Siyasal İslam'ın çöküşü...

Siyasal İslam'ın çöküşü...

27 Ocak 2016 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan Doğu Bloğu, ABD ve Batı için tehlike olarak algılanmaya başlandı, tehlikenin azaltılması, hatta bertaraf edilmesi için bir seri planlar hazırlandı.
ABD'nin Yeşil kuşak projesi: "Kızıl tehlikeye karşı yeşil panzehir" 

İşte bu kapsamda Ülkemizdeki gelişmeler...

Türkiye'de 1950 Eylül ayında İstanbul'da Komünizmle Mücadele Derneği kuruldu. 

Kasım ayında Komünizmle Mücadele Dergisi yayın hayatına başladı. 

1951 Şubat Celal Bayar McCarthizm'den (ABD'de kominist avı) ödünç aldığı ünlü sözünü söyledi: "Bu kış komünizm gelecek...!" O gün bu gün bekliyoruz !

1951 TKP'liler tutuklandı. Şair Nazım Hikmet vatandaşlıktan çıkarıldı. 

Komünizm tehlike olarak algılatılmaya başlandı. Bir çok yalan üretildi, dinsizlik, namussuzluk gibi...

Böylece komünizmle mücadele derneklerinin yol haritası netleşiyor.

Zaman zaman milliyetçilik ağırlıklı din soslu, bazen de din ağırlıklı milliyetçilik soslu çıkıyor karşımıza.

Komünizm tehlikesine karşı milliyetçi gençler hazırlanacaktı...!

Derneğin kurucularından biri de Fethi Tevetoğlu'dur. Aynı zamanda fikri olarak derneğin lideri kabul edilir.

Fethi Tevetoğlu, ırkçılık düzeyinde bir milliyetçi ve ABD hayranıydı. Dernek üyeleri ABD dostu olduklarını ifade etmekten hiç çekinmemişler.

Fethi Tevetoğlu ABD için şunları söylüyor: "Bilhassa Birleşik Amerika'ya olan içten samimi bağlılığımız ve inancımız, bu milletin insan hak ve hürriyetlerinin başarısı için tarihte örneği görülmemiş bir fedakârlık ve mesuliyeti istekle üzerine almasını takdir edişimizdendir..."

Hatta hayranlığını ABD'li yetkililerle beraber ABD bayrağıyla fotoğraf çektirmeye kadar götürmüş.
İlginç bir bilgi, şarkıcı Tarkan, Fethi Tevetoğlu'nun kardeşinin torunudur. (Tarkan hiç bir zaman komünizm düşmanı olmadı)
Erzurum'da kurulan dernek çok farklı bir boyutta. Recai Kutan Diyarbakır şube başkanıydı. 1965 sonrasında kurucular arasına Fetullah Gülen de katılıyor. ABD ile ilk tanışması o yıllara rastlar...

Aslında birçok Nur talebesi de derneğin kurucuları ve gönüllüleri arasında yer almış. Komünizmle Mücadele Derneği birçok Nur talebesine ev sahipliği yapmış. 
1990'lı yıllarda Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla bu projenin aynı şekilde sürdürülmesinin gereği ortadan kalkmış, aadikal İslam tehlikesi belirmiş bundan sonrası farklılaşmıştır. 

ABD'nin Özal'a biçtiği misyon: Ilımlı İslam'la bütünleşmiş, yarı laik, yarı çağdaş, etnik bölünmeleri siyasal yapısına yansıtmış, bir Türkiye. Bu bağlamda Özal'ın PKK tehlikesini küçümseyen 3-5 çapulcu sözü manidardır. 

Graham Fuller "Siyasal İslam'ın Geleceği" adlı kitapta özellikle Fethullah Gülen'in desteklenmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Türkiye'nin dönüşümünde Gülen ve AKP kendileri için önemli iki unsurdur.

ABD ve Batı Atatürk'ü, devlet adamı, asker, lider olarak hep önemsemiştir ama Cumhuriyet'i, kurumlarını, çağdaş laik Türkiye'yi hiç sevmedi. Çünkü aydınlık bir Türkiye'yi kendileri için tehlike görüyorlar. Müslüman laik çağdaş bir Türkiye Ortadoğu'ya rol model olabilir, Ortadoğu'nun uyanması kendileri açısından istenmeyen sonuçlar doğurabilirdi!..Köy Enstitülerinin kapatılmasında ABD bu gerekçeyle çok etkili olmuştur.
O nedenle AB temsilcilerinin Atatürk'ü değersizleştirmeye yönelik söylemleri çok bilinçlidir. Resmi dairelerden Atatürk fotoğrafları indirilmeli demeçleri vermişlerdir. Özellikle AKP'nin iktidar olmasıyla birlikte Derin Tarih dergisi Atatürk'ü kötüleme, hakarete varan çalışmalarını oldukça hızlanmıştır. 

Bütün bunlar bir planın parçasıdır. AKP çevresi Yeni Türkiye söylemini dile getiriyor. Bu söylemi ilk dillendiren Graham Fuller, "Yeni Türkiye Cumhuriyeti" diye kitap yazdı, Türkiye'yi Türk devleti olmaktan çıkarma projesini Osmanlıcılık diye gösteriyor. Bu bir yutturmacadır. Saddam'ı Kuveyt'e saldırtan büyümeye teşvik eden'de ABD'dir. Bu projenin esas hedefi "Büyüterek Küçültme" dir. Bu bağlamda ülkemiz büyük tehlike ile karşı karşıyadır. 

Fuller 2000 yılında Türkiye hakkında yaptığı "şaşırtıcı" yorumda aynen şunları söylüyor:

"Türkiye, yakın bir gelecekte iki partili bir temsil sistemine gebe... Kökleri geçmişe dayanan ekonomik kriz, iktidardaki koalisyon (B. Ecevit liderliğindeki 57. Hükümetten söz ediyor) partilerinde büyük deprem yaratacak. Fazilet Partisi'nden kopan bir grup ılımlı İslamcı, geniş tabanlı bir siyasi oluşuma gidecek. Bazı etkin siyasetçiler, partilerinden istifa ederek bu yeni oluşuma katılacak. Yeni oluşum kar topu gibi büyüyüp gelişecek. Türkiye'de yakın gelecekte ılımlı İslamcılar iktidara gelecek. Ilımlı İslamcıların yanında İslami söylemlere ters düşmeyen ılımlı sol bir parti de Meclise sokulacak." (Akt. Prof. Dr. Ümit Özdağ, Yeniçağ gazetesi, 29.4.2004)

Ve...2001 AKP kurulur, 2002'de iktidar yapılır... 

AKP durumun farkındadır ve teorisyenliği ile görevlendirilen Yalçın Akdoğan, Ömer Çelik ve Taha Akyol'un katkılarıyla hazırladığı, "Muhafazakâr Demokrasi" kitabında (AKP Yayınları, Ankara 2003; Önsöz R. Tayyip Erdoğan), iç ve dış dinamiklerin Türkiye'nin dönüşümü için uygun olduğunu ileri sürmektedir. Yalçın Akdoğan şunları yazıyor:

"Son iki yüzyıl içinde ilk defa iç dinamikler ile dış dinamikler örtüşmektedir. AKP'yi iktidara getiren kitlelerin talepleri ile (iç dinamikler) ABD'nin ve AB'nin talepleri aynı çizgide birleşmişlerdir. (...) Bu defa halkın istekleri ile Batı'nın istekleri birleşmiştir."

İşte durum bu kadar açık. Akdoğan, hedefleri ve izledikleri siyasetin ABD'nin ve AB'nin talepleri ile birleştiğini ilan etmektedir.
Mısır'da olan şey, siyasal İslam'ın çöküşüdür. Dünyanın her yerinde dini siyasal emellerine alet eden herkesin sonu bu olacaktır.