Sıfıra sıfır elde var sıfır

Sıfıra sıfır elde var sıfır

21 Haziran 2021 Pazartesi  |   Köşe Yazıları

Bülent Kaan Köse

A Milli Futbol Takımımız büyük umutlarla başladığı şampiyonaya maalesef veda ediyor. Bu jenerasyonun bu denli kötü performans göstermesinin sebeplerini ve turnuvada "akıl" açısından olmayışımızın sebeplerini sıralayacağımız kısa ama öz bir analiz olacak. İnanın çok üzgünüm, böylesine iyi hava yakalayan bir takımı bir daha bulabilecek miyiz emin değilim. 

İşin bir diğer kötü tarafı da, bu kadar başarısızlığa rağmen saha içi hariç her şey konuşulacak. İlk iki maçı ayrı ayrı tabii ki analiz etmeyeceğim ama birbirimizi savunmaktan bile aciz kaldığımız bir süreç oldu.  

Takımın üstünde İsviçre maçına çıkarken psikolojik olarak bir baskı varken her maç sahada olan ama hiçbir varlık gösteremeyen isimlerle bu maça çıkmak yerine ben kenarda olsam bir Kerem Aktürkoğlu, Abdülkadir Ömür, Rıdvan Yılmaz denerdim. Dikine oynayacak oyuncu sayısı çok azdı. Mevcut 11 oyuncularımızın hepsi pas oyununa alışık isimler.  

Stoper tandeminde genel olarak yapılan büyük oynamalar her maçta bireysel performanslar üzerinden takıma etki edince, bedelini turnuvadan elenerek ödedik. Bir bakıma en olumlu oynadığımız maç bizim için veda ettiğimiz maç oldu.  

Önde baskılı başladığımız anda kalemizde gördüğümüz gol maçın bütün seyrini değiştirdi. Buna rağmen orta alanda yapılan baskıların sonucunda kazanılan ikinci toplar sonucunda attığımız şutlar, bizim için en olumlu etmenlerden. Teknik, taktik olarak yazılacak bir şey olmaması çok üzücü. Saha parselizasyonu konusunda ciddi eksiklerimiz vardı.  

Konsantrasyon eksikliğini en derin hissettiğimiz turnuva oldu diyebilirim. 4-1-4-1 varyasyonundan vazgeçmeyip ille de kontra sevdasına tutulunca olanlar oldu. İtalya maçında hızlı, Galler maçında kontra, İsviçre maçında ise her ikisini harmanladığımız bir kadroya ihtiyacımız vardı.  

Şenol Hoca sınıfta kaldı diyebilirim. Net bir şekilde hoca değişikliği gerekiyor. Oyuncular arasında da ciddi bir iletişimsizlik olduğunu düşünüyorum.  

Özet olarak "sorun bambaşka yerde..." Bu takımın turnuva boyunca sadece bir gol atması ve üç maç sonunda kalesinde 55 şut görmüş olması kabul edilemez, edilmemeli. Yenilebiliriz ama gol de atabilirdik bence.  

Kadroda iki sol bek olmasına rağmen sağ bek orjinli oyuncuyu sola koymak. Sadece sahada dolanan Kenan Karaman’ı, Beşiktaş’ta bile adam akıllı süre almayan Dorukhan'ı son maçta sahaya sürmek akıl işi değil.  

Madem oynatmayacaktınız Rıdvan gibi, Kerem gibi, genç yeteneklerin arzusunu neden kırdınız? Ayıp be kardeşim!

Yılda 3,2 milyon euro kazanan ama her fırsatta yabancı sınırını konuşan Şenol Güneş’e önerim, ilk olarak parasını Türk Lirası olarak alması. Önce kendimize bakmak lazım.  

Şenol Güneş bu turnuva ile beraber Milli Takım’a veda etmiştir.  

"Çare Ünal Karaman"

Konseptimin dışına çıkarak teknik ya da taktik olarak analiz edilemeyecek kadar kötü oynayan bir takım gördüğüm için dilim döndüğünce sorunlarımızı sizlerle paylaşmak istedim.  

Sorun en başından kadro seçimleri ile başlayarak buralara kadar geldi. Kaan Ayhan, Berat Özdemir’den de mi iyi bir ‘’ön libero(!) Salih Uçan, yokları oynayan Ozan Tufan’dan kötü mü? Halil Akbunar’ın Kenan Karaman’dan neyi eksik?  

Koskoca turnuvada tek forvet oynayacak kadar neye güvendik? Almanya’da şov yapan, 35 maçta 28 gol atan Serdar Dursun, Burak Yılmaz'dan ne kadar kötü oynayabilirdi… Yazık oldu Şenol Hocam, çok yazık oldu…

Etiketler:  Futbol