Taktik savaşını Galatasaray kazandı

Taktik savaşını Galatasaray kazandı

27 Eylül 2021 Pazartesi  |   Köşe Yazıları

Bülent Kaan Köse

Galatasaray, zorlu geçen haftaların ardından evinde oynayacağı maça büyük bir konsantrasyon ve aynı zamanda ciddi bir baskı ile hazırlanıyordu.  

Bu süreci yönetebilmek ne teknik adam için ne de oyuncular için kolaydı. 

Göztepe yeni hocası ile beraber ivme yakalamışken Galatasaray’a kolay lokma olmayacaklarını biliyordum.  

Bu güzel maçın değerlendirmesine bir bakalım… İlk olarak kısa kısa Göztepe’nin hocalarının oyun stilleri ile başlayacağız.. 

Ünal Karaman: 

Oyunu daha çok set hücumu ile oynamak isteyen, her maça daha dengeli hatta savunma kurgusu daha önde olan bir takım şablonundaydı. 

Zaman zaman ön dörtlü kendi aralarında değişimli oynarken, Ünal Hoca daha çok bekleri ile oyun kurmayı seven bu yüzden de merkezi boş bırakan bir takım görüntüsü içerisinde karşımıza çıktı. Bölge geçişlerinde daha dikkatli olan takım, uzun toplar ile direkt kontra takımı olan bir yapı içerisinde çıktı karşımıza. 

Oyunun hücum yönünü daha fazla içeriye doğru veren tecrübeli teknik adam hücum varyasyonlarında pasif kaldı.  

4-2-3-1 varyasyonunda Tipik bir forvet olan Ndiaye-Halil ile kanatlarda eşleşmeye çalışınca, "box to box" olarak yani oyunun çift yönünde zayıf kalan bir takım gördük.  

Stoper hattında ciddi sıkıntı var. Ünal Karaman defans çizgisini geride kursa da, ikili bekler ile ileriye çıktığınız zaman stoper ikilisini ön libero yaptığı için rakibini istediği oranda karşılamakta sıkıntı çektiğinden, hoca görevdeyken hemen hemen her maç gol yedi. 

1) Set Hücumu daha baskındı 

2) Savunma çizgisi önde değil, standart 

3) Ön alanda serbestlik hâkimdi. Özellikle Halil Akbunar  

4) Top sadece 1. ve 3. bölge arasında dönüyordu. 

Nestor El Maestro 

Oyunu daha çok rakip bölgeye yıkmak isteyen, hücum yönü daha baskın olup kompakt futbol oynayan bir ekibe şahit oldum.  

Klasik kullandığı varyasyon 4-3-3 sert ve temaslı oyunu seven bir hoca. Kendisi de eski bir orta saha oyuncusu olduğu için merkezdeki sertliği çok daha fazla önemsiyor. Toplu halde hücuma çıkıp ani hücumlarla gole gitmeyi seviyor. 

1) Set hücumu yerine direkt uzun topla 

2) Savunma çizgisi daha sert ve önde 

3) Bloklar arası bölge geçişlerinde 2. bölgede kümeleşiyorlar.. 

Maç başlangıcında ise tam olarak bu saydığım son madde ile beraber Galatasaray’ın üstüne gittiler. Ön alan baskısına izin vermeden toplu bir şekilde rakibe baskı yaptılar. Galatasaray’da Luyindama’nın yapmış olduğu hataları çok iyi çözen tecrübeli teknik adam, tam da buna göre oynadı.  

Saha yayılımı da iyi olunca Galatasaray hücum etmekte zorlandı diyebiliriz. Sarı-kırmızılı ekip yaşadığı buhranın etkisiyle aldığı topları hücumu kurmadan ileriye atmaya çalışınca organize olamadı diye düşünüyorum. El Maestro, Morutan ve Kerem’e çok net baskılar yaptı.  

Galatasaray, hareketli oyununu sürdürürse maçı çevirecekti. İlk yarı özelinde Galatasaray’ın temposunu kıran Göztepe, Alanya maçını iyi analiz etmiş. Devre arasına girerken, takımda belli başlı değişiklikler gerekiyordu.  

Bulunan pozisyonlarda bazı oyuncular bireysel olarak sorumluluk almasa, farklı bir ilk yarıya da şahit olabilirdik. Göztepe, takım olarak iyi bir yarı çıkardı, Galatasaray’da da her iki yarıda öne çıkan isim bana soracak olursanız Victor Nelsson’du.  

Bireysel hata yapan Luyindama, ilk yarıda fazla top ezdiği için yerine gelen Alparslan ile beraber Galatasaray geriden oyun kurma konusunda rahatlayacaktı. Üçüncü bölgede yalnız kalan Halil’e ise çare sırtı dönük oynayan Diagne olur diye düşünmüştüm. 

Terim, Halil’i on numara gibi kullanarak hem 4-2-3-1 hem de 4-4-2 oynadı diyebilirim. Yarı başlangıcı ile beraber ön alan baskısını net yapan bir takım gördük. Rakibini sahasından çıkartmadan direkt olarak kanatlardan içe girme gayretinde olan Galatasaray, takım oyunu olarak sıkıştığı yerde ise kaleye şut çekiyor. 

Bu durumu daha önce çok söyledim. Takımı ayağa kaldıran gol sürpriz bir şut ile geldi. Dikkatimi çeken en önemli detaylardan biri ise Galatasaray’ın 1-1’den sonra maksimum tempo sadece ‘’yedi’’ dakika oynaması oldu. 

Bu temponun eksikler döndüğünde ‘’yetmiş’’ dakikaya çıktığını bir düşünür müsünüz? Oyunun şefi bu maç için Cicaldau oldu. Diyagonal paslarını çok sık göreceğiz. Oyuncunun ‘’vizyonu’’ üst seviyede. Hemen hemen her maç Galatasaray tek kırk beş dakikayı oynuyor.  

Bu oyun stili zaman içerisinde doksan dakikaya yayılacak. Bu maçı kazandıran detay ise, devre sonunda takımı tribüne çağıran Galatasaray taraftarı.  

Lig bambaşka seviyelerde olacak, buna eminim. Bu sene değişime çokça şahit olacağız. Her takım puan kaybedecek.  

Galatasaray’ın uyum sürecini atlatırken seri galibiyetler alması, takımı başka bir noktaya taşıyacaktır. Büyük bir baskıya rağmen geriden gelen takım, ilerleyen haftalarda daha iyi olacak. Hedef şimdi Avrupa… Tüm temsilcilerimize başarılar diliyorum. Sizce, Avrupa’da neler yapacağız?..

Etiketler:  Futbol