Şu 'harcama limiti' meselesi

Şu 'harcama limiti' meselesi

2 Şubat 2021 Salı  |   Mentor

Mentor

UEFA FFP (mali kriterler) ve "harcama limiti" konusunda o kadar bilgi kirliliği var ki artık kimse doğrunun ne olduğunu bilmiyor, sonra doğru olmayan bilgiler üzerine de komplo teorileri üretiliyor. Şimdi de "aldığın kadar sat" saçmalığı ortalığı kavuruyor. Türkiye liginde oynayacak hiçbir futbolcunun transferinin aldığın kadar sat ile ilgisi yok yani transfere engel bir durum yok. 

Bir kere şunu net söyleyelim: Ne UEFA FFP'de ne de harcama limitine ilişkin TFF düzenlemesinde aldığın kadar sat diye bir düzenleme var. Bu düzenleme sadece UEFA ile anlaşma imzalayan kulüplere uygulanan bir kural ve kuralın yaptırımı da daha baştan belli: Eğer buna uymazsan karşılığı olmayan yani satmadan aldığın oyunculara UEFA turnuvaları için lisans çıkaramazsın, hepsi o kadar. Harcama limiti açısından da transfer gelirlerinin anlamı şu: Eğer artıda isen  1/3 kadar harcama limitin artırılır, eğer ekside isen, ekside olduğun kadar harcama limitin düşürülür. 

Yani sosyal medyayı kavuran, "Fenerbahçe limitinin korumak için İrfan Can'ı aldı" değerlendirmesi yalandan ibaret. Harcama limiti açısından da unutulan şey, Fenerbahçe'nin borç yapılandırması yaptığı ve harcama limiti konusunda oldukça rahat olduğu. 

UEFA FFP açısından ise Fenerbahçe (26.5.2019'da KAP'ta ilan edildi) ve Beşiktaş'ın anlaşması bitti. Galatasaray'ın anlaşması var. Yalnız Fenerbahçe için iki sezon denk transfer bütçesi şartı var ama bu UEFA turnuvaları ile ilgili ve cezası da şimdiden belli: Net transfer bütçesi pozitif olmazsa alacağı oyuncuları UEFA turnuvalarında oynatamaz, ayrıca bu tutara 2 yıl için mi bakılacak, yoksa her yıl ayrı ayrı mı bakılacak açıklamada belirtilmemiş ama UEFA FFP hep izleme dönemlerinde "kümülatif" rakamlara bakıyor, bunda da farklı olduğunu sanmıyorum. 

Galatasaray'ın anlaşması var ama o da anlaşma sonunda kümülatif açığın 5 milyon euro veya sermaye artırımı yaparsa 30 milyon euro olmasını taahhüt etmiş. Aynı şey Fenerbahçe ve Beşiktaş için de geçerli. Ancak burada çok net bir gerçek var: Fenerbahçe mali durumunu toparlarken Galatasaray ve Beşiktaş'ın mali durumu bozuluyor. 6 aylık gelire bakalım: FB 462 milyon TL, BJK 249 milyon TL, GS 257 milyon TL (oyuncu satışları dahil.) "Fark açılmış, oyuncu satışları fark yaratmış" diyen olabilir (FB 167 milyon TL) ama FB oyuncu satışı olmadan da lider.  

Fenerbahçe'nin mali durumunun diğerlerinden iyi olması ve iyiye gitmesinin nedeni oyuncu satışı. Herkes Mesut ve İrfan Can'a odaklanmışken Fenerbahçe bu konudaki yatırımlarını da devam ettiriyor. 

Altay 22 yaşında, Attila Szalai 23 yaşında, Nazım 26 yaşında, Ozan 25 yaşında, İrfan Can 25 yaşında, Ferdi 21 yaşında, Osayi 23 yaşında, Ademi 24 yaşında, İsmail Yüksek 22 yaşında. Muhakkak atladıklarım vardır ama diğer takımların böyle bir portföyü, daha da önemlisi bağlantıları yok.  

Hem Ali Koç'un Avrupa Kulüpler Birliğindeki ilişkileri hem Emre Belözoğlu'nun Avrupa futbol dünyasındaki ilişkileri hem Sabahattin Baki'nin İngiltere bağlantıları ve bugüne kadar transfer ettiği oyuncuların performansı Fenerbahçe'yi bu konuda avantajlı duruma getiriyor. Ama asıl önemli olan, Fenerbahçe'nin bu konuda kurumsal bir planı ve ekibi var, diğer kulüplerde ise gündelik idare ediliyor. Atilla, Osayi transferleri bunu teyit ediyor. Mesut Özil'in transferi ve dünyada yarattığı sansasyon da bu zincirin güçlenmesine yardımcı olacaktır. 

Hem Fenerbahçe hem Galatasaray hem de Beşiktaş'ın UEFA FFP karşısındaki durumu pek parlak değil ama tek fark Fenerbahçe iyiye, diğerleri kötüye gidiyor ve Fenerbahçe'nin "Bu durumdan nasıl kurtulacaksın" diye sorduklarında anlatacak bir hikâyesi var, diğerlerinin ise yok. Hâlâ fahiş fiyatlara kiralık oyuncu alıyorlar. 

Fenerbahçe'nin bir başka önemli avantajı da, taraftar kaynaklı gelirlerinin diğerlerinden çok yüksek olması. Fenerium 96 milyon TL, Kartal Yuvası 44 milyon TL, GSStore 58 milyon TL, ayrıca bağış kampanyalarında yarattığı fark da çok önemli. 

Pandemi nedeniyle seneye UEFA FFP'den ceza olacağını veya harcama limitinin çok sert uygulanacağını sanmıyorum ama gördüğüm Fenerbahçe her açıdan toparlanırken rakiplerinin buna karşı herhangi bir planı ve aksiyonu yok.  

Tek aksiyonları sosyal medyada kara propaganda ve futbol dışı unsurları kullanarak aynı 3 Temmuz öncesinde olduğu gibi Fenerbahçe'yi zayıflatmaya çalışmak, yetmezse de Fetö gibi yeni bir darbe aramak ama unuttukları bir şey var: Ne artık Fetö var ne de Fenerbahçe bu konuda tecrübesiz. Ayrıca Fetö mücadelesi ile Fenerbahçe vatanseverliğini en üst düzeyde ispatlamış ve müthiş saygınlık kazanmış durumda. 

Rakiplerin ne yaptığı umurumda değil, tek bildiğim Fenerbahçe çok güçlü geliyor. Rakipleri yazmamın nedeni Fenerbahçe'yi engellemek için yeni bir darbe arayışı içinde olduklarını düşünmem, dolayısıyla Fenerbahçelinin birlik olup Fenerbahçe'yi koruma mecburiyetini hatırlatmak istemem.

Etiketler:  Futbol