Tarihten bugüne Laz müziği

Tarihten bugüne Laz müziği

17 Şubat 2021 Çarşamba  |   Serbest Kürsü

Adnan Genç, serbest gazeteci

Yeni bir yazı dizisinde daha önce de yaptığımız gibi Karadeniz halklarının kaybolmakta olan kültürlerini irdelediğimiz gibi; bu kez, kültür dünyası ve müzik özelinde dostlarımızla konuşacağız. Aslında bizimki iyi niyetli bir yakıştırma da olsa; etnik müzik için, geceli gündüzlü, köy köy dolaşarak; hatta, komşu ülkelerdeki izlerini de sürerek, müzik derleyen dostlarımıza birer ‘etnomüzikolog’ gibi çalışıyor diyebiliriz… Bilindiği üzere: “Müziği kültürel bağlamında irdeleyen müzik bilimine etnomüzikoloji denir. Kültürel müzikoloji dendiği gibi "Sosyolojik ve antropolojik yaklaşımla müzik" olarak da tanımlanmaktadır. Etnomüzikologlara göre müzikbilimcisi (müzikolog) müziğin kendisi üzerine çalışırken, etnomüzikolog tıpkı kültürel müzikolojide olduğu gibi müziği daha geniş kültürel çerçevesinde inceler görüşü yaygındır. etnomüzikologların, sadece derlemeci olduğuna dair yaygın ancak ‘yanlış’ söylentiler vardır.

Günümüzde etnomüzikologlar her ne kadar popüler kültür alanındaki ürünlere yönelmiş olsalar da, kimileri yeni notasyon teknikleri ve açıklamalı çalışmalar içerisinde yer almaktadırlar.

Etnomüzikoloji disiplinler arası önemli bir yerde bulunmakta ve antropoloji, tarih, sosyoloji, etimoloji, semiotik, matematik ve birçok başka bilim dalından yararlanmaktadır. Bunun en büyük nedeni ise çalışılmakta olunan alan üzerinde üstünlüğün büyük ölçüde kurulabilinmesini sağlamaktır. Etnomüzikologlar ilk zamanlarında kayıtlarını işitsel olarak alıyor olsalar da günümüzde teknolojinin de gelişmesiyle görsel ve işitsel kayıtları çok daha çağdaş bir biçimde kendi lehlerine çevirmektedirler.. Etnomüzikolojinin tanımına yönelik pek çok tartışma günümüzde de sürmektedir.” (*) 

Ülkemizde Adnan Saygun’la çalışan Macar araştırmacı Béla Bartók ve gene ismi ilgilenenlerce bilinen Zoltán Kodály, unutulmazlar arasındadır… 

Bizim konumuz ise Lazlar, Çerkesler, Gürcüler, Hemşetsiler ve eski Trabzon Rumlarında kullanılan Romeika dili ve müziği üzerinden olacak. Sonuç olarak da hepsini toparlayabilmek ve bilginize sunabilmek için, akademisyen ve müzisyen dostumuz Ayşenur Kolivar ile bir değerlendirme söyleşisi de yapacağız.

"Belki de yolun başındayız henüz"

Önce Laz dostlarımızla konuşacağız. Müzisyen bir aileden gelen genç kuşak Laz müziği araştırmacısı ve yorumcularından Gökhan Alptekin ile konuşuyoruz…  

-Lazca müzik ile ne zaman ilgilenmeye başladınız; müzik eğitiminiz var mı; özetle biraz kendinizden söz ederseniz, okurlarımıza tanıtmış olalım…

-1985 yılında Rize / Ardeşen - Ortaalan Köyü’nde doğdum. “Loli” sülalesindeniz. Geçmişten günümüze müzik ile iç içe bir yaşam süren, şairciliğin; özellikle  de çalgıcılığın olduğu bir sülale içerisinde doğup büyümüş olmam münasebetiyle, çocukluğumdan bu yana yaşantım hep müzik ile yan yana bir yol izlemiştir. Babamın erken evliliği ve çocuk yaşta baba olması, bana babamın babaanneleriyle dedesiyle yaşayabilme, onların arasında bulunabilme şansı verdi. Her şey aslında daha 5-6 yaşlarımdayken büyük babaannelerimden duyduğum ninnileri, şarkıları, ağıtları; ‘p̆ilili’ (kabak yaprağı sapından bir çeşit düdük) ile o melodileri çalmaya çalıştığım ilgi dolu günlerde başladı ve 10 yaşında tanıştığım kemençe ile merak dolu günler eklendi.   
Daha sonrasında ise babam Ayhan Alptekin’in bana aldığı bir tulum ile müzik hayatına adım attım. 2000 senesi haziran ayında ilk elime ilk olarak aldığım tulumun, 3 aylık bir süre zarfın icra tekniğini kavradım ve o yıl eylül ayında henüz amatör olmama rağmen babam sahnesine yanına aldı ve tulumumla eşlik ettim. İlk sahne tozunu da yutmuş oldum böylece. Sahne hayatımda kendimi geliştirmemde en büyük desteğim babam Ayhan Alptekin ve amcam Engin Alptekin olmuştur.

-Galiba Laz müziği epeydir araştırmacı ve müzisyen dostlar sayesinde irdeleniyor ve kamuoyuna kalıcı biçimde aktarılıyor. Siz, bu bağlamda yola çıkarken; kimleri örnek aldınız ve öğrenme sürecini nasıl geliştirdiniz?

-Esasen benim ilk örnek olarak aldığım, babamın 90’lı yıllarda tamamı Lazca olan çalışmaları (kasetleri) olmuştur. İlerleyen dönemlerde yapılan etnik düzeydeki çalışmalar daha dikkatimi çekmeye başladı. Nitekim Birol Topaloğlu’nun 1997 yılında yapmış olduğu ‘Heyamo - Lazuri Birabape’ adlı kaseti....

Babamın bana verip dinlememi istediği günü dün gibi hatırlıyorum. Duymak istediklerimin tümü oradaydı. O çalışma benim gitmek istediğim yoldaki rehberim oldu. Yine o yıllarda Mehmedali Barış Beşli’nin kurduğu ‘ZUĞAŞİ BEREPE –Denizin Çocukları-‘ grubunun kaseti geçti elime. Babam, Lazca ile ilgili veya Lazların konu edildiği hiçbir şeyi eksik etmiyordu evde. Dergi, sözlük, araştırmalar, kitaplar vs. "Bucak̆lişi" (İsmail Avcı) adı ile de babamın aldığı bir Lazca sözlükte tanıştım. Bu çalışmalar, bu isimler benim müzik ve kültür dünyamı aydınlatan ışık olmuşlardır.

-Peki, bu noktada Laz müziğinin geldiği aşama; tatmin edici noktada mıdır; eksiklerin neler olduğunu söyleyebilirsiniz? Laz müziği için; örneğin, Gürcistan’a gidip Hristiyan Lazlar (Megreller) görüştünüz mü? Özgün bir fark görebildiniz mi?

-Bu konuyu hangi boyutta ele almamız gerektiği önemli. Günümüzde popüler müzik kültürü içerisinde yapılan piyasa müziği boyutunda ele alacak olursak, bu tarzdaki çalışmalar şahsen bana tatmin edici gelmiyor, Lazca dahil. Bu kötüdür dinlenmemeli demek değil.  Müzik ile uğraşan herkes bir şekilde ürünlerini ortaya koyabilirler, piyasa müziği alanında, Kürtçe, Lazca, Rumca, Hemşince müzikler yapılabilir. Kimsenin duygularına müzik anlayışına ambargo koyulamaz tabii ki. Dil açısında bakacak olursak günümüzde Lazca yapılan müziklerin dilin yaşaması konusunda olumlu etkileri olmuştur. Ama müzik açısından değerlendirdiğimde şahsen  "Laz Müziği" olarak tatmin edici gelmiyor bana.

Kültürel boyutta ele alacak olursak, Laz halkının neşelerini üzüntülerini  ninnilerini ağıtlarını kısaca yaşamlarından kesitlerin yine o halkın dili ile ifade biçimiyle konu edildiği "Aravani" albümünün Laz müziğini tatmin edici bir noktaya ulaştırmış olduğunu düşünüyorum. Ama günümüzde genel anlamda Lazca yapılan müzik Laz müziği adına tatmin edici bir noktada görmüyorum ben.

Yeni jenerasyonda da geleneksel müzikal ruhu bozmadan ortaya konan etnik bir çalışma son 10 yıldan fazladır yok maalesef...  

Yapılmıyor olmasının sebebi müzikte etnik kültürel alana olan ilginin pek olmaması, daha çok piyasa müziği alanına yönelinmesi diyebilirim. Eksikliklerin en başında, popüler müzik kültürüne karşı geleneksel müzik ruhu ağır basan müzisyenlerin olmaması. (tabii yaşanmışlık önemli bir faktör bu durumda) Bugün tulum çalan 10 kişiden 8i, yöresel tulum havalarından çok popüler Karadeniz piyasa şarkılarını çalıyor, ona yoğunlaşıyor.

Geçen yıl Samargalo (Megrelya)’da Megrel arkadaşım Laşa Egia’nın evinde misafir kaldım. Doğur Karadeniz Laz Müziğinde “ Ok̆oyonu” yani yan yana koro halinde şarkı söyleme tarzı var fakat aynı ses üzerinden. Bu tarz Megrellerde de mevcut fakat aynı ses üzerinden değil tiersli bir şekilde, karar sesin üçüncü beşinci bas tiz sesleri eşliğinde vokallerle çok sesli olarak icra edilir. Doğu Karadeniz Lazlarının İslamiyet'e geçmesinin ardından değişmeye başlayan kültürel yaşamlarının yanında müzikleri de Arabesk tarzdan etkilenmiştir. Megreller ise Hristiyan kültürüyle yaşadıkları için  bu şarkılarını da bu kültürel anlayışla kilise müziği formatında çok sesli olarak seslendirirler. Ritmsel olarak daha çok  3/4 lük - 6/8lik zamanlar mevcuttur. Doğu Karadeniz Lazlarında ise çoğunlukla 5/8 olmak üzere 5/16 ve 7/8lik zamanlar mevcuttur.

-Bilemeyen dostlarımız için eski ve yeni kuşak Laz araştırma ve müzisyenleri bize anlatır mısınız? Hem anmış hem de duyurmuş olalım...

 

 

-Eskilerden başlayacak olursak benim için en başta gelen isim öncelikle Laz Şairi Helimişi Xasani’dir. (1907-1976) Ressam ve Şairliğinin yanında söylediği şarkılarla geleneksel Laz müziğinde bize ışık tutan değerli bir Laz şahsiyet.

Yine Laz araştırmacı yazar İsk̆enderi Ʒ̆it̆aşi (1904-1938) İskender Tzitashi, SSCB’de Latin harflerine dayalı ilk Lazca alfabeyi oluşturan Lazca ders kitapları ve Lazca gazete çıkaran daha sonrasında ise bu uğurda canından olan değerli bir Laz dil bilimci.    
Kendi bestelediği horon havaları olan aynı zamanda Tulum horon havalarının çoğunun günümüzdeki mevcut icra tavırlarının mimarı muhteşem icrasıyla ün yapmış Laz Tulumcu “Mʒ̆anoli Ali“ (Ali Çamkerten- Çamlıhemşin/Topluca 1942-2013 )

Kendilerine has farklı icra tavırları ile kulaklarda bıraktığı lezzetli tınıların sahipleri Tulumcu P̆anco (Ahmet Aydınoğlu 1937-1996) ve K̆umli Amet̆i (Ahmet Çakır 1947-1999)

Laz Kültürü alanındaki çalışmalarda değerli katkıları bulunan Tulum icracısı ve tulum yapım ustası Süleyman Serin (Çamlıhemşin  / Mek̆alesk̆irit - Dikkaya köyü)

Tulum yapımında akordu ve düzenindeki ustalığıyla bilinen, horon havaları bestelemiş Laz sanatkar Şükrü Parlak, Atina/ Bulep (Pazar)

Laz horoncu Mustafa Kurkut (Çamlıhemşin / Mek̆alesk̆irit 1932-2013)

Bildiğiniz üzere, horon; yönetici yani horoncu tarafından oynatılır. Her horon oynayan horoncu olamaz. Horoncunun belli özellikleri vardır. Horonu ve de özellikle çalınan kaydeyi (kaydeye göre tavırlar değişir) bilir hatta tulumcu icra ederken en ufak yanlış nota bastığını anlar ve onu uyarır. Yanlış oynayanları esprili bir şekilde uyarır, fora bölümünde atma atar, horonu, nizami ve neşeli bir şekilde devam ettirir. Horonculuk da tulumculuk gibi başlı başına bir zanaattır. İşte böyle bir zanaatkarı, bu zanaatı ustalıkla icra eden  horoncu üstadımızı saygı ve minnetle anmış olalım böylece.

“Lazca” dendiği zaman ilk akla gelen isim, Laz folklor ve dil araştırmacısı, 100’e yakın Lazca kitabı baskıya hazırlayan, sözlük yazarı İsmail Avcı Bucak̆lişi.

Hayatını Laz kültürüne adamış, yaptığı çalışmalarıyla Laz diline can suyu olmuş , müzik ve edebiyat gibi kültürel alandaki çalışmaların tümünde desteği ve hizmeti bulunan değerli ve önemli bir Laz aktivist.   

Ayhan Alptekin (1965 Ardeşen/- Ğere-Ortaalan Köyü) Müzisyenlik  ve sanatçılık hayatı boyunca anadili olan Lazcaya en önde yer vermiş bu bağlamda dilin yaşamasında önemli katkılar sağlamış değerli bir isim. Türkiye’de resmi dil Türkçenin dışında herhangi başka bir etnik dilin konuşulmasının yasak olduğu dönemlerde özellikle 90lı yıllarda, tamamı Lazca olan albümler (kasetler) yapmıştır. İşin mutfak kısmında bulunan, Lazca şarkıları çalışmaları hazırlayan ağabeyi Engin Alptekin’i de eklemek isterim. Davam eden yıllarda da sanat hayatı boyunca müziğinde Lazcayı eksik etmemiştir.     

Birol Topaloğlu (1965Atina- Apso / Pazar -Suçato köyü) Geleneksel Otantik Laz müziğinin ekol ismi. Laz müziği-Laz halk şarkıları alanında yaptığı derleme çalışmalarıyla unutulmaya yüz tutan ezgileri gün ışığına çıkartan Laz kültürüne bu anlamda önemli  katkıları bulunan Laz Halk Müziği sanatçısı.   

Selim Bölükbaşı (1980 Atina T̆alvat- Pazar Tütüncüler);  Konservatuar çalgı yapım bölümü mezunu, müzisyen, sanatçı. Tulum çalgısı üzerinde yaptığı notasyon çalışmalarıyla , çalgının orkestrasyonda daha rahat bir şekilde bulunmasını sağlamış, makamsal olarak yaptığı geliştirmelerle, tulumu daha geniş bir müzikal alana dahil etmiştir.   

Onur Kahveci: Genç kuşak Araştırmacı Müzikolog. Laz Enstitüsü bünyesi altında Laz Müziği konusunda yaptığı yöre-alan araştırmaları ve akademik çalışmalarıyla kültüre önemli hizmetler veriyor.   

Nedim Toraman (Düzce); Lazca’nın Çxala diyalekti alanındaki çalışmalarıyla kültüre  hizmet eden genç kuşak araştırmacı kemençe icracısı.   

Temel Saraç (Ardeşen-Ğere/Küçükköy); Yörede oynanan horonların otantik tavırlarını yaşatan, verdiği horon dersleri ile yarınlara aktaran genç kuşak horoncu.  

K̆lemurişi (Ramazan Kosanoğlu Çamlıhemşin Mek̆alesk̆iriti/Dikkaya köyü)... Folklorik alan araştırma çalışmaları yapan genç kuşak araştımacı.   

Ve tabii ki Kazım Koyuncu; tanımayanımız yoktur fakat ondan bahsetmeden geçemeyeceğim. Hopalı bir Laz. Karadeniz müziğiyle  rock müziği sentezleyip kendi tarzını oluşturmuş, Lazcayı çok daha geniş kitlelere duyurmuş değerli bir müzisyen. 

-Bir kültürün var olabilmesi için en önemli unsurların başında dili gelir. Dil çalışmaları ve bağlı olarak müzikli işler hangi düzeydedir. Hem bu genel haliyle hem de kendi gelişim seyriniz için önümüzdeki yolu biraz anlatabilir misiniz? Neler yapılmalı? 

-Kısaca kültür, bir toplumun yaşayış, düşünce sanat varlıklarının tümüdür. Yaşayış içerisinde en önemli unsur iletişim aracı olan dil, bir toplumun var kalmasında kilit taşı niteliğindedir. Zincirin birbirine bağlı halkaları olarak görmemiz gereken bu durumda müzik, dilin yaşamasında önemli rol oynar. Ağıtlar, Destanlar, Ninniler , Şarkılar, Türküler, halkın yaşayışının, neşelerinin hüzünlerinin acılarının anlatıldığı, müzikle birlikte dilin aracılığıyla geçmişten günümüze gelen kültürel değerlerdir. Bu değerlerin geleneksel dokusunu bozmadan korumak yaşatmak gerektiğini düşünüyorum, bu bağlamda da müzikte gelenekselden yanayım. Laz müziği boyutunda yorum yapacak olursam; geleneksel tınıları işitebildiğimiz otantik çerçevede bir çalışma son 10 yıldan fazladır maalesef yok. Günümüzde yapılan müziklerin çoğu gibi Lazca müzik de, popüler müzik kültürü çerçevesinde piyasa müziği anlayışında çalışmalardır. Kentsel kültürün egemen olduğu alanlarda yaşayan toplumlar için tasarlanmış ticari müzik türünde Lazca müziğin de var olması kaçınılmazdır.

Bu değişim içerisinde geleneksel olanı, özden geleni  bozmadan değişen toplum içerisinde zihinlerde taze tutacak kimselerin olması gerekiyor. 

-Teşekkürler. Kolay gelsin ve sağlığınıza özellikle dikkat edin… 

(*)  Kaynak: https://www.msxlabs.org/forum/soru-cevap/404546-etnomuzikoloji-nedir.html#ixzz6geChAkza 

İlgili yazılar:

 https://medyagunlugu.com/haber/romeikayi-yasatmak-48793

https://medyagunlugu.com/haber/yolun-basindayiz-henuz-48827