Trabzon'da sessiz gece

Trabzon'da sessiz gece

29 Ağustos 2022 Pazartesi  |   Köşe Yazıları

Bülent Kaan Köse

Galatasaray, geçen hafta kazandığı deplasmanın ardından son şampiyon Trabzonspor ile zorlu bir müsabakaya çıkacaktı. Takım içi yapılan transferlerden sonra taraftar iyi oyun ile galibiyet beklerken, yaralarını sarmaya çalışan Trabzonspor için de sıkıntılı bir maç olacağı aşikardı. Maç öncesinde analiz yapmayı ve her iki takım için de kadro oluşturmayı seviyorum. Trabzonspor’un Avrupa macerası ve eksiklerinin olduğunu bildiğimden zorlu bir maç olsa da Galatasaray’ın sonuca gideceğini düşünüyordum. Aşağı yukarı her iki takım adına da oyun olarak beklediğim gibi bir maç oldu diyebilirim. Gelelim, sezonun ilk derbisinin satır başlarına...

Maçın başlama düdüğü ile beraber seyirci desteğiyle Trabzonspor’un biraz daha hareketli ve oyunu kontrol eden tarafta maça başlayacağını düşünsem de oyunu kontrol eden taraf Galatasaray oldu diyebilirim. Özellikle ikinci bölgede Hamsik ve Bakasetas’ın olmayışı Avcı’nın elini hayli zora soktu. Dürüst olmak gerekirse, bu kadar eksikle Galatasaray gibi bir takıma karşı Abdullah Avcı’nın yanlış formasyon ile sahaya çıktığını düşünüyorum. Merkez orta sahada Torreira ve Oliviera’nın olması demek geçiş oyununu hızlı oynayarak dönen topları birer birer toplamak demek. İlk yarıda Galatasaray’ın oyunu rakip yarı sahaya yığmasının en temel sebebi Torreira’nın 6 numara rolünde süpürücü rolünü çok iyi yapmış olması.  

Pozisyon açısından kısır gibi görünen bir ilk devre olsa da Galatasaray’ın savunma çizgisinin ve beklerinin geçen haftalara nazaran daha önde bulunuşu, bordo-mavililerin en büyük hücum gücü olan Trezeguet– Cornelius ikilisini kilitledi diyebilirim. Bol pas yapan, set oyununu oturtarak kaleye gitmek isteyen Galatasaray’da üçüncü bölgede Seferoviç’in beklenenden ağır kalması sonucu derin top denemeleri olumsuz sonuçlandı. Buna rağmen ilk yarıda iki tane kırılma anı var. Birinci pozisyon Seferoviç’in ceza sahası içindeki pozisyonu. Net bir penaltı olarak yorumluyorum. İkincisi ise Mertens’in karşı karşıya kaçırdığı pozisyon. Uzun bir süre sonra maça çıkan Muhammed Talha Tepe, Trabzonspor’a bu maç özelinde bir puan kazandıran isim oldu diyebilirim. Oyunun genel temposundan her iki takım adına da memnun olduğumu söylemeliyim. Kompakt bir oyun bekliyordum fakat iki takım da geniş alanda oynadılar.  

İkinci yarıya başlamadan Kerem-Barış Alper değişikliği denenebilirdi diye düşünüyorum. Trabzonspor adına ise kulübede hamle oyuncusu az olduğundan aynı şablonun devam edeceğini biliyordum. Genel hatları ile ilk yarıdan oyun anlamında çok farklı bir ikinci yarı izlemedik diyebilirim. İlk üç haftaya göre Galatasaray’ın kademe kademe oyununu oturttuğunu söylemek gerek. Savunmada Nellson– Abdülkerim ikilisinin iletişimi üst seviyedeydi. İki oyuncu da birbirlerinin alanına girmeden risksiz oynayınca adam paylaşımı konusunda Trabzonspor’un yerleşik set hücumunu bozdular. Torreira ve Mertens’in Galatasaray’a çok şey katacağı aşikâr. Zaman içerisinde Mertens’in Kerem ve Yunus’u daha rahat oynatacağını düşünüyorum.  

Maçta dikkatimi çeken bir diğer detay ise, büyük oranda "zone 14" bölgesinde kalmayı tercih eden Mertens’in maçın büyük bir bölümünü "box to box" , yani çift yönlü olarak oynaması oldu. Bir deplasmanda bulunabilecek fırsatları rahatlıkla bulan Galatasaray, adaptasyon sorununu atlattığında puanları almaya başlayacak. Biraz daha süre gerekli diye düşünüyorum.  

İlk dört haftalık oyun performansında ise Trabzonspor’u hiç beğenmedim. Takım Nwakaeme’nin ayrılması ile kimliğini kaybetmiş gibiydi. Abdullah Avcı, eylül ayında başlayacak olan yoğun fikstürden çıkamayacak gibi görünüyor. Galatasaray ise, bu periyodu gelişerek ve minimum puan kaybıyla kapatarak gidiyor.  

Şampiyonluktan kopmamak için değerli olan bu. Oyuna hâkim olan ve isteyen taraf Okan Hoca ve öğrencileriydi. Kilidin açılması farklı bir galibiyete bakacak gibi. Peki sizce, bu iki takımda neler olacak?.. 
 

Etiketler:  Futbol