Sevmek sanattır

Sevmek sanattır

14 Ağustos 2021 Cumartesi  |   Serbest Kürsü

Olga Ocaklı, PhD

Günümüz dünyasında başarıyı arayan çoğu insan maddi zenginlik, güç, popülerlik ve sosyal medya mutluluğu gibi dışsal niteliklere yönelmekte. Ama tüm bu dışsal nitelikleri aslında başkalarının beğenisini, sevgisini ve takdirini kazanmak için istediğimizi fark edemiyoruz. Doğrusu tüm özlemlerimiz, yalnızlık ve yabancılaşma duygusundan kurtulmaya ve sevdiklerimize ait olma isteğimizi doyurmaya yöneliktir 

Yirminci yüzyılın seçkin düşünürlerinden Erich Fromm'a göre, insanları acıdan ve yalnızlıktan ancak gerçek sevgi kurtarabilir. Fromm, "Sevme Sanatı" adlı kitabında modernist toplumlarda sevgi kavramının yanlış yorumlandığına, tüketici düzeyine indirgendiğine ve sosyal kalıplarca dikte edildiğine dikkat çekiyor.  

Fromm kitabında şöyle yazıyor: "Sevmek bir sanattır, tıpkı yaşamanın bir sanat olması gibi. Sevmeyi öğrenmek istiyorsak, tıpkı bir zanaat öğrenme sürecindeki gibi ilerlemeliyiz. Sevmek, edinilmesi gereken aktif bir sanattır." 

Yazar gerçek aşkın 6 ana göstergesini şöyle tanımlıyor: 

1. Beklentisizlik 

Tüketim toplumlarında bazı davranışlar üzerinden maddi ya da manevi çıkar elde edilebileceği yönünde şablonlar oluşması olağan karşılanır. Bu tür toplumlarda ilişkilerin genelde simbiyotik yaşam anlayışı üzerine kurulu olması yaygındır. 

Benzer şekilde, eşler arası ilişkilerde de en azından takdir edilme beklentisiyle hareket edildiği görülür. Ancak, "al gülüm ver gülüm" ilişki modelinde mevcut partneri zamanla “daha kârlı” olabilecek başka bir partnerle değiştirme arzusu gündeme gelebilir.  

Simbiyotik ilişkilerde karşılıklı ilgi, saygı, sorumluluk ya da özveri anlamında bir sevgiden söz edilemez. Tüketici gibi davranan partnerler tam doyuma ulaşamadıklarının ayırtında olamazlar, birliktelikler kısa ömürlü olur. Koşulsuz sevgi anlayışına sahip partnerler, menfaat beklentisiyle değil, içtenlikle hareket ederler. 

İçten ilişkilerde partnerler, her zaman birbirine destek olmaktan mutluluk duyar, almak kadar vermeye de istekli olur. Fromm'a göre; "beklentisizlik, bir ilişkide düş kırıklığı olasılığını en aza indirme yeteneğidir." 

2. İnanmak 

Sevmek, herhangi bir garanti beklenmeden başkasına inanma eylemidir. Her sağlıklı ilişkide sevginin uyanmasını ve gelişimini motive edecek inanca gereksinim duyulur. İnanmak; açık, dürüst ve tutarlı bir kişilik sayesinde zor oluşan ancak çok da kolay kırılabilen psikolojik güven ve bağlanma duygusudur  

Koşulsuz sevginin doğasını anlatmak için Fromm, annenin çocuğuna olan duygularını örnek verir. Çocuk, anne sevgisini hak etmek zorunda kalmadan sevildiğini bilir. İnanmak kalbi açar ve sevginin dünyaya akmasına izin verir. 

3. Umursamak 

Umursama; partnere karşı düşünceli, ilgili, şefkatli, makul ve destekleyici olmayı tanımlar. İlişkiyi sağlıklı biçimde ileriye taşımak için önemlidir. Umursama eksikliği bulunan bir ilişkide sevginin gelişebileceğini hayal etmek zordur. Birisi çocuğunu çok sevdiğini söylediği halde karnını tok tutmayı yeterince umursamıyorsa, bu sevginin samimiyetine kimse inanmaz. 

4. Sorumluluk üstlenmek 

Sorumluluk üstlenme, sevdiğimiz kişilere kendimizi adamanın başka bir yoludur. Örneğin, çocuklar işlerini bağımsız olarak yürütmeyi öğrenene kadar, ana babalar kendilerinin sorumlu olduğunu bilirler. Aynı şekilde eşler de aile hayatında karşılıklı yükümlülükleri bulunduğunu ve bunun sonuçlarının olacağını bilirler. Gerekli, yararlı ve doğru olanın yapılmasını sağlamak için başka biri için sorumluluk almaya gönüllü olmak, sevginin açık göstergesidir. 

5. İnsan özelliklerini anlamak 

Bir insanı tanımak, anlamak ve olduğu gibi kabul etmek, gerçek sevgi ile ilk görüşte aşkı birbirinden ayırır. İlk görüşteki hızlı aşk, her zaman karşıdakinin yüzeysel verilerine, özellikle de dış görünüş algısına dayanır.  

İlk bakışta oluşan hoş izlenimler daha sonra bilinçaltımızda idealize edilmiş olan görüntüyle karşılaştırılır. Çoğu zaman gerçek durum idealdeki durumla örtüşmeyebilir, umutlar ve beklentiler dağılır, düş kırıklığı yaşanır. Bireyin karakteri, geçmişi, yaşam ilkeleri ve dünya görüşü gibi insani niteliklerin ancak doğrudan ve içten iletişimle öğrenilebileceğini hatırlamakta yarar var.  

Ne yazık ki, popüler kültür hızlı aşık olmayı normalmiş gibi öne çıkarıyor. Bu nedenle, yalnız ergenler değil, yetişkinler de karşısındakinin özünü anlayamadan, dışsal algılara dayanarak eş seçimine yöneliyor (flört sitelerinde aşk aramak gibi).  

6. Saygı geliştirmek 

Saygı, partnerin kişiliğini anlamayı ve ona alan açmayı sağlayan bağlılık ve sevgi duygusu olarak tanımlanabilir. Buna göre saygı, partnerlerin birbirini kontrol etmeye çalışmadan, empati içinde duygu ve ihtiyaçlarına değer vermesi ve desteklemesidir. 

50'li yıllarda Erich Fromm, toplumun sosyal ve ekonomik örgütlenme biçiminin, bireyi kendi yaşam yolunu inşa etmek için çıkarcı ve benmerkezci bir modele zorladığını belirtir. Fromm'a göre bu bir sosyal sorundur ve ancak çoğunluğun "sevme sanatını" öğrenmesiyle çözülebilir  

Sevme sanatında ustalaşmak; karşılık beklemeden inanma, umursama, sorumluluk, anlayış ve saygı ister.

Etiketler:  Olga Ocaklı