Tersten kuşak çatışması

Tersten kuşak çatışması

25 Aralık 2020 Cuma  |   Köşe Yazıları

Okay Deprem

Kuşak çatışması uygarlık tarihi hatta öncesinde de belki hep vardı ancak dünya gündemine esas olarak Rus romancı İvan Sergeyeviç Turgenyev'in ölümsüz eseri "Babalar ve Oğullar" ile 19. Yüzyıl'da giriş yaptı esas olarak. Aradan çok uzun bir zaman geçtikten sonra, nesiller arası konfrontasyon bu kez bir başka sanat dalı olan sinema üzerinden beyaz perdenin Amerikan ikonu James Dean'ın unutulmaz filmi "Asi Gençlik" ile insanların gündemine girecekti. Eski ve yeni jenerasyonlar arasındaki mücadelenin temel olarak kitlesellik kazanması ve uzun bir döneme damgasını vurması ve bunun da ötesinde, yeryüzündeki genç kitlelerin mantalitelerinin değişmesine yol açması ise 1968 ve takip eden yıllarda gerçekleşti. Gerek verilen önceki örneklerde, gerekse de dünya tarihinin en büyük siyasal gençlik kalkışması ve eylemlerine sahne olan 68 döneminde; yeni genç kuşaklar, seleflerinin yani baba ve dedelerinin zihin yapılarına kıyasla her daim daha ilerici, modern, özgürleştirici ve devrimci fikir ve tutumların yanında saf tutmuş, aktif kavganın içinde olagelmişlerdi. 

Yaşlılar Mersin'e gençler tersine

Yakın on yıllarda, bilhassa son çeyrek asırdır eski Doğu Bloku'nda, Sovyet coğrafyasında ve nam-ı değer "Rus dünyası"nda ise farklı türden bir kuşak çatışması, alışıldık olunmayan tarzda bir nesiller arası antogonistik çatışma hali gelişip serpildi. Buna göre söz konusu coğrafyanın eski ve "yaşlı" kuşakları, insanlık tarihinin yakın çağlarının en rafine ve olumlu değerlerinin savunucusu, mirasçısı pozisyonunda kalırken; eski Varşova Paktı'nın yeni ülkelerinde ve bilhassa Rusya Federasyonu'ndaki son iki üç jenerasyon ise, tam tersine, olabilecek en gerici, muhafazakar değer ve dünya görüşlerini savunur pozisyona düşüyordu. Duygusal, politik ve ideolojik açıdan Sovyet ve sosyalizm mirasına en yakından bağlı üst yaş grubundaki nesillerin yaşadığı Rusya, Ukrayna ve Belarus başta olmak üzere hemen hemen tüm eski SSCB cumhuriyetlerinin eski kuşaklarının çok önemli bir kısmı; eşitlik, özgürlük, enternasyonalizm ve barıştan yanayken, bu ülkelerin 80'lerden beri yetişmeye başlayan gençlik kuşaklarının hatırı sayılır bir bölümü ise bilinçli veya bilinçsiz neo-liberalizmin, yeni dünya düzeninin vahşi kapitalist ideolojisinin, milliyetçiliğin, aşırı sağın ve hatta ırkçılığın kuyruğuna kendini kaptırmış, hedefini şaşırmış serseri mayın gibi sağa sola savrulmaktaydı. 

Siyaset eski kuşağın omuzlarında   

90'lardan sonra, Rusya başta gelmek üzere eski Sovyet ülkelerinde 1 Mayıs, anti-faşist zaferin yıldönümü 9 Mayıs ve Ekim Devrimi yıldönümü 7 Kasım anmalarında olsun, demokratik, sosyal taleplerle düzenlenen gösteri ve protesto eylemlerinde olsun; sözde genç hatta orta yaştaki yığınlar neredeyse hiç ortada gözükmezken; hemen hemen tüm miting ve yürüyüşlerin katılımcılarının ezici çoğunluğunu eski ve yaşlı kuşaklardan meydana getiriyordu. Gene bu ülkelerde tüm komünist, sosyalist partilerin üye ve sempatizanlarının aşağı yukarı tamamına yakını eski kuşaklardan oluşurken, yeni kuşaklar ise kategorik olarak apolitikti veya para ve çıkar karşılığı siyasetle kısmen "ilgileniyordu". Ortalama yaşın düşük olmadığı ve giderek de yükseldiği gerçeği bir yanda tutulursa; "genişletilmiş" Rus dünyasında sayıları on milyonları bulan yeni kuşakların kayda değer bir kısmı gün geçtikçe daha fazla palazlanan en gerici, reaksiyoner, popülist, konservatif ve dinsel düşüncelerin esiri ve piyonu haline geliyorlardı. 

Nesiller arası soğuk savaş  

İşin en ilginç ve anlaşılması zor tarafı ise, çoğu durumda aynı küçük evi, ufak daireyi paylaşan veya birbirlerinin birinci dereceden akrabası olan eski ve yeni kuşaklar arasında ideolojik-siyasi-düşünsel açıdan çoğu zaman abartısız hiç mi hiç bağ, alışveriş ve temasın olmamasıydı. Gelinen noktada, yetişkin-üst kuşaklar sürüklendikleri sosyoekonomik statü ve konumlarıyla da bağlantılı olarak, "sözüm ona genç" kuşaklar tarafından pek de kale alınmadıkları, "takılmadıkları", sözleri dinlenmediği için; düşünsel-ideolojik-siyasi anlamda kolektif olarak onlara herhangi bir bilinç ve tecrübe aktarımı yapamamaktadırlar. Bu noktada da ebeveyn ve çocukları veya büyük ebeveyn ve torunları çoğu durumda biçimsel olarak aynı fiziksel mekânı, ortamı paylaşmalarına karşın; fikri-mental-politik ve bilinçsel açıdan ya aralarında en ufak bir organik, sürekli ve gerçek bir iletişim yoktur ve bu noktada da bir nevi tersinden denilebilecek bir kuşak çatışmasının, nesiller arası gerilimin soğuk savaş versiyonu yaşanmaktadır. Ya da, hakiki manada doğru dürüst bir bilgi-bilinç ve entelektüel birikime malik olmaksızın yetişen genç Rus kuşakları, çoğunlukla sahip oldukları ve bilinçli ya da gayri ihtiyari savunucusu pozuna girdikleri gerici-bağnaz-skolastik-idealist ve popülist mülahaza ve görüşlerden hareketle, eski-yaşlı kuşaklarla gerçek anlamda ve aktif bir çatışmaya girişmektedirler. Yalnız bu sefer altı kalın çizgili tek belirgin farkla ki; 68 dönemi ve öncesine göre, bu kez müdafaa ettikleri daha ileri, daha doğru, daha gerçek ve devrimci olan değil, nitekim tam tersi olmaktadır.

Not: Bu yazı Medya Günlüğü'nde daha önce yayınlanmıştır.

Etiketler:  Rusya