Savaşın aslı toprak kavgası

Savaşın aslı toprak kavgası

16 Mart 2022 Çarşamba  |   Serbest Kürsü

Analizör (mahlas)

Rusya’nın karasal yüzölçümü 16.300.000 kilometrekare. Türkiye’nin yaklaşık 22, ABD’nin yaklaşık 2, Ukrayna’nın ise yaklaşık 30 katı büyüklüğünde. Dünyadaki kara parçalarının toplam yüzölçümü ne kadar peki? 149.000.000 kilometrekare Yani, Rusya tek başına dünya karalarının 9’da birini kaplıyor. Geriye kalan %89’unu 200 kusur ülke aralarında paylaşıyor.  

Normal şartlarda bu kadar büyük bir kara parçasında oturan ülkenin nüfusunun oranının da o şekilde olmasını bekleriz değil mi? Dünya karalarında, kilometrekareye düşen insan sayısı 53. Eğer bu oran Rusya için geçerli olsaydı, nüfusunun 850 milyon olması gerekirdi! Ama öyle değil. Rusya nüfusu 142.000.000 kişi. Başka bir deyişle Rusya’da kilometrekareye 8 (sekiz) kişi düşüyor.  

Bu, tıkış tıkış bir otobüsün arkasında milletin yayıla yayıla, ön taraftakilerin ise üst üste oturmasına benziyor.

İnsanlık tarihinde (6. insan neslini yaşadığımız teorileri çok kuvvetli, bizden öncekiler de bir şekilde yaşamış sonra püf diye kaybolmuş) yapılan savaşların istisnasız hepsinin kökeninde toprak vardır. Çünkü toprak üretilemez. Paylaşılması şarttır. Bir de bunlara iklim, verimlilik, değerli madenler, fosil yakıtları ve en önemlisi suyu eklerseniz, insanlar var oldukça toprak için yapılacak savaşların bitmesi imkansızdır. 

Şimdi gelelim, yazının başındaki rakamlara.  

Bir açıdan Rusya, aslında hiç de adil olmayan bir rahatlıkta yaşıyor. Gerçekten adil değil. Gazze’de 360 kilometrekarede 2 milyon insanın yaşadığını düşünürseniz (5500 kişi/km2), Ruslar çok rahat değil mi? O toprakların altından çıkan fosil yakıtlar, maden cevherleri, değerli taşları da düşünürseniz herkesin Rusya’ya gıpta ile ve hatta fethedilecek topraklar olarak bakması “normal” sayılmaz mı?  

İşte bu durum, Rus devlet kültüründe ciddi bir savunma ve övünme mekanizması yarattı. Bu durum yıllar içinde öyle bir hale geldi ki, eldekini kaybetme korkusu sürekli bir ‘Rus olmanın dayanılmaz ayrıcalığı’ takıntısını doğurdu. Kendini dünyadan izole görme, her şeyin en iyisini yaptığına kendini inandırma gibi düşünceler tüm ülkeye sirayet etti. Putin de bu ekolden gelen aşırı Rus milliyetçisi biri olduğu için 22 yıl önce o koltuğa oturtuldu ve bugünlere gelindi.  

İşte size Ukrayna’ya yapılan işgal girişiminin ana nedeni, toprak kaybetme korkusu! 

Rusya elindekini kaybetmemek için, NATO maskesi altındaki ABD ve Avrupa ise bu dengesizliği (!) lehlerine çevirmek için savaşıyor. Bu savaş aslında ekonomik bir savaş ve Rusya en başından kaybetti. Bunun farkında olduğu için kaba kuvvete başvurdu. Dolayısıyla Ukrayna’dan çıkma–eğer Putin’in öne sürdüğü şartlar kabul edilmezse- ihtimali yok.  

Konu aslında bu kadar basit. Siz bakmayın medyadaki çığırtkanlara, Rusya da gücünün farkında ama para tatlı geliyor, kaybetmek istemiyor…