Tarım kooperatiflerinin durumu

Tarım kooperatiflerinin durumu

5 Şubat 2021 Cuma  |   Köşe Yazıları

Samih Güven

"Alman usulü" hesap ödeme deyimi bizleri yanıltmasın. Felsefecileri, mühendisleri ve disiplini ile bildiğimiz Almanya dünyada kooperatiflerin de en başarılı olduğu ülkelerden biri. Yani ortak aklı kullanmanın, birbirine inanmanın, kolektif üretim ve başarının göstergesi bu. Günümüzde Almanya’da kooperatiflerin 20 milyonu aşkın üyesi bulunuyor. Finans, inşaat, sigortacılık ve tarım gibi birçok alanda başarılı kooperatif örnekleri söz konusu. 

Japonya’da çiftçilerin yüzde 90’dan fazlası kooperatif üyesi. Kanada’da her üç kişiden biri kooperatiflere üye durumunda. Hollanda ürün bazında uzmanlaşmış kooperatiflerin tarımsal üretimde son derece etkili olduğu ülkelerden biri. Yine Fransa kooperatif uygulamalarının oldukça başarılı olduğu ülkelerden biri. 

Dünya genelinde kooperatifler oldukça etkin ve sürdürülebilir büyümeye önemli katkı yapıyorlar. Dünya nüfusunun yüzde 12'si kooperatif üyesi. Ayrıca istihdamın yaklaşık yüzde 10’unu da kooperatifler sağlıyor ve bu oran bazı Avrupa ülkelerinde çok daha yüksek. 

Türkiye’deki resmi istatistiklere bakıldığında tarımsal faaliyet gerçekleştiren kooperatiflerin 2019 yılı itibarıyla 12.259 olduğu görülüyor. Bunlardan 6807’si tarımsal kalkınma kooperatifi, 2451’i sulama kooperatifi, 1625’i tarım kredi kooperatifi,  1376’sı da diğer tarım kooperatiflerinden oluşuyor. 

Tarım kooperatiflerinin toplam ortak sayısının 3,6 milyon olduğu gözükse de kişilerin birden fazla kooperatife ortak olduğu hususunu dikkate almak gerekiyor. Diğer taraftan Türkiye’de kayıtlı çiftçi sayısının son 10 yılda yüzde 38 oranında azalarak 2020 itibarıyla 2 milyona gerilediği dikkate alındığında kooperatif ortak sayılarının bazı güncellemelere ihtiyaç duyduğu anlaşılıyor.  

Çünkü Ege, Akdeniz ve Marmara bölgeleri dışındaki birçok bölgede kooperatif sayısının daha sınırlı olduğu ve yüz binlerce çiftçinin hiçbir kooperatife üye olmadığı biliniyor. Türkiye’de doğu ve güneydoğu Anadolu başta olmak üzere birçok yerel birimde çok az kooperatif pratiği bulunuyor.  

Esasen Avrupa ülkeleri ile kıyaslandığında Türkiye’deki tarımsal kooperatiflerin üretim başarıları ve etkinlikleri sınırlı durumda. Sayısal olarak iyi gibi görünen durum konunun yönetim, ölçek, kapsam, verimlilik, denetim, eğitim, bilinç ve finansman gibi boyutları dikkate alındığında birçok olumsuzluk içeriyor. 

Yani kurumlar vergisi dahil birçok vergi unsurundan muaf olan kooperatiflerin Türk tarımını destekleyecek güçlü bir yapıda olmadığını görüyoruz. Bunun sebeplerine geçmeden önce kooperatiflerin neden önemli olduğuna ilişkin bazı hususlara değinmek istiyorum.  

Moskova’da çalıştığım dönemde ürünlerine pazar arayışıyla gelen iş adamlarının davranışlarını ve bakış açılarını gördüğümde, küçük ve orta ölçekli firmaların ve özellikle sahipleri eliyle hareket edenlerin aynı ürünler için birbirinden kopuk, maliyet ve bilgi gerektiren çabalarının mutlaka birleştirilmesi ve koordine edilmesi gerektiğini daha iyi anlamıştım. Her bir küçük üreticinin aynı ürün için pazar araması, masraf yapması ve müşteri bulmaya çalışması yerine bunların ortak hareket etmelerini sağlayacak yapıların büyük önemi var. 

Aslında sadece pazarlama açısından değil, üretim açısından da öyle. Bugün artık stratejik önem arz eden tarımın ürün ve bölge bazında planlamaya ve çiftçilerin çabalarının birleştirilmesine büyük ihtiyaç olduğu açık. 

Çünkü kooperatif oluşturmak suretiyle girdi maliyetlerini azaltmak, ölçek oluşturarak verimlilik sağlamak, makine ekipman ihtiyacını daha kolay karşılamak, daha uygun finansman temin etmek ve pazarlama sorunlarını daha kolay çözmek mümkün olabiliyor. Ayrıca üreticiler arasında dayanışmayı sağlamak, istihdam ve marka yaratarak bölge kalkınmasına katkı yapmak da önemli faydalar arasında.  

Peki ama bütün bunlar bilinmesine rağmen kooperatif başarıları ülkemizde neden istenilen seviyede değil?  

Aslında konuyla ilgili mevzuatın daha fazla iyileştirilmesi ve dağınıklığın giderilmesi, organizasyon, planlama, yönetim ve eğitim eksikliklerinin giderilmesi ve çiftçilerin kooperatiflere yönlendirilmesi hususundaki çalışmaların önemi açık. Diğer taraftan yerel yönetimlerin tarıma ve kooperatiflere destek politikaları son derece önemli. Bu anlamda İzmir ve Eskişehir Büyükşehir Belediyeleri tarafından yapılan çalışmalar büyük değer taşıyor kanımca. Ama birçok yerel yönetimin bu konudaki çabaları yetersiz. 

Ayrıca var olan kooperatiflerin etkinliğini artıracak, profesyonel yönetim yeteneklerini geliştirecek ve yerelle daha iyi bütünleşecek şekilde gözden geçirilmeleri gerekiyor. Bunun için de ilgili bakanlıkların konuya daha fazla eğilmesi gerekiyor. 

Ama bütün bunlardan daha önemli bir konu var ki o da insanların birlikte iş yapması ve ortak aklın kullanılmasındaki eksiklik. Ne yazık ki geçmişte özellikle inşaat alanındaki başarısız örnekler halkın bakış açısını olumsuz etkilemiş durumda. Çiftçilerin bir bölümü ise konunun öneminden ve ne yapılması gerektiğinden haberdar değil. Kooperatifin anlamını bile bilmeyen çiftçilerin bulunduğu yerde hatanın kime ait olduğunun sorgulanması gerekiyor. 

En önemlisi de bu kadar kutuplaştırılmış ve birbirine karşıt hale getirilmiş bir ülkenin insanları bunu nasıl başaracak? Türkiye’de 60'lı ve 70’li yıllardan 80’lere geçerken nelerin yerle bir olduğunun iyi hatırlanması gerekir. Birbirine güvenen, yardımlaşan, imece usulü çalışan insanların yerini kendi derdine düşmüş, dayanışma heyecanını kaybetmiş ve birbirine tahammülü kalmamış insanlar aldı ne yazık ki. Darbelerle, kutuplaştırmalarla birbirimize olan inancımızı, ortak heyecanımızı baltaladılar. 

Adalete, kurumlara ve birbirlerine olan inançtaki azalmanın bu ülkeye maliyetini herkesin iyi anlaması gerekiyor. Kültürümüzün köklerinde dayanışma, ortak aklı kullanma, meclisler, kurullar oluşturma, adalete, liyakate, bilene saygı gösterme gelenekleri var. Bunları ayağa kaldırmak gerekir önce. 

Bu ülkede planlama kavramına hâlâ ideolojik bir gözle mi bakılıyor? Geleceğimizi iyi bir planlamayla, iyi bir yönetimle ve ortak akılla inşa edebiliriz. 

Almanya’da kooperatif fikrinin babalarından sayılan Friedrich Raiffeisen’in dediği gibi, tek kişi için imkânsız olanı birlikte başarabiliriz.