Türkiye'den neden Sovyetolog çıkmadı?

Türkiye'den neden Sovyetolog çıkmadı?

4 Aralık 2020 Cuma  |   Köşe Yazıları

Okay Deprem

Sovyetoloji yani SSCB tarihi-ekonomisi ve politikası uzmanlık dalı ile bunun uzmanı kişi yani Sovyetolog nedir sorularının yanıtını en iyi veren örnekler elbette Avrupa başta olmak üzere Batı dünyasından çıkmıştır.

1990'ların 2. yarısında dahi Türkiye'de Sovyetler Birliği (SB) üzerine yazılmış ciddi ve elle tutulur akademik, bilimsel veya en azından ideolojik anlamda doğru düzgün tek bir eser henüz yoktur. Tam da bu yıllarda Paris'te, şehrin birkaç katlı ve katları arasında yürüyen merdiven çalışan kitapevinde yalnızca SB üstüne kaleme alınmış spesifik kitaplardan oluşan pavyonun onlarca metrekare alanı kapladığını görmek beni hayretler içinde bırakmıştı. Nitekim Alman komünisti ve ünlü Sovyetologlardan Willi Dickut'un "Sovyetler Birliği'nde Kapitalizmin Restorasyonu" adlı ünlü eserini ta 1974 yılında yayınladığı düşünülürse; William Bill Bland, Kurt Gossweiler gibi Alman ve İngiliz Sovyetologların SB konusunda çok detaylı ve değerli çalışmalarını henüz 1960'lı ve 1970'li yıllardan itibaren verdikleri gözetildiğinde bu o kadar da şaşırtıcı değildi. Almanya'da kütüphanede "80'li yıllarda Sovyet Mafyası" adlı Amerikalı bir yazarın kitabını gördüğümde ABD'de Sovyetolojik araştırmaların ne kadar dallanıp budaklandığını anlamıştım. Bu gibi örnekler kat be kat çeşitlendirilebilir. 

Peki tam olarak nedir Sovyetoloji ve Sovyetolog?..

Sovyetoloji; başından sonuna değin bir bütün olarak Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin siyasi, ekonomik, diplomatik, toplumsal, sanatsal, kültürel ve popüler tarihçesi; temel bilim ve sanat dalları üzerine yapılan tüm bilimsel, akademik ve entelektüel yazınsal çalışmaların bütünüdür. Buna aday adayı olacak kişi veya kişilerin en başta Rusça kaynakları okuyacak dilsel yetkinlikte olmaları zorunludur. Bunun dışında, ikincil ve üçüncül Avrupa kaynaklarını takip edebilmek için de; en azından Fransızca, Almanca ve İngilizce gibi Avrupa lisanlarını en üst seviyede bilmek de Sovyetologluk için olmazsa olmaz koşullardandır. Yine Sovyetoloji sahasında özel bir dal üstünde çalışabilmek için son dönem Çarlık Rusyası ile, yakın dönem araştırmacıları bakımından da Post-Sovyet devri yani Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) tarihi ve sosyal yapısını asgari ölçüde bilmek de gerekmektedir.   

Çakma ve yakıştırma 'Sovyetolog'lar

Türkiye kökenli olup da Sovyetolog havalarında ortalarda dolanmış veya o şekilde sunulmuş kişiler 2 gruba ayrılmaktadır. 1- Enver Altaylı gibi bazı Soğuk Savaş dönemi MİT görevlileri. Bunlar doğaları gereği SB ve sosyalizm karşıtı oldukları gibi Rusya ve Rus tarihi karşısında da aşağılık kompleksi içinde debelenen ve Kuzey Avrasya jeopolitiğinin söz konusu tarihsel kesitini sadece Türk halkları ve Türklerin tarihini merkeze koymak kaydıyla ele almış olanlardır. Eşyanın tabiatı gereği, bir kişinin SB ile asgari bir siyasi, duygusal veya yaşamsal yakınlığı bulunmadan onun bilim insanı veya araştırmacısı olamaz. Bu durum; Küba Devrimi, Fidel Castro veya Che Guevara düşmanı milliyetçi ya da mukaddesatçı birinin kalkıp da Küba'ya turistik-kültürel gezi düzenlemesine benzer. İkinci grup ise, kendilerine bu sıfatın esas olarak sol-sosyalist birikim ve derinliklerinden dolayı yakıştırıldığı Yalçın Küçük, eski TKP genel başkanı Zeki Baştımar gibi Türkiye Solu'nun simge figürlerinden oluşmaktaydı. Ne var ki Yalçın Küçük gibi aydınlar sanılanın aksine orijinal Rusça kaynakları üst seviyede okuyacak vasfa sahip olmamaları bir yana, Sovyet ülkesinde de yeterli süre ikamet etmiş değillerdi. Sovyetler'de hem yüksek öğrenim hem yaşam deneyimi olan hem de Rusça başta olmak üzere belirli Avrupa dillerine akıcı biçimde vakıf olan Zeki Baştımar gibi bir avuç sosyalist-devrimci siyasinin ise söz konusu alanda özel bir eseri yayınlanmadı.    

Sovyetoloji alanında evrensel çıtada araştırma yapabilecek kişi veya kişilerin Sovyet toplumunda minimum bir yaşam veya uzun süreli seyahat tecrübesi olması gerekir ve tercih edilir. 90'lara kadar yani Soğuk Savaş döneminde Türkiye'den SSCB'ye giden veya gidebilen bir elin parmağını geçmeyen sayıda kişi: 1- TKP bağlantısıyla öğrenci veya mülteci olarak gidenler (Örnek: Ahmet Ümit) 2- Kuzey Kafkas kökenli olup, soy akraba bağlantılarını bir şekilde kullanmak suretiyle doğu tarafından çıkış yapanlar 3- 80'lerin ikinci yarısında SB'de ilan edilen liberalizasyon programı paralelinde Türkiye menşeli firmaların sahip, temsilci veya çalışanları (Misal: Enka'nın girişi 1988). Bu 3 damardan da bir Sovyetolog yetişmemiştir. 1990'lı senelere gelindiğindeyse, henüz Sovyet ülkesi tam anlamıyla yağmalanmadan ve eski dönem hava ve aurası daha tazeyken; maddiyat, organizasyon ve perspektif sorunları yaşayan sol sosyalist yapılar, söz konusu destinasyona herhangi bir temsilci göndermek veya bölgede kadro oluşturmak olanağı yaratamamışlardır.

Türkiye'nin Sovyetoloji alanında kendi bağrından çıkaramadığı kişi ve kişilerin eksikliğini seneler sonra 'çeviri kolaycılığı' ile bir takım yayınevleri gidermeye çalışmaktadır.

Not: Bu yazı Medya Günlüğü'nde daha önce yayınlanmıştır.

Etiketler:  Rusya