Slav kapışması ve 'Çehov'un silahı'

Slav kapışması ve 'Çehov'un silahı'

27 Nisan 2021 Salı  |   Günlük

Gazeteci Cenk Başlamış'ın, Batılı ülkelerin de karıştığı Rusya-Ukrayna gerginliğiyle ilgili olarak Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan makalesi:

Gerçekten de savaş öncesini andıran bir hava vardı: Rusya on binlerce askerini Kırım'a ve Ukrayna sınırına yığdı, savaş gemileri ve uçakları Karadeniz'de tatbikat yaptı. 

Bu hava içinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in hem Ukrayna'yı hem de Batı'yı kastederek, “Köprüleri yakmak istemiyoruz ama yakmak isteyenlere en sert karşılığı veririz. Kırmızı çizgimizi geçenleri pişman ederiz” mealindeki Federal Meclis konuşması nasıl bir “yangın” çıkabileceği konusunda açık uyarı oldu. 

Putin, bu uyarının “yeterli” olduğuna karar vermiş olmalı ki, konuşmasından 24 saat sonra Ukrayna sınırına yığılan Rus askerleri çekilmeye başladı. 

Ukrayna'nın Rusya yanlısı ayrılıkçı doğu bölgeleri sadece iki Slav ülkeyi karşı karşıya getirmedi, Batı'nın Kiev'in yanında soruna müdahil olması tansiyonu tehlikeli şekilde yükseltti. 

Yedi yıllık kriz Ukrayna'da Moskova yanlısı lider Viktor Yanukoviç'in 2014 yılının ilk aylarında devrilmesiyle başladı. Kiev'de Batı yanlılarının iktidara gelmesinden sonra Rusya Ukrayna'ya ait olan Kırım'ı ilhak etti, hemen ardından Ukrayna'nın doğusundaki Lugansk ve Donetsk bölgelerindeki ayrılıkçılar Moskova'nın da desteğiyle bağımsızlık ilan etti. 

Krizin yedi yıl sonra aniden alevlenmesiyle ilgili olarak taraflar birbirini suçluyor. Ancak tırmanmanın, Joe Biden'ın Amerikan başkanlık koltuğuna oturur oturmaz Putin'e “katil” demesi ve “Rusya bedel ödeyecek” sözü vermesinden hemen sonra başlaması dikkat çekiyor. Biden'ın, eski başkan Donald Trump döneminde hasar gören ABD-AB ilişkilerini onarmak için Rusya olayını kullanmaya çalıştığını düşünenlerin sayısı az değil. Karadeniz'e iki savaş gemisi göndermek için Türkiye'ye başvuran ABD karar değiştirdeyse de, İngiltere benzer bir bildirimde bulundu. 

Rusya'nın askerlerini çekmeye başlaması tansiyonu düşürse de krizi yaratan sorun havada asılı kalmış durumda. Karar öncesinde kimileri Rusya'nın Ukrayna'nın doğusunu işgale hazırlandığını ya da barış gücü yerleştirmek için fırsat kolladığını, kimileri de Kremlin'in Biden'ın sabrını test ettiğine düşünüyordu. 

Putin'in son konuşmasındaki üslup sertliğine rağmen ana mesaj, “Çıkarlarımıza dokunursanız misliyle karşılık veririz”di. Bu da, Ukrayna'nın doğusundaki statükonun korunmasının Rusya'nın bugünkü önceliği olduğunu gösteriyor. Örtülü bir mesaj da Ukrayna'yı üyeliğe almaması için NATO'ya verildi. 

Sıcak bir çatışma durumunda Batı'nın Ukrayna'nın yardımına koşup koşmayacağı ise soru işareti. Benzer bir durum 2008 yılında yaşanmış, Gürcistan tek yanlı olarak bağımsızlık ilan eden Güney Osetya ile Abhazya'yı yeniden topraklarına katmaya çalışınca karşısında Rusya'yı bulmuş, NATO üyeliği için Tiflis'ın sırtını sıvazlayan Batı savaş başlayınca Gürcüleri kaderleriyle baş başa bırakmıştı. 

Gerginlik azalmaya devam mı eder yoksa aniden tekrar tırmanır mı söylemesi zor ama ünlü yazar Anton Çehov'un, “Eğer kimse ateş etmeyecekse sahneye dekor olarak silah koymayın” sözünü Rusların ezbere bildiğine kuşku yok. 

Türkiye'nin durumu 

Gerginlik iki ülkeyle de yakın ilişkiler içinde bulunan Türkiye'yi arada bıraktı. Kısa aralıklarla Rusya'dan Ankara'ya hem Montrö'de değişiklik yapmama hem de İHA satışı kastedilerek, “Ukrayna'nın militarist eğilimlerini teşvik etmeme” uyarıları geldi. Ama Carnegie Moskova Merkezi tarafından yayınlanan bir analizde belirtilen, “Türkiye'nin yakın gelecekte ABD ile ilişkilerini düzeltmesinin imkânsız olduğu, dolayısıyla Rusya'ya yakınlaşmak dışında bir seçeneği bulunmadığı” görüşü büyük olasılıkla Kremlin tarafından da paylaşılıyor. Yani öyle görünüyor ki, Moskova yakın gelecekte Ankara'dan sürpriz bir hamle beklemiyor.

Yazının orijinalini okumak için tıklayın

Etiketler:  Rusya