'Sosyalist' Biden'ın arka penceresi

'Sosyalist' Biden'ın arka penceresi

11 Mayıs 2021 Salı  |   Köşe Yazıları

Mustafa Kemal Eriç

Son haftalarda uluslararası ilişkiler alanında gözlem yapan ve bu gözlemleri paylaşan hemen bütün yazarların vardığı ortak sonuç, yeni bir "soğuk savaş"ın içinde olduğumuz görüşü. 

Daha önceki birkaç yazımızda, cephelerin bir yanda ABD/Batı, öte yanda Çin/Rusya olarak belirginleştiği bu yeni uluslararası gerginlik ortamında, özellikle ABD Başkanı Biden’ın yeni yönetiminin Batı’ya yönelik tehdit algısını tırmandırmak için özel bir çaba içinde olduğuna değinmiştik. 

Peki NATO’daki ve Doğu Asya’daki müttefiklerini adeta bir seferberlik çabası içine sokmaya çalışan ABD’nin kendisi bu konuda ne kadar güvenilir? Washington, kendisi yaş tahta üzerinde yürürken başkasını yere sağlam basmaya ikna etme çalışıyor olabilir mi? 

Donald Trump’ın Beyaz Saray’ı terk etmesinden  sonra "Trumpizm"in turp gibi yaşamaya devam ettiğini hatta bunun da ötesinde hızla güçlendiğini gösteren sinyaller ABD’de dikkatle not edilirken maalesef Batı kamuoyunda yeterince yakından izlenmiyor. Aşağıda değinileceği gibi, bu sadece ABD’nin değil tüm uluslararası dengelerin geleceği açısından önemli riskler taşıyor. 

Önce ABD’deki gelişmeleri siyasi ve ekonomik olarak iki ana başlıkta mercek altına aldıktan sonra görülen belirtilerin bloklar arası dengelere nasıl yansıyabileceği üzerinde öngörülerde bulunabiliriz. 

Önce siyasi platforma bakalım: 

Bu konuda en kaygı verici olan Cumhuriyetçi Parti’nin (CP) durumu. Donald Trump geçen hafta içinde yeni bir web sitesi kurdu ve bu platformu ülkenin durumu üzerine görüşlerini açıklamak için kullanacağını ilan etti. Böylece Trump’ın CP tabanı ve Kongre üyeleri üzerindeki nüfuzunu genişleterek kullanacağı bir zemin işlerliğe kavuşmuş oldu. 

Ancak Trump’ın web sitesi açılmadan önce bile olanlar Biden ve Demokrat Parti (DP) lider kadrosu için korkulu düşler dizisi anlamına geliyor. Bunları şöyle sıralayabiliriz: 

• 2022’de yapılacak Kongre ara seçimleri için eyalet yasama organları müthiş bir hız ve koordinasyonla çalışarak eyalet seçim yasalarını ve seçim bölgelerini yeniden düzenlemekle meşguller. Amaç, özellikle Demokrat seçmenlerin güçlü olduğu eyaletlerde, seçime katılma koşullarını kısıtlayıcı önlemleri yasallaştırarak, Afrika kökenli, dar gelirli ve eğitimsiz seçmenlerin oy kullanmalarını engellemeye çalışmak. Kongre’de halen çok hassas olan güç dengesi, 2022’de CP’nin Senato’da sadece birkaç sandalyeyi DP’den almasıyla Biden yönetimini fiilen çalışmaz hale getirebilir. 

• Eyaletlerde süregiden hazırlıklardan daha vahim olarak Kongre’deki CP grupları, Trump’a bağlı olmayan Temsilciler Meclisi ve Senato üyelerini hızla etkisizleştirmeye, mümkünse tasfiye etmeye çalışıyorlar. Bunların arasında en önemli isim, Temsilciler Meclisi’nde CP Grubunun lideri olan, Bush döneminin başkan yardımcısı "neocon" Dick Cheney’in kızı Liz Cheney. Liz Cheney’in grup başkanlığı görevine son vermek amacıyla bu hafta Temsilciler Meclisi’ndeki CP grubunda  oylama yapılacak. Bunun nedeni Liz Cheney’in, 2020 seçimlerinin yolsuzluk yapılarak 2020 seçimlerinin CP’den çalındığı yolundaki Trump iddiasını desteklememesi ve 6 Ocak’taki Kongre binası baskınından sonra Kongre’de yapılan oylamada Trump’ın görevden alınması için oy kullanmış olması. Cheney’in oylamayı kaybetmesi, Trump’ın CP örgütü üzerindeki nüfuz ve gücünün katmerli ilanı anlamına gelecek. 

• Bu gelişmelerin yanı sıra yine özellikle güney eyaletlerinde Trump’ın siyasi gündemine hizmet edecek ilgili ilgisiz yasalar çıkarılıyor. Bir örnek, Teksas eyalet meclisi, eyalet sınırları içinde ruhsatsız ve gizlenmeye gerek kalmaksızın silah taşınmasına izin veren bir tasarıyı yasalaştırmak üzere. Yani bir anlamda kovboy filmlerindeki gibi kemer takarak silahla gezmek serbest olacak yasa kabul edilince. Bu elbette sadece bir örnek. 

İşin ekonomik boyutu da en az siyasi olanı kadar vahim: 

• Biden göreve gelir gelmez bol keseden atarak yaklaşık 6 trilyon dolar harcama vaadinde bulundu, bunun yaklaşık 2 trilyonu ülkenin alt yapısını yenileme, 2 trilyonu Covid’den etkilenen ekonomiye destek, kalanı da eyalet yönetimleriyle dar gelirli kesimlere destek olarak tasarlanmıştı. 

Bu dilimlerden sonuncusu hemen uygulamaya kondu ve halkın harcama gücünü destekleyecek çekler evlere postalandı. Ancak öbür iki dilimin uygulanabilmesi için Biden’ın borçlanma, vergi düzenleme ve yeni harcama tasarılarını Kongre’den geçirmesi gerekiyor ki, bu harcama paketlerinin büyüklüğü kendi DP’li Kongre üyelerinden bile tepki çekti. Yani Başkan’ın bu girişimleri tamamen olmasa bile büyük ölçüde suya düşebilir. Bu da 2022 ara seçimlerinde Biden'ı başarısız bir başkan, DP’yi de yanlış parti olarak göstermeye yetebilir. 

• Geçen Cuma günü Çalışma Bakanlığı’nca açıklanan işsizlik rakamları birçok gözlemci için dudak uçuklatıcı bir özellik taşıyordu. Nedeni: Ekonomistler Nisan ayında 980 bin yeni istihdam yaratılmış olacağını tahmin ediyorlardı. Oysa gerçekleşen rakam 230 bine bile ulaşamamıştı. Üstüne üstlük Mart ayında yaratıldığı ilan edilen 990 binlik istihdam rakamı yeniden gözden geçirilince 770 bine geriledi. Bu da gösteriyor ki, Biden’ın ekonomiyi destekleme planı geri tepti. Şöyle ki, ABD Hazinesi’nin halka dağıttığı yardım çekleri ölçüyü kaçırdı, ayda brüt 5 ila 6 bin dolara kadar geliri olan hanelere bile ek destek verildi, daha dar gelirli ailelere verilen destek ise halen uygulanmakta olan asgari ücretin çok üstünde olduğundan birçok çalışabilir nitelikteki işçi, ya Covid korkusundan ya da gelen çekler ihtiyaçları yeterince karşıladığından yeniden işe dönmeyi düşünmüyor. Tabii ki bu da CP’nin Biden’ı, ABD siyasi sözlüğünde "umacı" anlamına gelen “sosyalist” olmakla suçlamasına yol açıyor. 

Bütün bu işaretler Biden’ın altındaki zeminin ne kadar kaygan olduğunu göstermeye yeterli olmalı. 

Acaba NATO ve Doğu Asya başkentlerinde bu işaretler nasıl okunuyor? Biden’ın ipiyle kuyuya inip Çin ve Rusya’yı karşılarına almakla maceraya girişecek ülkeler, Trump’ın kendisi olmasa bile, yine onun gibi Amerika’yı içe kapanmaya yöneltecek bir başkan işbaşına gelirse ne yapacaklar? 

Hele de Merkel’in siyaset sahnesinden çekilmesinden sonra pusulasını şaşırmaya aday, fanatik sağın özellikle İspanya, Fransa ve İtalya’da yükselişe geçtiği bir Avrupa Birliği platformunda nasıl gelişmeler beklenebilir? 

"Acele işe şeytan karışır" diye çok güzel bir sözümüz var, bu "soğuk savaş" işleri de aceleye getirilmiş olmasın?