Türk Cumhuriyetlerinde ekonomik durum

Türk Cumhuriyetlerinde ekonomik durum

9 Nisan 2021 Cuma  |   Köşe Yazıları

Samih Güven

1-Bu yazıda, önemli tarihi ve kültürel bağlara sahip olduğumuz Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan ekonomileri hakkında özet bilgiler vermeye çalışacağım. Ayrıca bu ülkelerin Rusya ve Türkiye ile olan ekonomik ilişkilerine değineceğim. 

2-Daha önce Sovyetler Birliği içinde yer alan söz konusu ülkeler Türkmenistan hariç Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) üyesi. Dolayısıyla Rusya ile de yakın tarihi, siyasi ve ekonomik bağları olduğunu hatırda tutmak gerekiyor. Ayrıca belirtilen ülke vatandaşlarının çoğunluğu iyi derecede Rusça bilgisine sahip. 

BDT ülkeleri vatandaşlarının Rusya’ya giriş ve çalışma hakları açısından avantajları bulunuyor. Kazakistan ve Kırgızistan ise Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) üyesi olmaları nedeniyle Rusya, Belarus ve Ermenistan ile Gümrük Birliği içinde. Azerbaycan, Türkmenistan ve Özbekistan ise AEB üyesi değil. 

Ele alınan bu altı ülkenin, örneğin 2020 yılında Rusya’dan toplam 22,5 milyar dolar tutarında ithalatı bulunurken, Türkiye’den yaptıkları ithalatın yaklaşık 5,2 milyar dolar seviyesinde olduğu görülüyor. 

3-Söz konusu ülkelerden Rusya vatandaşlığını kazanmış ve Rusya’da yaşayan önemli sayıda nüfus bulunuyor. Özbek ve Kırgızlar başta olmak üzere BDT ülkelerinden çok sayıda göçmen işçi de Rusya’da çalışıyor. Rusya’dan elde edilen işçi dövizlerinin bölge ülkelerine önemli katkısı söz konusu. 

Ancak Rusya’daki toplam göçmen işçi sayısı her yıl ortalama 10 milyon seviyesinde iken 2020 itibarıyla 6 milyona gerilemiş durumda. Geçmişe göre reel gelirleri azalan ve zor koşullarda çalışan göçmen işçilerin özellikle salgın döneminde önemli oranda azaldığı ve Rusya’da halihazırda işçi açığı olduğu biliniyor. Rusya’daki nüfus dinamikleri önümüzdeki yıllarda da yüksek sayıda yabancı çalışana ihtiyaç olduğunu gösteriyor. 

4-Söz konusu ülkelerle ilgili söylenmesi gereken başka bir şey de Sovyetler Birliği sonrası piyasası ekonomisi ve demokrasi tecrübelerinin gelişme yolunda olması. Bu ülkeler bir yandan yönetim ve kurumlarını geliştirmeye çalışırken, bir yandan da ekonomik aktörlerin davranışlarını  piyasa ekonomisine uyarlamaya çalışıyor. Genel olarak Kazakistan dışarıda tutulursa diğerleri açısından ciddi bir ekonomik atılıma ihtiyaç bulunuyor kanımca. Bu ülkelerin eğitim, üretim ve ihracat politikalarını iyi planlamaları ve kalkınmalarını hızlandırmaları oldukça önemli.  

5-Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’ın toplam nüfusu 77 milyon. Toplam milli gelir büyüklükleri ise 320 milyar doların üzerinde. Bu rakamlar çok yüksek olmasa da yakın bağlar ve jeopolitik konumları açısından hem aralarında hem de Türkiye ile yapacakları iş birliği önemli bir değere sahip. Ancak 1990’lı yıllarda olduğu gibi içi boş söylemler yerine dayanışma ve yardımlaşmayı artıracak ve ekonomik kalkınmalarına yardımcı olacak daha ciddi bir yaklaşıma ihtiyaç var kanımca. 

Belirtilen ülkelerin Rusya ve Türkiye ile ilişkilerine ek olarak son yıllarda Çin’in de ilişkilerini geliştirdiği ve ekonomik ve ticari bağlarını artırdığının not edilmesi gerekiyor. 

6-Söz konusu ülkelerin sırasıyla ekonomilerine bakıldığında ise Kazakistan ekonomisinin ele alınan ülkeler arasında en güçlü olduğu görülüyor. Yaklaşık 19 milyon nüfuslu Kazakistan IMF rakamlarına göre 165 milyar dolar tutarında milli gelire sahip. Kişi başı gelir ise 8600 doların üzerinde. Kazakistan’ın salgın öncesi son on yıldaki ortalama büyüme performansı yüzde 4,4 civarında. 

Kazakistan akla ve bilime dayanan bir eğitim sistemine önem veriyor. Yetiştirilmek üzere dünyadaki önemli üniversitelere öğrenci gönderiyor. Ayrıca kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 62 ile Rusya’dan (55) bile daha yüksek seviyede. Bu oran Türkiye’de yüzde 34 malum. 

Kazakistan 30 milyar varil petrol rezervi ile dünyada 12. sırada bulunuyor. Doğal gaz kaynakları da söz konusu. 2019 yılında yaklaşık 39 milyar dolar tutarında enerji ürünü ihraç etmiş. Bu rakam 2020 yılında 27 milyar dolara gerilemiş.  

Enerji, imalat, kimya, otomotiv, tarım, inşaat ve hizmet sektörleri güçlü konumda. Enflasyon oranı Mart 2021 itibarıyla yüzde 7 olmuş. İşsizlik ise 2020 sonu itibarıyla yüzde 4,9 seviyesinde. 

Kazakistan 2020 yılında Rusya’ya 5 milyar dolar ihracat yaparken, Rusya’dan ithalatı 14 milyar doları bulmuş. Türkiye’ye ise 1,2 milyar dolar ihracat yaparken, ithalatı 979 milyon dolar olarak gerçekleşmiş. 

7-Azerbaycan da enerji kaynakları nedeniyle önemli bir avantaja sahip. Ülke 7 milyar varil petrol rezervi ile dünyada 20. sırada bulunuyor. Trademap kaynaklarına göre 2019 yılında yaklaşık 18 milyar dolar enerji ürünü ihracı gerçekleştirilmiş. Yaklaşık 10 milyon nüfuslu Azerbaycan IMF kaynaklarına göre 41 milyar dolar tutarında milli gelire sahip. Kişi başı gelir ise 4100 dolar.  

Azerbaycan ekonomisi salgın öncesi son on yılda ortalama yüzde 1,5 oranında büyüme sağlamış. Bu nispeten düşük bir oran. Enflasyon oranı Şubat 2021 itibarıyla yüzde 3,7 olarak gerçekleşmiş. İşsizlik oranı ise salgın öncesi son on yılda ortalama yüzde 5 seviyesindeymiş. 

Azerbaycan ekonomisinde enerji, tarım, turizm, inşaat ve hizmet sektörleri nispeten güçlü sektörler. Azerbaycan 2020 yılında Rusya’ya 815 milyon dolar ihracat gerçekleştirirken, 2 milyar dolar ithalat yapmış. Aynı yıl Türkiye’ye 410 milyon dolar ihracat yaparken, 2 milyar dolar tutarında da ithalat yapmış. 

8-Kazakistan ve Azerbaycan gibi Türkmenistan da enerji avantajına sahip olan ülkelerden. Yaklaşık 6 milyon nüfuslu Türkmenistan’ın milli geliri 48 milyar dolar. Kişi başı gelir ise 8000 dolar seviyesinde. Türkmenistan’ın salgın öncesi son on yıldaki ortalama büyümesi yüzde 9 civarında. Enflasyon oranı 2020 yılında artış kaydederek yüzde 8 olarak gerçekleşmiş. 

Türkmenistan’da, enerji, tarım, tekstil, inşaat gibi sektörler nispeten güçlü olan sektörler. Ülke 7,5 trilyon metreküp doğal gaz rezervi ile dünyada 6. sırada bulunuyor. Türkmenistan 2020 yılında Rusya’ya 320 milyon dolar ihracat yaparken, ithalatı 649 milyon olmuş. Türkiye’ye ise 319 milyon dolar ihracat gerçekleştirmiş ve ithalatı 785 milyon dolar olmuş. 

9-Özbekistan 35 milyon nüfusu ile ele alınan ülkeler arasında en kalabalık olanı. Milli geliri 60 milyar dolar, kişi başı gelir ise 1700 dolar civarında. Salgın öncesi son on yıldaki ortalama büyümesi yüzde 6,6 seviyesinde. 

Mart 2021’de enflasyon oranı yüzde 10,9 olarak gerçekleşmiş. İşsizlik oranı ise salgın öncesi son on yılda ortalama yüzde 6 seviyesindeymiş. 

Son dönemde atılım yapan Özbekistan ekonomisinde tarım, tekstil, inşaat, imalat, hizmetler önde gelen sektörler. Başta altın olmak üzere madencilik de önemli bir sektör konumunda. Kendine yeter seviyede enerji kaynaklarına sahip olan Özbekistan 2019 yılında toplam 2,5 milyar dolar tutarında enerji ürünü ihracatı gerçekleştirmiş. Ülke 2020 yılında Rusya’ya 1,2 milyar dolar ihracat yaparken, ithalatı 4,6 milyar dolar olmuş. Aynı yıl Türkiye’ye ise 970 milyon dolar ihracat, 1,1 milyar dolar ithalat gerçekleştirmiş. 

10-Kırgızistan ele alınan ülkeler arasında gelirin en düşük ve işsizliğin en yüksek olduğu ülke. Kırgızistan diğer ülkelerin aksine enerji avantajından yoksun durumda. Yaklaşık 7 milyon nüfuslu Kırgızistan’ın 7 milyar dolar milli geliri var. Kişi başı gelir ise 1000 dolar seviyesinde. Gelir dağılımı açısından  da sorunlar var. Kırgızistan ekonomisinde tarım ve turizm önde gelen sektörler arasında. Rusya’dan transfer edilen işçi dövizleri ise ekonomiyi destekleyen bir unsur.

Kırgızistan salgın öncesi son on yılda ortalama yüzde 4,1 oranında büyüme sağlamış. İşsizlik oranı son on yılda ortalama yüzde 7’nin üzerinde kalmış. Enflasyon oranı ise Şubat 2021’de 10,6’ya yükselmiş.

Kırgızistan 2020 yılında Rusya’ya 238 milyon dolar ihracat yaparken, 1,4 milyar dolar ithalat gerçekleştirmiş. Türkiye’ye ise 91 milyon dolar ihracat yaparken, 416 milyon dolar da ithalat söz konusu olmuş. 

11-Türk Cumhuriyetlerinde ekonomik durum özet olarak bu şekilde. Bu ülkelerde, özellikle eğitim kalitesinin güçlendirilmesi, kurumların kalitesinin artırılması, enerji avantajının daha iyi değerlendirilmesi, bir yandan makro dengeler sağlanırken bir yandan da üretim ve ihracatın daha fazla teşvik edilmesine dönük politikalar oldukça önem taşıyor kanımca.

Yazının orijinalini ve blogdaki diğer yazıları okumak için tıklayın