Sanatçı ile sanatı bütündür

Sanatçı ile sanatı bütündür

16 Mayıs 2021 Pazar  |   Serbest Kürsü

Melek Ay

Var olan her şeyin titreştiği gerçeği, ister Antik Çağ'dan günümüze uzanan kadim bilgilere, ister bugün bilimin anlattığı gerçekliğe bakılsın, ister hayata realist, isterse mistik bakalım, nettir. 

Bağışıklık sistemimizin bile yaşam enerjimizin “Prana” ne kadar titreştiği ile ilgili olduğunu bugün bilimsel makalelerde keşfedebiliriz. 

Eski Hindistan’da bulunan kadim yazıtlarda ve hatta dini kitaplarda, bilincin kök seviyesinde evren bilgisinin var olduğu bir alandan bahsedilir. İnsanı diğer canlılardan farklı kılanın da bilinçaltına işlenmiş bu evren bilgisi olduğu ifade edilir. 

Yogada bu alana ”Akaşik alan”, bu alanda depolanmış bilgilere de ”Akaşik kayıtlar” denilmektedir. Bütün evren bilgisinin, geçmiş, şimdi ve gelecekte yaşanan tüm deneyimlerin, bu alanda olduğu ve hem şu anda hem de sonsuz olduğu ifade edilmektedir. 

Geçen haftanın yazısında, “Akaşa” kavramına da kısaca değinmiştik ancak “Akaşik alan” ifadesini tanımlayabilmek adına, burada tekrar belirtmekte fayda olabilir: 

“Akaşa” doğada var olan tüm elementler ve beş duyumuzla algılayabildiğin her şeydir. “Akaşa” yı hareket ettirebilen “Prana”dır. Bedenimiz “Akaşa” dır, bedeni hareket ettiren şey ise “Prana”dır.  

Şimdi konuyu biraz daha açabiliriz.  

Her şey çok sayıda titreşim katmanından oluştuğu için hiçbir şeyi kendi bütünlüğü içinde göremiyoruz. Var olan her şey sürekli biçim değiştirmekte ve “Akaşa” ile algılanabilmektedir.  

Mesela bir ağacı düşünelim. Sadece ağacı görmek “sonsuzu” kısıtlamaktır. Bir ağaç varlığında gün ışığını, havayı, yağmuru, toprağı da içerir. Bir enerji formu, ağaç adını verdiğimiz şeyin içine ve içinden dışına akar. Kişi pratikler ile zihnini dinginliğe davet ederek saf bilinç seviyesine ilerledikçe, gerçekliği olduğu gibi ve tüm yönleriyle görür. O zaman sonsuzluğu algılayabilmemiz mümkün olabilir. Hem kendi içimizdeki hem de dışımızdaki, sonrasında da aslında sanatçının sanatından ayrılamaz olduğunu… 

Ağaç, çiçek, gökyüzü, yeryüzü, yağmur, güneş, gezegenler ve yıldızlar birbirlerinden ayrı değildir. Yaşam ve ölüm, bir insan ve diğer ruhu olan olmayan her şey, birbirlerinden ayrı değildir. Tıpkı bir dağ ile vadinin birbirinden ayrılamayacağı gibi. 

Birçok kadim geleneğe de bakıldığında, her şeyin bir ruhu olduğuna sürekli vurgu vardır. Diğer bir deyişle, her şeyin tek bir titreşimsel kaynağa bağlı olduğu, her şeyin içinden akan tek bir bilinç, tek bir alan, tek bir güç olduğu gerçeği vardır. Bu alan varlığını, senin etrafında değil, seninle birlikte ve sen olarak sürdürür. 

Tüm bu bütünün içerisinden, geçen hafta bahsettiğimiz “Pancha Pranas"ın ilki olan “Prana Vayu” dan sonra bugün “Prana”nın enerji biçimlerinden ikincisi olan “Apana Vayu” dan söz edeceğiz.  

“Apana Vayu” : 

• Uzaklaşan hava anlamındadır. 

• Pelvik tabanda konumlandırılmıştır. Enerjisi alt karın bölgesine nüfuz eder. Akış yönü aşağı ve dışarıdır. Bu enerji akışı sindirim, üreme, eliminasyon organlarını uyanık tutar. 

• Karbondioksit, idrar, dışkı gibi bedendeki tüm atık maddelerin ortadan kaldırılmasını yönetir. 

• Eylemi ortadan kaldırmaktır, ifadesi istikrarlıdır ve ilişkili çakraları ve elementleri kök çakrası “Muladhara” ve topraktır.  

• Zayıf olduğunda, bacaklarda yetersizlik ve zayıflık duyguları yaratır. Eliminasyon sorunları veya bağırsakları, böbrekleri, üreme veya idrar yollarını etkileyen hastalıklar “Apana Vayu” dengesizliği ile ilgili olabilir. 

Nauli (karnın çalkalanması), Agni Sara Kriya (ateşin özü), Mula Bandha (kök kilidi) gibi ileri seviye ancak öğrenilebilir nefes ve kilit pratikleri bu “vayu”nun kontrol ve dengesini sağlayabilir. Ağaç duruşu (Vrkşasana), savaşçı duruşları (Virabhadrasana), ayakta öne bükülme ( Uttanasana) gibi ayakta yapılan ve kalça-bacak-omurga ilişkisini güçlendiren, bacak kaslarını esneten güçlü yoga pozları da bu “vayu”nun dengeli işleyişini arttırmaya yardımcı olabilir. 

Hissetmek için, gözlerini kapa, uzun bir omurga ile simetrik ve rahat bir şekilde yerde otur. Kalçanın altına bir minder alabilirsin. Uzun bir omurga ile yerde oturmakta zorlanıyorsan, sırtını dayamadan bir sandalyede oturabilir veya ayakta durabilirsin. Nefes al, nefesi yavaşça verirken başının tepesinden kuyruk kemiğine ve ardından bacaklardan ayak tabanlarına akan enerjiyi hisset. 

Namaste...