UEFA iftira mafya

UEFA iftira mafya

9 Temmuz 2021 Cuma  |   Mentor

Mentor

Bu konuyu defalarca yazdım, yazmaya da devam edeceğim çünkü yazmaya başlamamın nedeni, Fenerbahçe'nin masum olduğunu göstermek, kendi çapımda buna katkıda bulunmaktı. Bir faydası oldu mu bilmiyorum ama ben kendi adıma boş oturup olanları seyretmediğim için mutluyum. 

Şimdi artık Türkiye'deki hikâye bitti, bizzat Sayın Cumhurbaşkanı tarafından, devletin en yetkili ağzı tarafından Fenerbahçe'nin masumiyeti açıklandı, yargı defalarca sahtekarlık ve iftira olduğuna hükmetti. Türkiye bitti ya, şimdi ellerinde UEFA ve CAS kararı kaldı ama bu arkadaşlar bu iki kurumun kararlarına inanıyorlar da AİHM kararını görmezden geliyorlar. Çünkü AİHM Şekip Mosturoğlu ve İlhan Ekşioğlu'nun haklarının ihlal edildiğine ve TFF'nin bağımsız ve adil karar verecek bir yargı sistemi bulunmadığına karar verdi. Bildiğiniz gibi UEFA'nın temel delillerinden biri TFF etik kurulu raporuydu. 

Son söyleyeceğimi ilk söyleyeyim, sonrasında neden öyle olacağını anlatacağım. UEFA ve TFF seve seve o dosyaları yeniden açacak ve Fenerbahçe'yi aklayacaklar ve kamyon yükü ile de tazminat ödeyecekler. Trabzonspor'un sırtından 3 Temmuz mevzunu kaşıyarak para ve şöhret sahibi olanlar bunu ne kadar saklasalar da gerçek değişmeyecek, mahkeme kararının benzerini UEFA ve CAS da verecek. Trabzonspor taraftarını istismar ederek Fetö yandaşlığı ile Fenerbahçe'ye karşı kışkırtıp bundan sportif fayda sağlayan üyelerinin bazıları kaçak organizasyonlar da herkes tarafından daha net anlaşılacak.  

UEFA ve CAS kararı şu hâli ile bile çöptür çünkü UEFA Fenerbahçe'nin şike yaptığına hükmetmiş ama kimin şike yaptığını tespit edememiştir. CAS kararında bile UEFA'nın kişilere ceza vermesi gerektiği ancak bunu ayrı zamanda yapabileceği yazmaktadır. Oysa UEFA hâlâ Şekip Mosturoğlu, Aziz Yıldırım ve İlhan Ekşioğlu'na ceza vermeye cesaret edememektedir, dosya açık, süreç yarımdır. UEFA'nın niyeti dosyayı uyutmaktı çünkü Fenerbahçe'nin masum olduğunu bal gibi biliyordu. 

O UEFA kararı o kadar çöptür ki; iki ayrı yargılamada Mecnun Odyakmaz birinde defa masum, diğerinde suçlu bulundu yani sistem o kadar çürük ve çarpık. 

Şimdi gelelim o dönemin UEFA Başkanı Michel Platini, Asbaşkanı Angel Maria Villar ve Gianni İnfantino'ya... 

Michel Platini UEFA'nın 1.2 milyon İsviçre frangını iç ettiği için spor hukuku tarafından suçlu bulundu ve men cezası aldı. 

Angel Maria Villar ve oğlu Gorka Villar rüşvet, görevi kötüye kullanma ve kişisel çıkar sağlama suçlarından İspanya'da tutuklandı, yargılanıyor. Bu isimleri aklınızda tutun çünkü önemli. 

Ve meşhur  Gianni İnfantino İsviçre Adalet Bakanlığı tarafından "adaleti etkilemek" suçundan soruşturuluyor. Daha önce FIFA'yı soruşturan Savcı Lauber, Gianni İnfantino ile ahlak dışı ilişkileri nedeniyle savcılıktan atıldı. 

Yani o dönemin UEFA'sı kirliydi, daha da ötesi bazıları "suçlu"ydu yani mafyanın ta kendisi idi. 

Villar ve oğlunun "rüşvet" belasına bulaştığı artık resmi bir iddia, bu işlerden çıkar sağladıkları, rüşvet aldıkları ileri sürülüyor. Bu nokta önemli çünkü oğlu Gorka Villar'ın bir hukuk bürosu vardı ve Fenerbahçe dosyasının UEFA Müfettişi Palacios o büroda çalışıyordu. Şimdi bu adamlar yani Villar ailesi konumlarını kullanıp çıkar sağladıkları için yargılanıyorlar; yani rüşvet alıp karar çıkarmışlar, öyle deniyor. Fenerbahçe dosyasında bir takım dümenlerin döndüğünü o dosyanın ve kararın temiz olmadığına inanıyorum, dosyaya bulaşan herkes suça batmış, başka türlü nasıl düşünülebilir ki!

Bitmedi... Bu dönemde Ebru Köksal, İlhan Helvacı ve Lütfü Arıboğan UEFA'da görev aldılar. Düşünün Fenerbahçe camiasının suçladığı 3 isim aynı anda UEFA'da görev alıyor ve bazılarının rüşvete bulaştığı iddia edilen Villar'la çok yakın oldukları açık çünkü sosyal medyada ev ortamı olduğu anlaşılan yerlerde birlikte fotoğrafları var, tesadüfle açıklamak zor. Haksızlık etmeyelim Ebru Köksal ve İlhan Helvacı'nın bu görevi alacak eğitim ve tecrübeleri var ama Lütfü Arıboğan'ın böyle bir yetkinliği, eğitimi yok. Tecrübesi de tamamen basketbola ilişkin, üçü birden olunca da bunun pek "yetkinlik"le ilgili olmadığını düşünmek çok mantıklı. 

Spor hukuku deliller sahte ise yargılamayı yeniden yapmak zorundadır. 700'den fazla defa iftira ve resmi evrakta sahtecilik yapan polislerin dinlemeleri delil olamaz ki. Zaten dinlemeleri yapan polisler iftira ve resmi evrakta sahtecilikten ceza aldılar yani telefon konuşmaları sahtekarlık ürünü. Aslında ilgilileri aklayacak kısımları çıkarıp suç isnat edecek şeklide dizayn edildikleri açık çünkü mahkeme kararı var. 

Sonuç olarak; UEFA aşaması dahil bu dosyanın her yanı yalan, sahte ve iftiradır. Fenerbahçe UEFA ve TFF'den hem maddi hem manevi bunların karşılığını alacaktır. Ben öyle küçük rakamlar olacağını sanmıyorum çünkü UEFA Fenerbahçe dosyasında daha önce uyguladığı tüm "şike" ilkelerini zorlayarak, değiştirerek Fenerbahçe'ye ceza verdi. Adeta ceza vermek için düzen kurdu ve hâlâ yöneticilerine ceza veremedi, dosya daha açık yani. "Beni yanılttılar" falan diyemez, bizzat UEFA'dan kaynaklanan yanlışlar, zorlamalar, hatalar var. Delil standardını düşürdü, müfettiş değiştirdi, yöneticileri yargılamaktan kaçındı vs. Elbette kolay değil, hukuki süreçler uzun ve zahmetli yani bir süre daha yalanlarla Trabzonspor taraftarının sırtından zengin olma şansları var ama dikkat etsinler bu hurmaların acısı kesinlikle çıkacak.

Etiketler:  Futbol