Sevginin varoluşu

Sevginin varoluşu

8 Aralık 2021 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

Erdal Çolak

Kim ne derse desin sevginin her çeşidi sevgisizlikten iyidir. Sevmek pozitif enerji verir, mutlu eder, insanın hayata olumlu bakmasını ve zevk almasını sağlar. İnsanın ruhunu da bedenini de genç ve dinamik tutar. Hayatı, insanları, doğayı ,canlıyı seven asla negatif bir yaşam anlayışına sahip olmaz. Böylesi insanların kalbi hep heyecan ve sevgi ile doludur. Sevmek, sevilmek hep kıpır kıpırdır, bu duygu insana çok şey katar. 

"İnsan Neyle Yaşar?" romanında Lev Tolstoy ne diyordu: "Tanrı'yı, yaratıcıyı seviyorum deyip de kardeşinden nefret eden yalancıdır. Çünkü gördüğü kardeşini sevmeyen, görmediği Tanrı’yı yaratıcıyı sevemez..." 

Sevgi sizin içinizdeki kadardır... Evrenin, hayatın, etrafımızdaki her şeyin mutlu olma, sevilme ve sevme üzerine kurulu olduğunun farkındayız. Benim iddiam, herkes tarafından sevilmek, herkesi sevmek gibi bir durum yoktur. İnsan yaşamının başlangıç olarak temel ilkesidir. Çünkü insanların tüm davranışların, doğanın içindeki her şey sevgi denen bir bilinçten doğar. İnsanı bütün canlıları hayata bağlayan itici güç sevgidir. Evreni, doğayı, canlıyı ya da bir kişiyi, eşyayı sevmek kişinin hayatın gerçekliğini kavramasına sebep olur. 

Hem sevmek hem de sevilmek çok güzel duygu olsa gerek. İranlı kadın şair Rabia el-Adeviyye'nin dediği gibi: "Seni iki türlü seviyorum. Biri kendimden kaynaklanan, diğeri sırf sen buna layık olduğun için ortaya çıkan." 

Sevmek güzel, çok güzel, sevilmek bıkmadan güzel, usanmadan vazgeçilmez olmak daha da güzel. Bilmiyorum neden ben sevmek, hep sevmek diyorum... İnsan sevmeden ne sabrı öğrenir ne de empati yapmayı. Sabırlı olmayı, gerçek benliğimizi, kendimizi daha iyi anlamamızı sağlar, kısacası sevgi bize her şeyi öğretir. Birisi seni anlıyorsa, seni tamamlıyorsa sevgi insanın hem ruhunda hem de bedende kendini gösterir. Benim gördüğüm, birisinin huyunu, oturmasını, kalkmasını, konuşmasını, ses tonunu, bakışlarını, sana olan ilgisini ancak sana çok benziyorsa seversin. Çünkü zaten sevgiyi besleyen sevilenin sevene hissettirdiği duygu durumudur. 

Bu dünyada gerçek hayatı yaşamak istiyorsanız sadece sevin, sevilin... Acılarla savaşmayı, sabretmeyi, öğrenip ,olgunlaşıp hayatı anlıyoruz. İnsanın doğası itibarıyla içinde bulunması ya da sahip olması gereken sevgi varoluştur. Sevgi bir oluş, varoluştur. Ne şekilde olursa olsun sevmeli ya da sevilmelidir. İnsan severse mutlu, sevmezse şair olabileceği ihtimali göz ardı edilmemelidir. Sevmek de sevilmek de çok güzel… 

Bence sevgi zihinde, düşüncede çok yer kaplar. Sevgi gerçekten de duygudan, düşünceden, tenin bütün duygulanışlarından etkilenir ve bunlarla beslenir. Bu tecrübe bana şunu öğretti; Hiçbir canlı sevgisiz yaşayamaz. İnsan dahil her canlı bilmeli ki hayatın varoluşunda en temel duygu sevgidir. İnsanı hayata bağlayan, insan ilişkilerine anlam katan varoluşun ilk maddesi sevgi olsa gerek. Her ne kadar birçok düşünür evrendeki bütün gelişmenin, hareketi sağlayan iki kuvvet arasındaki savaştan doğmuş olduğunu söylese de bu iki şey sadece sevgi ve nefret üzerinde olmaz. Her ne kadar bu iki güç birbirleriyle çakışsa da, savaşsa da içindeki iç savaştır. Bunlar birbirini besleyen öyle duygulardır ki sevgiyle ya da nefret ile bir anda içinizi nasıl kapladığını anlayamıyorsunuz. Bu her iki ana duygu öyle yavaş bir şekilde birbirini etkiler ki insanın duygu haritasını ele geçirir. Sevgi olumlu olan insanın evrende kendi varlığını sürdürme, yaşatma duygusudur. Sevginin en büyük ödülü insanın kendisidir…