Uçan kaz etkisi, Japonya ve Türkiye

Uçan kaz etkisi, Japonya ve Türkiye

1 Temmuz 2021 Perşembe  |   Köşe Yazıları

İnan Özbek

Bir kaz uçtuğunda etrafındaki diğer kazlar da hızlıca kanatlanır ve onu izler... 

Japon ekonomist; Kaname Akamatsu 1930'lu yıllarda, kazların işte bu güdüsel tavrını benzetme yöntemiyle alarak "uçan kaz etkisi" adıyla bir teori geliştirmişti.  

Söz konusu teoriye göre; "bir bölgede bir ülke sanayileşmeye başlayınca, etrafındaki ülkelerle ekonomik ilişkileri yoğunlaşacağı ve çok boyutlulaşacağı için sanayileşme öteki ülkelere de sirayet edecek, bu ülkeler de sanayileşmeye başlayan ülkeyi arkadan takip edeceklerdir.” 

Akamatsu’ya göre; Japonya Asya'da sanayileşmeyi ilk başlatan ülke olarak bölgesinde önder olmuş, ekonomik olarak gelişmesi ve kalkınması zamanla yakınındaki Güney Kore başta olmak üzere kimi öteki ülkeleri de sanayileşme yoluna sokmuş yani onlar da uçarak Japonya’yı izlemişlerdir. 

Japon ekonomistin bu teorisi kimi açılardan tartışmalı gözükse de örneğin; Güney Kore’nin kalkınmasının asıl itici gücünün 2. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra iki kutuplu bir yapıya bürünerek soğuk savaş atmosferine giren dünyada ABD’nin, bütün Kore’nin komünist kampa katılmasından endişe etmesi ve bunu engellemek amacıyla da cömert ekonomik yardımlar yapması ve teknoloji transferleri gerçekleştirmesi olsa da, söz konusu teori özü itibarıyla doğrudur kanımca. 

Şöyle ki; 1800'lü yılların sonlarından itibaren kendine özgü bir kalkınma stratejisi izlemiş ve epey de bir mesafe almış olan Japonya’nın 1905 Rus- Japon savaşını kazanmasıyla öz güveni daha da artmış, ülke sanayileşmesinde de vites yükseltmişti. 

Rusya karşısında kazanılan zaferin güçlendirdiği Japon militarizminin itmesiyle, Çin dahil etrafındaki birçok bölgeyi işgal eden Japonya, gelişen sanayisine de verimli bir hammadde kaynağı sağlamış ve bu durumda ülkenin kalkınmasını daha da hızlandırmıştı. 

Japonya 2. Dünya Savaşı’nda yenilerek oldukça hırpalansa ve boyun eğmiş olsa da, savaştan sonra hızla kendine gelerek kalkınma yolunda emin adımlarla yürümeye devam etmiş, özellikle ileri  teknoloji ürünü olan ve dolayısıyla katma değeri çok yüksek malları üretmeye dönük sanayileşme stratejisiyle hızlı büyümüş ve tabii ki Japon kalkınması etrafındaki ülkelere de bir şekilde sirayet ederek onları olumlu etkilemişti.  

Siyasi olarak istikrarsız ve ekonomik olarak geri kalmış Orta Doğu’da bulunan ülkemiz, tarihinden devraldığı mirası ve Cumhuriyet sayesinde kaydettiği nispi ilerlemeden dolayı çevresindeki ülkelere kıyasla ekonomik olarak çok daha iyi bir durumda olsa da, istenilen gelişme sağlanamamış, zaman zaman kanat çırpsa da bölgesinin "uçan kazı" olamamıştı.  

Çevremizde bizden önce uçabilecek ve bizim de takip edebileceğimiz bir kaz olmadığı için ilk uçan biz olmak durumundayız. Sanayileşme sürecinde oldukça geç kalmış olsak ve son yıllarda da bir tür "donma" yaşıyor olsak da, öte yandan dünya ekonomik sistemi oldukça karmaşıklaşmış olduğu ve de gelişmiş ülkelerle az gelişmiş ülkeler arasındaki küresel hiyerarşi iyice katılaşmış bulunduğu için uçmak her ne kadar çok zorlaşmış olsa da imkansız değil. 

Yeter ki ulus olarak aklımızı başımıza alalım ve bunu yapabileceğimize inanalım zira “inanç dağları deler” demişler. Ancak inanmak yetmez, aklı ve bilimi rehber kabul edip bir an evvel çalışmaya başlamalı. Artık şikayet etmeyi ve sızlanmayı bırakma zamanı, daha fazla zaman kaybetme lüksümüz ise yok, hem de hiç. 

Kuşkusuz ki ekonomik kalkınma uzun bir yol ancak bu yolu kat edebilmek için adımlamaya ya da uçabilmek için kanat çırpmaya başlamak gerek. O uzun kalkınma yolunun sonunu bugün orta ve ileri yaşlarını yaşayan insanlar olarak bizler göremeyebiliriz çünkü ömrümüzü aşabilir ancak hiç olmazsa çocuklarımız ve de torunlarımız görürler, az şey mi bu? 

Söylenenler kimilerine imkansızı istemek ya da romantik bir düş kurmak gibi gözükebilir ancak ben öyle olmadığına inanıyorum. Öyle olmamalı aksi halde onlara geri ve takatsiz bir ülke bıraktığımız için mezarımızda da utanmayı sürdüreceğiz. 

Etiketler:  Ekonomi