvet arkasına geçerek on numara rolüne bürününce, maç içindeki taktik varyasyonu Galatasaray’ın fark edemediğini düşünüyorum. 

İlk yarı için, her iki takımı değerlendirmeyi inanın çok isterdim fakat sadece Hatayspor için yazılacak şeyler var. Galatasaray’ın eksiklerine rağmen çıkan stoper ikilisi, bana Diouf–Kamara–Akintola üçlüsünün ne kadar etkili olabileceğini gösterdi. Erdoğan’ın ekibi ligin açık ara en iyi kontra ekibi. "Kontra" diyorsak, yanlış anlaşılmasın. Her iki yarıda da olmak üzere, özellikle ilk yarı çok akıllıca oynadılar. Bu noktada, Diouf’un kadroda oluşundan dolayı uzun top oyununu tercih eden Akdeniz ekibi, ceza sahası üstünlüğünü iyi değerlendirdi.  

Galatasaray’ın, stoper ikilisinin zaman zaman yapmış olduğu kademe, duruş hatalarından kaynaklı; dönen her topu alan Hatayspor ilk çeyrekten itibaren maçta baskın olan taraftı diyebilirim. Özellikle Saracchi’nin kanadını hayli etkili kullandılar. Akintola tam bir görev adamı.... Yarı boyunca zaman zaman Saracchi’nin üstüne giderek oyun içindeki dengesini bozuşu, eşleşmedeki gerek psikolojik, gerekse fiziksel üstünlüğü almasına sebep oldu. İlk yarı özelinde taktiksel anlamda Galatasaray’ın diziliş kaynaklı sorunlar yaşadığı açıkça ortadaydı. Oyuncularının yerinin yanlış oluşu, 4-2-3-1 dizilişinde Sofiane Feghouli’nin kanatta oynamış olması, sarı-kırmızılılar adına ilk yarıda yaşanan kayıplardan. İçeriye iki farklı geride giren bir ekibin bazı şeyleri "daha çok" değiştirmesi gerekiyordu.

Hep beraber bakalım, neler değişebilirmiş....

Kenarda ben olsaydım, öncelikle Ömer Bayram’ı forvete atar ileriyi kendimce daha sağlama alırdım. Bununla beraber ilk yarıda etkisiz olan Arda Turan’ın yerine yapılacak Oğulcan Çağlayan hamlesi, takımın ileride daha fazla top tutmasına, tutamasa bile en azından kaleye "şut" tehdidi konusunda elini kuvvetlendirirdi. Son olarak ise Gedson Fernandez–Valentine Ozonfawor değişikliği ile arka tarafı sağlama alırdım. Feghouli’ye ise oyunun kontrolünü verir, ileri uçta oynayan her oyuncuma da kaleyi gördükleri her an şut çekmelerini söylerdim. Galatasaray, bu maç için ne çalışılmış bir hücum organizasyonu ile rakip kaleye gidebildi ne forvetlerini topla buluşturabildi ne de orta açabildi.  

Galatasaray’ın şampiyonluk şansı elbette matematiksel olarak sürse de psikolojik olarak takımın bir sıkıntı içinde bulunduğunu düşünüyorum. Bu, son iki haftada skora ve oyuna yansıyor. Sizce, Galatasaray ipi göğüsleyebilecek mi?

Son olarak gelen değişiklikler ile belki bir takım kıpırdanmalar oldu ama takım bu maç mental olarak Hatay’da değildi diye düşünüyorum. Genel hatlarıyla değerlendirdiğimizde ev sahibi ekibin baştan sona hak ettiği bir maç olduğunu düşünüyorum. Peki sizce bu durum bir tesadüf mü? 

Hatayspor, sezon başında Ömer Erdoğan ile anlaşarak herkesi şaşırtıyor, birçok spor otoritesi tarafından sezon başlamadan "küme düşen ilk takım" olarak lanse ediliyordu. Dürüst olmak gerekirse diğerleri kadar karamsar değildim ancak ben de hemen hemen aynı şeyi düşünüyordum....   

Yapılan transferlerin hiçbiri tesadüf değil... Ömer Hoca Hatay’dan ilk teklif aldığı zaman gelene kadar öncelikle kafasında bir oyun sistemi oturtmuş. Arkasından gelen süreçte ise, oturmuş, bir gözlemci gibi oyuncu aramış. Hatay’a gelen oyuncuları hangimiz tanıyorduk? 

Sezon başlamadan yapılan kadro planlaması, özellikle yabancı transferlerinin hiçbirinin ihtiyaç dışı olmaması ve Ömer Erdoğan’ın istediği her oyuncuyu tek tek arayarak kişiliği, oyun stili hakkında bilgi vermesi, bu başarının en büyük sebebidir. Kilit noktalardan bir tanesi ise, Süper Lig’e yeni adım atan takımların ilk seneden yirmi otuz oyuncuyu kadrosuna katıp, sezon ortasında yarısından fazlasını göndermesi ile gelen küme düşme serüveni.... Ömer Hoca bu hataya düşmemiş.... Çalışmanın ve azmin karşılığını alan Ömer Erdoğan ve ekibini kutluyor, teknik direktörlük kariyerinde başarılar diliyorum...

Etiketler:  Futbol