Sosyal travma

Sosyal travma

31 Aralık 2020 Perşembe  |   Mentor

Mentor

Ali Koç, ikinci defa korona testi pozitif olan Beşiktaş Kulübü Başkanı Ahmet Nur Çebi'yi ziyarete gitmiş, çok da iyi etmiş sonuna kadar yanındayım çünkü biz insanız, insan olmanın en temel şartı diğer insan ve canlılara empati yapıp acılarını anlayabilmektir. Dünya iyi olsun istiyorsan bunun senden başlaması gerekir. 

Ancak Fenerbahçe camiasından Ali Koç'a kırgınlık ve sitem dolu söylemler de yükseliyor ki kesinlikle katılmıyorum. Biz sporseveriz ve savaş halinde falan değiliz zaten futbolu çürüten "ne olursa olsun kazanalım" söylemi değil mi? Ahmet Nur Çebi ve bütün Beşiktaşlılar sağlıklı olsun, varsın biz kazanmayalım ama kafamızı yastığa koyduğumuzda uyuyabilelim.

Ama taraftarların kırgınlığı da kesinlikle haklı çünkü Fenerbahçe herkes için iyi dileklerini paylaşırken rakipleri Fenerbahçeli sporcu ve yöneticiler hastalandığında umursamıyorlar, bana öyle geliyor ki daha da kötüsü için için mutlu oluyorlar. 

Tartışmaya bile gerek yok Ali Koç ve Fenerbahçe'nin tavrı doğrudur, asıl hastalıklı, travmatik ve davranış bozukluğu olan diğer tavırdır. 

Bir insan kalbinde nasıl bir nefret taşımalı ki bir başka insanın hasta olmasına hatta yaşamının risk altında olmasına üzülmesin, dahası sevinsin. Bir sportif rekabetin içinde bir insanın kalbi nasıl bu kadar çürüyebilir, bunun sağlıklı olmadığı, sosyopat bir davranış olduğunu sanırım psikiyatri eğitimi almamış orta zekâ ve kültüre sahip birine sorsanız rahatlıkla anlatabilir size.  

Bu ilk bile değil, defalarca olmuş, minik bebeler Fetö polisinin gaz zulmü içinde boğulurken ülke Fetö egemenliği ve hegemonyası altında iken Fenerbahçe Fetö zulmü altındayken, sahada oynanan futbol bile değilken çocuklar boğulduğu için mutlu ve şen olanlar yok mu? Başka ülkede olsa onlarca masum insanı öldüren, milyonlarca insanın yaşamını mahveden bir suç örgütü Fenerbahçe'ye saldırıp yöneticilerini esir almışken yaşanan o kara günü ülke tarihine utanç günü olarak eklerdi. Kimdi o polisler? Kimdi Fenerbahçe'yi başkanları ve camiası esir almışken ligi oynatan güç? Kimdi Fenerbahçe'yi zirveden alıp borç batağına sokup haksız rekabet sağlayan, sonra "Ben onlardan değilim", kim inanır?

Bir sportif rekabet insanlarda nasıl bu kadar büyük travma yaratıp insanların ruh sağlığını bozabilir anlamanın olanağı yok, bu bir tür sosyal psikoloji olayı, kitlesel histeri ve bozukluk yoksa bir insan diğer insanın hasta olmasında ya da çocukların ezilmesinden boğulmasından nasıl rahatsız olmaz?

Fenerbahçe rakiplerinde sportif başarı ve kazanmaktan bağımsız  bir tür takıntı, yetersizlik duygusu ve travma yaratıyor ve insanları çürütüyor, camiaları çürütüyor. 

Başkanı senin başkanını hastanede ziyaret etme nezaketi göstermiş bir camianın sporcuları hasta olduğunda yüzeysel bir sosyal medya mesajını bile atamayacak kadar ağır travmatik bir etki yaratıyor Fenerbahçe rakiplerinde. 

Bunun nedeni çok açık: Herkesin rakibi, Galatasaray'ın, Anadolu Efes'in, Beşiktaş'ın, Vakıfbank'ın rakibi ama daha önemlisi bunu kendi gücüyle yapıyor. İşte film orada kopuyor çünkü kendilerini de tanıdıkları için, sistemi nasıl  işlettiklerini bildikleri için Fenerbahçe'nin hâlâ en tepede olması onları delirtiyor. 

Nasıl delirtmesin, sen yüz saklıyorsun adam o şerefsizi nasıl ülkeden kaçmaya mecbur ettiğini kutluyor. 

Sonuç; Ali Koç çok büyük bir kulübün başkanıdır, bu kulübün en büyük özelliği en büyük olması değil, bu kirli sisteme ahlak ve iyilik öğretip futbolu eski masum ve temiz günlerine dönmesini sağlamak için mücadele ediyor olmasıdır. Ali Koç bu ziyaretleri yaptıkça futbolun üstündeki tarikat ve derin devlet gölgeleri kaybolacaktır, zaten en büyük korku da bu sanırım...

Etiketler:  Futbol