Tamam da suçlu kim?

Tamam da suçlu kim?

29 Temmuz 2021 Perşembe  |   Mentor

Mentor

Uzun süredir yazmıyorum çünkü yazınca bir şeylere değişeceğine inancımı giderek kaybediyorum. Futbol giderek "Taliban" seviyesinde bir cehalete, örümcek beyinlilerin çoğunlukta olduğu bir topluma ve yobaz bir kitleye dönüştü.  

Düşünün, adamın biri 40 yıldır "Fenerbahçe'yi şampiyon yapacaklar" yalanını söylüyor, her yıl ne kadar ucuz ve bayağı bir yalan söylediği ortaya çıkıyor ama hâlâ bu yalana inananlar var ve üstelik çoğunluktalar. İnsan bir futbolsever olduğu ve bu insanlarla aynı havayı teneffüs ettiği için kendinden utanıyor. 

Aslında bugün yazmak istediğim bu değil...

Ali Koç-TFF çatışmasına dönüştürülmek istenen ama gerçekte futbol yönetiminde klasikleşmiş hâle gelen Fenerbahçe düşmanlığını yazmak istiyorum. Futbol Federasyonu'ndaki çıkar ve ilişkiye dayalı niteliksiz profesyonel kadrolaşma tüm futbol kulüpleri için tehlike, sırf bu mafyatik organizasyon ve yayıncıya verilen tavizler nedeniyle kulüpler 500 milyon dolar zarar etmiş. Hepsi de kredi faizlerini bile ödemekten aciz ama 500 milyon dolar buhar olmuş. Bu konuda suskun kalan insanların ya çıkar sağlaması ya da çok korkak olması gerekiyor. 

Bana göre ikinci şık daha doğru, hiçbir kulübün Fenerbahçe kadar cesur olacak, dik duracak sosyal organizasyonu ve taraftar bağlılığı yok. Hepsi ilk puslu havada kurtlara yem olacaklarını bilirler ve konuşmaya cesaret edemezler. Zaten diğer kulüpler televizyonda söylediklerini TFF genel kurulunda yuttular ama Ali Koç yutmadı, yutmaz çünkü ne geçmişinde banka dolandırmış ne de kulübü Fetö'ye veya siyasete esir olmuş. 

Diğer kulüplerin taraftar bağlılığı, gelir yaratma gücü ve tek başlarına yaşadıkları çaresizlik Fenerbahçe ile rekabet etmeye uygun değil, o yüzden de başkanları çıkıp TFF Genel Kurulunda çat çat konuşamaz. Ayrıca ellerinde Fenerbahçe'ye karşı futbol yönetimindeki "resmi" düşmanlık dışında hiçbir şey yok. Bu yazdığımın tartışılır bir yanı yok. 500 milyon doları tokatlanmış kulüpler, milyonlarca taraftara ait bu paranın hesabını soramıyorsa bu korkaklık ve çaresizliktir. 

Fenerbahçe o kadar güçlü bir çekim noktası ki dertleri de bitmiyor. Atalarımızın dediği gibi, "büyük başın derdi büyük oluyor." 

Yazılarımı okuyanlar bilir, ben Ali Koç'u çok eleştiren biriyim ama benim reflekslerim taraftar refleksi. Bir de Ali Koç'u her fırsatta sistematik eleştirenler var ki bunların derdi Fenerbahçe değil, bunların derdi Fenerbahçe'ye çökmek. Ceketsizler ve otopark kaçkınları sistematik bir biçimde hem TFF içinden hem de taraftar görünümlü "provokatörler" aracılığı ile Fenerbahçe'yi yıkıp bundan Ali Koç'un zarar görmesini umuyorlar; hepsi eksiksiz Fenerbahçe düşmanı. 

Yanlış anlaşılmasın eleştiriye karşı değilim, karşı olduğum eleştiri görünümü verip sistematik Fenerbahçe düşmanlığı yapılması. 

Evet Ali Koç başarısız oldu ama bunda kendi hataları kadar TFF'ye çöreklenmiş ceketsiz-otopark işbirliğinin etkisi de büyük. 

Bu sene de Fenerbahçe'nin en büyük düşmanı ve rakibi ceketsizler ve onları yöneten otopark çetesidir. 

Ali Koç hata yaptı, yapacaktır da fakat yüreğinde Fenerbahçe'yi yaşatan biri, onu eleştiriyorum ama zerre güvensizliğim yok. Bu sene başarının sırrı asla onu ve takımı yalnız bırakmamaktır çünkü 3 Temmuz bitmedi, başka şekillerde sürüyor.

Bir süredir sırtımızda hançerle dolaşıyoruz...

Etiketler:  Futbol