Su akar kimler bakar?

Su akar kimler bakar?

28 Ekim 2021 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Cumhur Deliceırmak, Girne

"Küçücük çiçeğe bir arı konar

Yürekten yüreğe başka ne kalır..." Menderes Samancılar. 

Bir de böbürleniriz ki Tanrı’nın tabiatın ayrıcalıklı, en ayrıcalıklı yaratığı insandır diye ki başımız göğe erer. 

Akar bir su, kaynağından çıkar ve denizdir ulaştığı, sonra buhar olur göğe yükselir, devri daimdir yağmur olur da yağar yine toprağa, çeker toprak içine kaynak olur devri daime. 

Susuzluğu ve kuraklığı, hele de yaz ayları meşhurdur Kıbrıs Adasının. 

KKTC susuzluktan kırılırken seksenden (80) fazla çim saha yapmıştır ve bahçesini tarlasını sulamaya su bulamayan köylüler top sahalarının ille de çimen olması için ayak diremiş, kapmıştır rüşveti siyasetten. 

Türkiye Anavatan ya Kıbrıs Türklerine, dayanamamış ana yüreği Anamur suyunu aşırmış Akdeniz'den de akıtmış Geçitköy Göleti’ne. 

Seneler geçti üstünden Anamur suyu KKTC’ye akalı ve koca Akdeniz’i aşan su, aşamadı Geçitköy ile Güzelyurt Ovası arasındaki yirmi (20) kilometre ile yine Geçitköy ile Mesarya Ovası arasındaki altmış (60) kilometreyi, tarlalar susuz yine; narenciye bahçeleri susuz ve bunda suyun hiç suçu yok. 

Yıllar yıllar önce Türkiye’de bir darbı mesel vardı "su akar Türk bakar" diye. Devraldı anlı şanlı siyasetçileri hükümetleri KKTC’nin bu deyişi ve aktardı kendi siyasetine "aşar denizi akar Geçitköy’e su, siyaset ve hükümet dahi muhalefet bakar."

Aklın havsalanın alacağı bir şey değil bu. Geçitköy Göleti’ne ta Anamur’dan taşınan su yıllar var ki tarım için kullanılmaya başlanmadı. Bunun tek bir izahı var KKTC siyaset kurumu ve üst düzey bürokrasisi halkın ve memleketin sorunlarını umursamıyor. 

Aydan aya devlete kapağı atmış olanlara, memur olanlara maaş ödemesi yapmayı icraat ve başarı zanneden bir anlayışsızlığa devrildi ne yazık ki KKTC’de siyaset ve hükümet kurumu. 

Önümüzde seçimler var ve yine gündemin, propagandanın/seçim vaatlerinin en önemli argümanı olarak "Türkiye’den en iyi parayı ben koparırım" oluyor bir kez daha. 

Sanki de bir önceki neslin olağanüstü bir direniş ve mücadele ile kurduğu devleti "biz yönetemeyiz" anlayışının, bu çarpık ve hastalıklı tembelliğin, hazır yiyiciliğin, kolaycılığın bütün Kıbrıs Türklerine sirayet etmesi için uğraşıyor gibi siyaset kurumu. 

Kısacası işler kötü, çok kötü.