Tuğçe Tatari'den Sedat Peker soruları

Tuğçe Tatari'den Sedat Peker soruları

28 Eylül 2021 Salı  |   Günlük

Faruk Bildirici'nin ardından Tuğçe Tatari de gazeteci Erk Acarer'in suç örgütü lideri Sedat Peker'e ait mesajları Twitter hesabından paylaşmasını eleştiren ve bazı sorular yönelten bir yazı kaleme aldı.

Tatari'nin T24'te yayınlanan "Sedat Peker’in karşısında yapılan gazetecilik mi aracılık mı" başlıklı yazısından bir bölüm şöyle:

"... Popülerleri eleştirebiliyorsan psikolojik harp içinde geçiyor ömür, yalan yok. 

Çok da göze alan yok zaten. 

O yüzden de Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici’nin dün yayımlanan Erk Acarer eleştirisini çok kıymetli buluyorum. 

Bilmeyenlere küçük bir özet geçelim. Sedat Peker Birleşik Arap Emirlikleri’nde “siyasi saldırı niteliği taşıyan tweet atmasının engellendiğini” açıkladıktan sonra, kendi hesabından paylaşmak istediği 38 tweetin gazeteci Erk Acarer’in şahsi hesabından yayınlanacağını duyurdu. Ve Acarer, Peker’in 38 tweetini Twitter’da kendi hesabından paylaştı. 

Ve çoğu ‘muhalif’ bunu bir gazetecilik başarısı olarak adlandırdı. 

Herkes Acarer’i üstün başarısından ötürü alkışlarken gazetecilik açısından bu sorunlu eylemi sadece Bildirici açıkça eleştirdi… 

Biliyorsunuz organize suç örgütü liderliğinden hüküm giymiş Sedat Peker, kendi açıklamalarından da anladığımız kadarıyla, beraber ‘iş yaptıkları’ iktidar sahibi siyasilerle çıkar ayrılığı yaşamış, ülke dışına çıkmak zorunda kalmış ve oradan ifşalarda bulunmaya başlamıştı. 

Bir iki sol eser, yazar adı anıp, Seyit Rıza’dan -da- söz etmesiyle bazı muhalif meslektaşlarımızın fazlasıyla sempatisini toplamıştı. 

O günlerde de yazdık, "Yapmayın etmeyin, Sedat Peker’e bir ‘kurtarıcı’ gözüyle bakmanız kabul edilecek bir durum değil" dedik. 

Sonuçta yılların Sedat Peker’i… 

Çok kısa bir süre öncesine kadar listesinde ‘oluk oluk kanını akıtacağını' açıklayarak hedef aldığı dünyada hepimiz, hatta şimdi kendisine methiye düzenler bile vardı belki. Hadi diyelim ‘oluk meselesi’ni unutmak istediler, iyi de mesele sadece o değildi ki... 

Şahsen cinayetler işlemekle suçlanmış… 

Palazlanınca azmettirmiş… 

Faili meçhul cinayetlerin kaçında ve hangilerinde ne derece dahli olduğu belirsiz… 

Çok sayıda insanı işkenceden geçirmiş… 

Gazetecileri dövdürmüş… 

Suriye’ye içi silah dolu araçlar göndermiş… 

Özellikle son yıllarda ‘devlet için işlenen suçlar’ın da önde gelen neferlerinden olmuş ‘ünlü bir suçlu’dan söz ediyoruz. 

Geçmişte iş tuttuğu adamların bir kısmını bir bir ifşa etmişse, üstelik de o adamların bazıları hükûmet/devlet yetkilileriyse büyük olaydır, büyük haberdir, ilgiyle ve dikkatle izlenir. 

Başka bir ülkede olsa hükûmet devrilir. 

Evet ama başka bir ülkede sırf hükûmeti devirebilme ihtimalinden dolayı bir mafya, muhaliflerce pamuğa sarılıp sarmalanmaz da aynı zamanda. 

Bir duayen gazetecinin kalkıp da ‘O artık suç örgütü lideri değil temiz toplum savaşçısıdır halkın gözünde” demesi, diyebilmesi de sadece Türkiye'de yaşanabilir derecede meslek adına sorunlu bir şuur seviyesidir. 

Yani mesele sadece Erk Acarer’in yaptığı ‘aracılık’ işine ‘gazetecilik’ denmesinde değil. 

Mesele neredeyse tüm muhalif kesimin ‘büyük gazetecilik’ olarak adlandırarak bu eylemi alkışlamasında. 

Ve akla takılan şu soruların asla kimsenin aklına dahi gelmemesinde..."

Yazının devamı için tıklayın

İlgili yazı: https://medyagunlugu.com/haber/acarerin-yaptigi-gazetecilik-faaliyeti-mi-50125