'Trıbıl' değil çalım

'Trıbıl' değil çalım

31 Aralık 2021 Cuma  |   Köşe Yazıları

Cumhur Deliceırmak, Girne

İngilizlerin kurumsallaştırdığı bir oyundu futbol, geçmiş zaman çünkü artık oyun değil futbol, bir endüstri hatta sektör ve hatta kara para aklama şeysi. 
  
İngilizlerin kurumsallaştırdığı bu oyuna biz Türklerin yaptığı olağanüstü bir katkı var. 
  
"Neferiye renga" diye bağırdığımız günlerde bizim takımın oyuncusu "trıbıl" yapardı, misal Sevim Ebeoğlu müthiş bir trıbılcıydı.  
  
Lefter Küçükandonyadis dünyanın en önde gelen trıbılcılarındandı. 
  
Sonra birikti bir şeyler, birikti azar azar ve biz Türkler  "trıbıl"ı bıraktık. Zihni çalım atıyordu, Veli başını döndürüyordu rakiplerin çalımları ile. Şenol Birol da öyle, Rıdvan şeytanı da. 
  
Futbol nerede ve en çok da albenisi yüksek kadınlara yakışan "çalım" nerede? 
  
Evet, futbolda "çalım" kavramı futbolda özne olmak demek değil mi? 
  
Bölükler arası lig düzenlemek de özne olmaktır ve hem resmen ve hukuken öğrenci olmakla birlikte aynı zaman ve zeminde mücahit olmak da hayatın karşısında özne olmaktı. 
  
Zor günlerin, gündüzlerinde yarı aç, gecelerinde bir tas çorbalı günlerin, kuşatma altında geçen günlerin gecelerinde, Kızılay yardımı ile gelen "iaşe" arasında bulunan kabuklu kuru baklayı, ıslatıp azıcık, kara saçta tuzla kavurup çocuklara yemiş eylemek de annelerimizin tüm dünya devletlerine kafa tutarken, kendi kaderimizi biz tayin edeceğiz, yarı aç ama onurlu, yoksul ama hür yaşayabilir ve dahası bununla mutlu olabiliriz demeleri özne olmanın ta kendisi değil miydi?
  
Kimseye baskı ve zulüm karşısında özne olma hakkı verilmez ve fakat özne olanlar zulme baskıya nereden ve nasıl gelirse gelsin direnenler, üç kuruş, beş euro, yedi dolar, on pound karşısında, her türlü fonlamayı reddedenlerdir. 
  
Beni sponse et, vakfından bana euro ver diye, fon sahiplerine, fon vakıflarına başvuranlar özne değil, olsa olsa fonların nesnesi olurlar. 
  
Hayatın doğal akışı içinde milletler vardır ve milletin mensubu olmak yine doğal akışın sonucudur. 
  
Doğal olmayan ve fakat bu Ada üzerinde yaşamayan İngilizlere, Amerikalılara göre, NATO’ya göre normal olan bir denemeydi Kıbrıs Cumhuriyeti ve kuruldu, komşularımız olan Kıbrıs Elenleri bir gün bile vazgeçmedikleri idealleri doğrultusunda "Liderlerimiz büyük bir öngörü ile Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ve Anayasasını halk oyuna ( referanduma) sunmadılar. Bu da bize, kuruluş antlaşmasının ve anayasanın zor altında dayatıldığını öne sürme şansı ve hakkını sağladı" diyerek özne olduklarını kanıtladılar. Akritas (*) stratejisi sürüyor hâlâ. (Bakınız Akritas Planı giriş bölümü ve hatırlayınız Akritas planını hazırlayanlar Cumhurbaşkanı seçildi.)
  
Özne olmak lafazanlıkla olmaz, lafazanlık ile ömür tüketenler ister solda olsunlar ister sağda ancak ve yalnız nesne olurlar. 

Kıbrıs Cumhuriyeti devleti ve Anayasası nesnedir. 
  
Özne olanlar Kıbrıs Türkleri ve Kıbrıs Elenleridir. 

Adı ne isterse olsun devletler araçtırlar özneleri halklar olan ve aslolan halkların savaş potansiyelinden uzak hür yaşamasıdır.

*Akritas Planı: 1963 yılı başında Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetinde çoğunluğa sahip Kıbrıs Rumlarının, Kıbrıs Türklerini yönetimde zayıflatarak daha sonra Kıbrıs Cumhuriyeti'ni Yunanistan ile birleştirmeyi amaçlayan plan.